Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

FATALİZM (FATALİSME - KADERCİLİK)

Bütün hadiselerin, bozulmaz ve değişmez bir şekilde tabiatın ve âlemin üstünde mevcud olan ye­gâne bir kuvvet tarafından önceden tesbit edilmiş olduğuna inanan felsefî meslek. Felsefî Fatalizmin panteist ve teist olmak üzere iki şekli vardır:
Birinci şekli Stoisyenler (Revakîler)de Spinoza'da görülür. Bunlar ve bilhassa Spinoza mutlak determinizme inanır; çünkü önceden her şey tayin edilmiştir, insanın bu zarurete uymaktan başka yapacak bir şeyi yoktur. Tanrı da zarurî varlık olmak­la birlikte zarurete uyarak meydana getirir. Tanrı'nın bu zaruretin şuuruna ermesi O'nun hürriyetidir. Tabiat ve âlem Tanrı'dan ibaret olduğu için, O, bir ve küllî oluşu itibariyle «Yaratıcı tabiat»tır. Sonsuz çokluk olan varlıklar, sıfatlarının değişikleri olarak «Yaratılmış tabiat»tır ve O, bunları zarurî bir şekil­de meydana getirmektedir. (Bu hususta: T. Ruhçu - Maddeci Görüşlerin Müç» adlı kitabın IV. Bölümünün sonundaki Panteizm - Vahdet-i vücud mukayesesine bakmalı).
Teist fatalizm ise, Allah'ın gaybı, vukua gelme­miş her şeyi bilmesiyle ilgilidir. Allah, insanın bütün fiillerini ve hareketlerini önceden bilir; binaenaleyh insanın bütün fiilleri önceden tayin edilmiş olmak­ta ve insana yapacak bir şey kalmamaktadır, insan bir robot durumuna düşmektedir.
İslâm dünyasında, «Cebriye» mezhebi bu anlayışa dayanarak ortaya çıkmış ve insanın fiillerinden dolayı mesul olmayacağını iddia etmiştir. Bunun karşısında olan «Mu'tezile» mezhebi ise insanin fi­illerini kendisinin yarattığını ileri sürmüştür. Ehl-i Sünnet inancında olan «Eş'ariye» mezhebi ise cüz'i iradesiyle mes'uliyetini temellendiren bir görüş or­taya atmıştır. «Eş'ariye» mezhebinin görüşlerine da­ha aklî (rational) bir şekil veren İmam Maturidî ise «Kesb - Kazanma» nazariyesini ortaya atmıştır.
Bütün bu görüşler, kaynağını Kur'an-ı Kerim'den almaktadırlar. Esasen hür iradesiyle âlemi ve varlıkları belli bir gayeye göre yaratan bir Allah'ın varlığı kabul edilince O'nun belli ölçüler ve prensip­ler dahilinde yaratmış olmasını düşünmek hasıl olur; aksi takdirde kâinatta düzenden, intizamdan bahse­dilemez ve âlem hür bir yaratıcının değil, kör bir te­sadüfün eseri olmuş olur. İşte âlemdeki olacak her şeyin bir takım esaslar halinde önceden tesbit edil­miş olması «Levh-i Mahfıız»'a inancı doğurmuştur. Kur'an-ı Kerim'de «Kader» kelimesinin olmaması böyle bir tesbitin, takdirin ve ölçünün olmadığını göstermez. Ölçü ise bir takdirdir. Allah'ın önceden bir takım hadiseleri takdir etmesi ve yaratmış ol­duğu insanın tabiatını, mahiyetini bilmesi, insanın elinin, kolunun bağlanarak bir robot gibi hareket et­tirilmesi, sonra cezalandırılması manâsına gelmez. Böyle olsaydı, Allah'ın insanları «Hangilerinin en iyi amel işleyeceği hususunda» imtihan etmek için ha­yatı yaratmasının bir manâsı kalmazdı ve Allah sa­dece bir zâlim (Hâşâ) durumuna düşer, insana seç­me gücü vermesinin, iyi ile kötüyü belirtmesinin, kitap ve peygamber göndermesinin, iki yol ağzında insanı seçme durumunda bırakmasının hiç bir ma­nâsı kalmazdı. Fatalist (kör kaderci) anlayış tem­belliğe sevk etmesi bakımından zaten çalışmaya ve ilme de imkân bırakmaz. Bu yönden de İslâm'a uy­maz.
Bu bahis uzundur; fakat şunu tekraren söyle­yelim: İnsan hür iradesiyle, yaptığı seçme dolayısıyla işleyeceği fiilden dolayı mes'uldür ve fiiline uygun olarak mükâfat veya ceza görecektir.
Bütün mes'ele ilâhî iradeye uygun yaşayabil­mektir. Bu da bir seçmeyi ve tercihi gerektirir. Seç­meyi iyi yapan sonunda pişman olmaz; pişman ola­nın pişmanlığı ve iyi seçmeden dolayı memnuniyet duyması insanın bu hürriyete sahip olduğunu gös­termeye yeter.
Bir de şu meseleye kısaca temas edelim: Batı- lıiardan gelen ve bizde de bir hayli taraftar bulan bir iddia: İslâm dünyası İslâm'ın «Kör Kaderciliği» sebebiyle geri kalmıştır. Bu doğru olsaydı, 1000 yıl Müslüman dünyasında ilim, felsefe, kültür ve me­deniyet bir nur gibi parlamaz ve insanlığı aydınlata- maz ve Rönesans'ı hazırlayamaz, İslâm medeniye­tindeki o büyük ilerlemeler vukua gelmezdi. O par­lak medeniyetin çökmesi değil, tarihte asırlarca ya­şamış olması, yukarıdaki iddiayı tekzîbe yeter. Çök­mesinin sebepleri ise tamamen başkadır.
Süleyman Hayri BOLAY, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul, 1979

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.