Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

DARWİNİZM

İngiliz tabiat ve biyoloji âlimi Darwin'in transformiste (İstihâleci) teorisine verilen isim. Darvvi- nizme, Lamarkizme ve Fiksizm (canlı nevilerin devirler arasında aynı tipi muhafaza ettiğini ileri süren nazariye)e karşı olarak ortaya çıkmıştır; fakat canlı nevilerin çok basit formların evrimi ile ortaya çıktığını ileri sürdüğü için evrimcilik (Evolutionisme) ile çatışmaz. Darvvin organik âlemin tarihî gelişme­sini bir teori halinde ortaya koymuş. «Nevilerin Menşei, 1859» adlı kitabında evrim teorisinin esaslarını vaz'etmiş, Lamarck'in organların vazifeleri, uygun­luğu fikrine karşı, nevilerin istihâlesinin, onların şe­kil değiştirmesine dayanarak «Tabiî Seçkinleşme» sayesinde meydana geldiğini ileri sürmüştür. «İn­sanın Menşei, 1871»inde ise, insanın hayvan soyun­dan türediğini, insanın babasının maymun olduğu­nu iddia etmiştir. Darvvin'in dünya görüşü, onda «Mes'ud Tesadüf» fikri evrimin küllî ve kör mekanizme bağlandığını gösterir. Nev'ilerin süreksizliği olayından hareket eder, bunu da mekanik sebeple­re bağlar. Materyalist izahı tamamen mekanisttir. Evrim anlayışı, yaratılışın karşısında (antikreasyonist) olup, mekanist izahından dolayı gayeliliği (finalite) de reddeder. Nev'ilerdeki değişkenliği, Lamarck adaptasyon ile izah ederken; Darvvin, aksi­ne, adaptasyonu değişkenlikle izah eder. Bu husu­siyetleriyle Darvvin'in fikirleri materyalistlerin çok işine yaramış, tekâmüldeki eksik kalan izahlarını bu sayede izaha kavuşmuşlar; insanı tabiata irca et­mek, hayvana indirgeyerek izah etmek suretiyle materyalistlerin insanı manevî hayatından, değerle­rinden, kuvvetlerinden ve inançlarından sıyırmak hu­susundaki gayretlerine Darvvin'in izahları en büyük destek olmuş ve gerekli malzemeyi onlara temin et­miştir. Onlar da Darvvinizm ve benzeri anlayışlardan aldığı destekle idealizme, Teolojiye ve metafiziğe karşı mücadeleyi hızlandırmışlardır. Bu bakımdan Darvvin'de İlmî cihet ile felsefî ciheti ayırmak yerin­de olur. Zira kötüye kullanılan esas ikinci cihettir. Darvvin'in «Tabiî seçkinleşme» nazariyesi Marksiz- min diyalektik anlayışına da büyük destek sağlamıştır. Çünkü «Tabiî seçkinleşme» nazariyesi «Hayat mücadelesi» zaruretini ortaya koymuştur. Marx'da bu mücadele «Sınıf Mücadelesi» şekline dönüşmüş­tür.
Toplumlarda bir «İlerleme Değişmesine inan­mak isteyen filozoflarca «Madde» bu değişmeye bağlı sayıldı. Buradan maddenin değişerek gök ci­simlerini meydana getirdiği, onların da suretiyle canlı hücreden bütün varlıkları ve insanı hasıl ettiği fik­ri ileri sürüldü. Böylece bu tekâmül silsilesinin A. Comte'daki gibi, insan cemiyetleri de üç hal kanu­nunun safhalarına uyması, marksistlerde olduğu gi­bi, feodal, kapitalist ve sosyalist safhalarından geç­mesi suretiyle her yerde görüleceğine inanıldı. Can­sız ve canlılardaki tekâmül, insanda ve toplumda «Kalkınma», «Yükselme» şeklinde görülecekti. Hal­buki neviler arasındaki geçişin ileriye mi, geriye mi doğru olduğu tesbit bile edilmemiştir. Fakat bilhassa sosyal mes'elelerle ilgilenen filozoflar, Darvvin'in görüşlerini kendi açılarından yorumlamakta adetâ yarış ettiler.
Darvvin'in canlı nevilerin biribirinden yavaş ya­vaş çıktıkları fikri terk edilmiştir. Bu fikir, zira, İlmî değerini çoktan kaybetmiştir.
Yeryüzünde hayatın başlayışı hususunda iki ayrı görüş vardır: 1 - Bu görüş ilk canlının kendi gıdasını kendisi yapma kabiliyetine sahip olduğu fik­rine sahiptir. Eğer bu doğru ise, kompleks sentezle- me sisteminin (Yani gıdayı çok kompleks kimyevî reaksiyonlarla yapan komplike bir organizma) bir­denbire meydana geldiğini kabul etmek mecburiye­ti vardır. Bu ise evrim teorisine, yani uzun süreler içinde çok küçük değişmelerin birikmesi sonucunda canlının meydana gelmiş olduğu görüşüne aykırıdır. Şu halde bu birinci görüş yanlıştır. 2 - Gıdasını ken­disi yapmayan bir organizma ile hayatın başladığı­nı kabul eden görüş. Bu, doğru ise, canlının yaşa­masını temin edecek kompleks sindirim, dolaşım, solunum v.s. sistemi olmadığı için, canlının beslen­mesi geçişme (Difizyon) ile mümkün olacaktır. Bu da canlı ile çevresi arasında bir yoğunluk farkının mevcudiyetine bağlıdır. Şayet canlı çevreden daha yoğun ise, vücûda fazla madde girmesiyle canlı çatlar. Çevre daha yoğun (konsantre) ise canlının içi­ne gıda girmez, canlının içindeki dışarıya, çevreye geçer, canlı boşalır, yok olur. Yoğunluklar eşit ise difüzyon olmaz, canlı gıdasızlıktan ölür. Şu halde böyle bir canlının mahvı zaruridir. Çünkü beslenemez. Öyleyse bütün bu işlerin olabilmesi için, canlı devamlı bir enerji kaynağına muhtaçtır.
Her iki görüş de evrim fikirlerine aykırıdır ve bir yaratıcının kabulü zarureti vardır. Böylece Darvvi- nizmin temel dayanaklarından biri olan «Kendiliğin­den Oluş» ve «Canlı nevilerin biribirinden yavaş ya­vaş çıktıkları» fikri İlmî esaslara aykırı olduğundan terk edilmiş olmaktadır: Çünkü «Cansız sistemlerden canlıya geçişi gösteren hiç bir müsbet delil yoktur.»
Darvvin'in ikinci ve çok tesir bırakan tezi de «İn­sanın maymundan geldiği» fikridir. İlmin tesbiti, or­tamın şartlarını değiştirerek, bünyede meydana ge­tirilen sathî değişimlerin irsi olmadığı (kalıtım yoluy­la geçmediği) merkezindedir. Meselâ 20 nesil kuy­ruğu kesilen fareler, 21. nesilde yine uzun kuyruklu olarak doğmuşlardır. Uzun asırlar boyunca demir çarıklar giyerek ayaklarını küçülten Çinliler, bu âde­ti bırakınca ayakları yine normal büyüklüğüne ka­vuşmuştur. Biyolojinin en son ve kat'i tesbiti şudur: «Neviler arasında intikal yoktur.» Meselâ paratifo A ve paratifo B mikroplarının bile biribirine dönüşümü mümkün olmamıştır. Gıdalarını alış tarzını dahi değiştirmeyen bu küçük yaratıkla­rın neviden neviye geçmeleri bile mümkün değilken, hayvanın insana dönüşmesi, elbette ki imkânsızdır. Kaldı ki insan, diğer canlılardan manâ, akıl, irade, ruh, fikir, iman ve kültür yönünden kıyas kabul et­meyecek kadar büyük farklılıklar gösterir. Ondaki bu üstünlükler ve farklı taraflar tabiattan gelmez. Zira tabiatta ne şuur var, ne manâ, ne de kültür! Ol­saydı, belki bu kültür ve manâ hayvanlara da ve bu arada maymuna da geçerdi. Bu bakımdan insanın ayrı bir tür (Nevi) olarak yaratıldığını kabul etmek zarureti ortaya çıkmaktadır.
Kaldı ki bugün insanlık, Darvvinizm gibi ilmî maskeli nazariyelerle, insanlığa korkunç bir esaret getiren ideolojik kuvvetlerce köleleştirilmektedir.
Darvvinizm felsefede, sosyolojide çok değişik tesirler uyandırmıştır. Bu cümleden olarak, Niçe'nin «Üstün İnsan) anlayışı, Gobınau'nun «Üstün Irk» na- zariyesi, Darvvin'in «Tabiî seçkinleşme» ile hayatta daima kuvvetlinin yaşama hakkına sahip olduğuna dair fikrinden mülhemdir. İngilizler de bu felsefeye dayanarak gücü yettiği milletleri sömürge yapmış ve asırlarca bunları sömürmesini tabiat kanununun bir icabı olarak göstermiştir. Darvvin'in tekâmülcü görüşleri Spencer tarafından bütün varlıklara ve toplumlara teşmil ve tatbik edilmiştir.
Darvvin'in fikirleri, memleketimizde daima taraf­tar bulmuştur. İnsanın maymundan gelmesi fikrini, önce A. Midhat Efendi benimsemiş ve 1288'de «Da­ğarcık» gazetesinde edebî bir üslûb içinde müdafaa etmiştir. Darvvin nazariyesini bizde ilk yayan Baha Tevfik'in çalışma arkadaşlarından Memduh Süley­man'dır. «Yeni Darwinciler»den başlayarak günü­müze kadar çeşitli İlmî araştırmalarla değerini yiti­ren bu nazariye, marksist materyalistler tarafından her zaman benimsenmiş olup, daima en geçerli İl­mî buluş gibi takdim edilmiştir.
Darvvin'in bazı eserleri marksistler tarafından yeniden dilimize çevrilmiştir. «Türlerin Kökeni, Ank., 1970», «İnsanın Türeyişi, Ank., 1976» ve «Cinsî Seç­kinleşme, Ank., 1977» de bunlar arasındadır. Bazan

da aynı kitap aynı fikre sahip ayrı kimseler tarafın­dan ikinci defa tercüme edilmiştir.
Matoryaiist ve marksist anlayışla ilgisi olmak­sızın, meşhur tabib Prof. Dr. Âkil Muhtar Özden «İlim Bakımından Ahlâk, İst., 1944» adlı eserinde ah- lâk'ı ilim bakımından incelemiştir. Ahlâk'ı bu kitap­ta, biyolojik ve Darvvinci esaslara dayandıran Öz­den, «Darwinci Ahlâk» anlayışının doğru ve geçerli olduğunu müdafaa etmiştir.
Darwinizm ve tenkidi hususunda faz­la bilgi için bak.: I. E. Gilson, D'Aristc-te a Darv/in, Paris, 1971; A. Gehlen, İnsan, Çev.: İ. Tunalı, İst., 1954; H. Z. Ülken, Fel­sefeye Giriş II, Aıık., 1957; Dr. Kenan Çığ- man, inançlar, Ank., 1971, 1976; Abdııliâ- tif Metin, A. N. Field, John Moore; İlmî Gerçekler Işığında Darwinizm, Çev.; Ha­luk Avanoğlu, Otağ Yayınevi, İst., 1976; Abdullah Aymaz; Yaratılış ve Darwinizm, İzmir, 1976
Süleyman Hayri BOLAY, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul, 1979

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.