Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

BATINÎLİK (ESOTERİSME)

VIII. asırda başlayan İsmaîliye hareketi daha sonraki devirlerde Şiî karakterde bir çok mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuş ve bu mezheple­rin hepsine birden «Batıniye» denilmiştir. Ancak bu isim çok geniş bir zümreyi içine aldığı için bazan tamamen birbirine zıt görüşteki mezhepler de aynı safta gösterilmiştir.
Şiî karakterli olan bu mezhep sonraları çok çeşitli ihtilâlci grupların ortaya çıkmasına ve İslâm dünyasında muhtelif karışıklıkların, isyanların, ihti­lâl ve adam öldürme hadiselerinin (kati) zuhuruna sebep olmuşlardır. Bu mezhep mensupları, ezilen insanları daima kışkırtmış ve böylece ihtilâlci Şiîlik İran'dan Mısır'a kadar birçok İslâm ülkelerinde ya­yılmıştır. Bütün bu ihtilâlci grupların meydana çıkış sebebleri şöyle özetlenebilir: İslâmiyet kendinden önce hâkim olan bir çok akîdeleri kaldırmış, tesirsiz hale getirmiştir. İşte bu çeşitli dinlerden ve mezheplerden gelen akîdeler, sonraları İslâmî bir maskeye bürünerek ona nüfûz etmek ve sonunda da onu tah­rip edip yıkmak, dolayısıyla hükümlerini sürdürmek, dinsizliği yaymak yoluna girdiler. Bu husus, İsmailî- ye'nin kurucularına «Zerdüştî», «Deysânî», «Manici» şeklinde verilen sıfatlardan da anlaşılmaktadır. A. Bağdadî ekseri kelâmcıların, batınîliğin Kur'an ve Sünnet'i batınî bir tarzda te'vil ederek Mecûsî di­nine da'vet ettiklerine kâni olduklarını bildiriyor.
Batınîler İslâm âleminde çıkan kabalistlerdiı. Kabalizm, Yahudi dininde Tevrat ve Zebur'un dış (zahirî) manâsı ile iktifa etmeyip, Mukaddes Kitab'ın harflerinden gizli manâlar çıkarmaya çalışan ve ona istedikleri manâları verebilen bir cereyan idi. Batınîler bazı yorumlardan da faydalanarak, bu yorum­ların sınırını sonsuzca genişlettiler ve İslâm doktri­nine istedikleri fikirleri sokmaya çalıştılar. Bu görüşler daha sonra «Hurufîlik» şekline girdi ve Yıldırım Bâyezid zamanında Bektaşî tarikatı içine sokul­du. Yavuz'un temizleme gayretlerine rağmen Bek­taşî edebiyatı «Hurufîlik» tesiri altında gelişti.
Batınîler, İslâm doktrininde her şeyin bir görü­nüşü, bir gizli tarafı olduğuna inandıkları için, bu gizli manâlara nüfûz etmek düşüncesiyle mistik ha­reketi son haddine kadar götürdüler; böylece şüp­hecilik, mistisizm ve Mu'tezilenin karışımından Batınî anlayış doğdu. Bunlar Irak'da Batınî, Karmatî veya Mazdekî adını aldılar. Horasan'da «Melâhide - Dinsizler» ve yanılmaz ve saf (ma'sum) bir öğreticiye inandıkları için «Ta'limiyye» ve daha bir çok isim­ler almışlardır.
Batınîlik, karşısına çıktığı Ehl-i Sünnet'in siyasî birliğini kırmak için siyasî bir görüş ileri sürdü. Bu­na göre;

  1. - Halifelik yerine İmamlık yani İslâm Papalığı'nı kurmak lâzımdır; çünkü imam kendisinde İlâhî sıfatlar bulunan ve Hz. Ali'nin neslinden gelen ma'sum (günahsız) ve üstün bir insandır. Bunlara göre Allah önce Hz. Âdem'de, sonra Hz. Peygam- ber'de ve Hz. Ali'de ve daha sonra onun çocukla­rında görünerek insanlar arasına inmiştir. Batınîler Allah'ın insan bedenine girdiği inancı ile Hıristiyan­lığın «t e s I i s»indeki «Baba - Ruhul Kudüs - Oğul» inancına benzer bir şekli kabul ederler ve «H u I û- liye» (Allah'ın insan bedenine hulûlünü kabul) adı­nı alırlar. Halen Bektaşîlik'e dair kitaplarda bu tes­lise benzer ifadeler yer alır: «Allah - Muhammed - Ali; üçlü bir nurdur, kimse bilmez bir sırdır» ifadesi bunun bariz şeklidir.
  2. - Batınîlik, siyasî değişmeyi gerçekleştirmek için gizli teşkilâtlar kurmuşlar. Haşan Sabbah ile Haşhaşîler Alamut kalesinde üslenerek suikasdlara, hükümet darbelerine, kıtallere baş vurmuşlar; Sün­nî devlet adamlarını öldürerek iktidara geldikleri yerler olmuştur; (İran'da Safariler ve Büveyhîler, Mısır'da Fatımîler ve Yemen'de Zeydîler iktidara gelmişlerdir.) Bu cümleden olarak bilhassa Büyük Selçuklu İmparatorluğu içinde fedaî teşkilâtlarıyla Nizamülmülk, Sultan Melikşah gibi devlet adamları­nı, sultanları, kadıları, âlimleri öldürerek dehşet saç­mışlardır. Selçuklu İmparatorluğu, Ehl-i Sünnet aki­desinin maruz kaldığı bu yıkıcı hareketin fiilî cep­hesinin yanında fikrî cephesiyle de şiddetli bir mü­cadeleye girişmiş; bu sebeple Sultan Alparslan za­manında o devrin en ileri ve en büyük ilim merkez­leri ve üniversiteleri olan «Nizamiye Medreselerini açmış, bunları ülkenin bir çok merkezlerine yaymış, buralarda binlerce talebenin ve hocanın her türlü ihtiyacını karşılamış ve böylece Sünnî akideye da­yanan yeni bir İlmî, fikrî ve felsefî hareket doğmuş­tur. İmamül Harameyn ve Gazzalî gibi büyük ilim ve fikir adamları bu medreselerde hem yetişmişler, hem de hocalık yapmışlardır. Bilhassa Gazzalî sapık felsefe cereyanlarının yıkıcılığına karşı olduğu gibi Batınîlik'e karşı fikrî bir mücadele açmış, bu husus­ta onların fikirlerini çürüten kıymetli kitaplar yaz­mıştır (Bu hususta Bk.: Prof. İ. A. Çubukçu'nun «Gazzâlî ve Batınîlik» adlı doktora tezi, Ankara, 1964).
  3. - Batınîliğin siyasî görüşlerine uygun bir de hukuk sistemi teşekkül etmiştir.

Batınîlerin felsefî görüşleri şöyle özetlenebilir:

  1. Alemin ve varlığın başlangıcı yoktur (kadimdir). Alem yokluktan çıkmaz, madde ezelîdir.
  2. Peygamberleri ve mucizeleri kısmen kabul ederler.
  3. Bütün insanların, inananların davetiye uyması gerekir. İnananlar her türlü günah ve kusurdan ârîdir (masum). (Katolik papaları gibi. Bu görüş de İslâm'ın özüne aykırıdır.)
  4. Âhirete dair fikirleri Brahmanizm ve Manişeizm'e benzer. Tenasüh (Ruhların cesetten cesede göçmesi)'e inanırlar. (Bu fikir de İran'dan Pısagor ve Eflâtun'dan geliyor).
  5. Zâhir (görünüş) kabuktur, bâtın (iç) hakikatin özüdür. Dinleri iç anlamlarıyla anlamalıdır. Bu da tefsir değil te'vil ile olur.

Batınîler bu fikirler «İsmet» (masumluk), «Mehdîlik» (Kurtarıcı), «Takiyye» (Kendini gizliyerek din­dar görünmek), «Rec'a» (Mehdî'nin ve imamların geri geleceğine iman) gibi ahlâkî neticeler çıkarmış­lar ve bunları siyasî hareketlerde kullanmışlardır.
Batınîler İslâmiyet'i yıkabilmek için İslâmiyet'in siyasî ve fikrî düşmanlarıyla daima iş birliği yap­mışlardır. İsmailîlerin liderliğini asrımızda Aga Han, oğlu Ali Han yapmışlar, halen günümüzde torunu Kerim Han bu işi yürütmektedir.
Batınî ve te'vilci karakteriyle tanınan Dürzî- lik ve Nuseyrîlik vasıtasıyla Fransızlar Lübnan ve Suriye'deki etnik grupları şuurlandırarak geçen asırda ve bu asırda birliği parçalamışlar ve buraları sömürmüşlerdir.
Süleyman Hayri BOLAY, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul, 1979

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.