Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

MATERYALİZM NE DEMEK? (MATERİALİSME -MADDECİLİK)

Ontolojide madde'yi değişmez, aktif ve dinamik bir prensip ve cevher olarak kabul eden, ruh ve fikir gibi manevî cevherlerin bu maddenin bir tezahürü olduğunu iddia eden yahut bunları inkâr eden meslekler. Hepsi de maddeyi hareketli ve âlemde belli bir yer işgal etmiş ferdî şeyler gibi tasavvur ederler. Onlara göre, insanın, karşısına geçip kendi sınırına vardığı asıl gerçeklik, madde'dir. Sınır, maddenin bir gölgesi, bir aksetmesidir. Bunlar tâbiatı esas aldıkları ve insanı onun bir parçası gördükleri için tabiatcıdırlar. Maddecilik insanı âlemde eritmiş, onu orada yapayalnız bırakmıştır. İnsan bu yalnızlıktan aklını putlaştırarak kurtulmağa çalışmaktadır. Bu felsefeler, insanın âlemi deneme ve duyumlarla bildiğini ileri sürdükleri ve ilme dayanır göründükleri için akılcıdırlar. Değerleri bilgi kaynağı olarak kabul etmedikleri için dine karşıdırlar. Felsefe yok, edebiyat vardır, derler. Bu anlayışlarıyla hem realist, hem pozitivist, hem de siyantisttirler.
Mekânik ve klasik materyalizm üzerinde «T. Ruhçu ve Maddeci Görüşlerin Mücadelesi» adlı kitabın ilgili yerlerinde kâfi derecede durulduğu için biz burada Diyalektik Materyalizm üzerinde biraz durmak istiyoruz. Yalnız daha önce Klasik Materyalizmin ahlâk ve psikoloji anlayışına kısaca temas edelim.
Psikoloji'de materyalist telâkki, bütün şuur olaylarını bir «gölge-hadise» olarak kabul eder ve onları kendilerine tekabül eden fizyolojik olaylarla izah eder. Meselâ elem, haz, düşünce, ihtiras, karar gibi olayları beynin, sinir sisteminin içsalgı bezlerinin faaliyetleriyle izah eder.
Ahlâk'da ise materyalizm zevklerin, maddî menfaatların, ahlâkî fiillerde ve hayatta hâkim olduğunu ileri sürer ve onları hâkim kılmak için gayret eder.
Şayet tek bir madde tez, antitez ve sentez halinde üçlü adımlar atarak birlik kazanıyorsa, varlık diyalektik olarak hareket ediyorsa, artık burada di­yalektik maddecilik bahis konusudur. Bu da Marx ve Engels'in sistemlerinin metodudur.
Teorik olmaktan kurtulmak ve toplumla ilgili pratik bir görüş halini alabilmek için, statik olmak­tan çıkıp dinamik bir hal kazanabilmek için K. Marks ve arkadaşı F. Engels, bu hususta Hegel diyalektik metodunu aldılar. Hegel ile Marks arasında Feuer- bach'ın antropolojik materyalizmi vasıta oldu. Feu- erbach'a göre, insanın Allah diye saygı gösterdiği şey, kendisini büyütmesidir; fakat bunu bilmez ve dinin ferâgât ve fedakârlığını benimser. Dinin ilâhî menşeini inkâr eden Feuerbach ile materyalizm, in­sandaki bir tezadı aşarak diyalektik bir yola giriyor. Gerçi Marks, Hegel ile beraber Feuerbach'ı ve Düh- ring'i de tenkid ediyor.
Bunlar Hegel'in diyalektik metodunu, geçmiş bütün devirlerin ve medeniyetlerin açıklanmasında da kullandılar. Bu bakımdan Diyalektik Materyalizm, tezatların (çelişkilerin) sentezi ile tarih devirlerinde­ki tekâmül ve gelişmelerin açıklanabileceği inancın­dadır. Bu hususta Marks'dan Lenin'e, Jaures'den Troçki'ye kadar bu mesleğin düşünürlerinde çok de­ğişik ve zıt görüşler vardır. Hepsi kendisinden ön­cekileri diyalektik'i anlamamakla itham ederler. Sartre'da, «T. Ruhcu - Maddeci Görüşlerin Müca­delesi» adlı kitabın «Sonuç» kısmında da işaret et­tiğimiz gibi, bir yandan bu görüşü tenkid ederken, bir yandan da ona yaklaşmıştır.
Diyalektik maddeciliğin düşünürleri, çelişkilerin senteziyle tarih devirlerini açıklarken, bazı devirle­rin genel açıklamalarına göre bir sapma halinde bu­lunduğunu tez - sentez çatışmasının daima sentezi doğurmadığinı, iki tarafı yıprattığını, hattâ yok etti­ğini, bazı duraklamaların ve kısırlaşmaların buradan doğduğunu görmemişlerdir.
Aslında diyalektik, idealizme bağlıdır. Çünkü fikrin haricileşmesini anlatır. Bu bakımdan diyalek­tikten ideal unsur kaldırılınca geriye, iki sosyal sınıf arasındaki anlaşmazlığın birinin lehine ihtilâl ile çö­zümlenmesi kalır. Bu yüzden fikrin sergüzeştçi ha­reketini anlatan bu kavram içine her şey konabilir. Binaenaleyh diyalektik'in sonsuzca devam edip et- miyeceği, son hadde bir gayaye ulaşıp ulaşmıyaca- ğı, gelişme sırasında gelecek hadlerin önceden bili­nip bilinemiyeceği, bilinirse diyalektiğin zamanı bir determinizm mi olduğu, bilinmezse geleceğin keş­finin ne manâya geldiği sorulabilir. Fakat tarihî maddeciliğin diyalektiği bunlardan hiçbirisine kesin cevap vermiyor. Bundan dolayı, bu hususta çok çe­şitli ve biribirini tutmayan tefsirler yapılmıştır.
Diyalektik Materyalizmin «Kemmiyet Değişikle­rinin Tahavvülü», «Zıt Şeylerin Birliği ve Mücadele­si», «İnkârın İnkârı» gibi kanunları mevcuttur. Tari­hî Materyalizm, bizde Komünizmin Türkiye'den ilk martir (kurban)'ı olan Edhem Nejat ile başlayıp, 1919 daki «Kurtuluş» dergisi ve 1920'de çıkan «Aydın­lık» dergilerindeki kışkırtıcı, popüler yazılarla yayıl­mağa başladı. Bu dergilerde ressam N. İsmail'den Dr. Şefik Hüsnü'ye ve S. Celâl Antel'e kadar birçok kimseler yazı yazdılar. 1931'den önceki faaliyetlere katılan Şevket Süreyya ve arkadaşları (Vedat Ne­dim, Burhan Belge, İsmail Hüsrev ve Yakup Kadri) İsmet Paşa'nın İktisadî devlet teşebbüsünün ideo­logları olarak «İnkılâp ve K a d r o»yu çıkardılar. Bura­da devrimin durmadığı ileri sürülerek marksist Hik­met Kıvılcımlı ve benzerlerinin çıkardıkları kitaplar ve «Projektör», «Yurt ve Dünya», «Adımlar» gibi dergilerde yayılmağa devam eden diyalektik mater­yalizm ve marksizm 1960'dan sonra «Yön», «Sos­yal Adalet» ve benzeri dergiler ve sayısız ihtilâlci kitap ve yazılarla büyük bir merhale katetti.
Buradan başka umumî olarak, maddecilik hak­kında bazı şeyler söylemek yerinde olacaktır:
Madde duyulur bir yanılma değil, ideal ve ob­jektif bir realitedir. Madde fikri ilk bakışta çok açık bir fikir gibi görünürse de, bu, zihnimizde onun psi­kolojik olarak inşa edilmesi sebebiyledir; fakat onu tarif için araştırmaya başlayınca ne kadar müphem ve karanlık olduğu anlaşılır. Bundan dolayı meşhur fizikçi Hullevique, bir konferansına «Acaba madde var mı?» adını vermiş ve onu şu kelimelerle bitir­miştir: «Eğer madde varsa, bir fizikçi olan ben, onun ne olduğunu bilmediğimi itiraf etmek zorun­dayım.» Madeyi inkâr doğru olmasa gerektir. Fa­kat dış âlemdeki her varlık gibi insan onu zihinde bulunduğu nisbette bilebilir veya o bir gerçekliğe sahip olabilir; yoksa sırf maddî olan şey, ya Aristo'- nunki gibi basit bir gerçeklik olur, yahut, zihinsiz ve şuursuz, bir yokluktan ibaret kalır. Öte yandan İnsanî ruhun tabiatını ve varlığını anlamak ve tanı­mak için ortaya çıkan materyalizm, her şeyden ön­ce, kendinde hiç bir organizasyon prensibi ve gü­cü bulunmayan madde'ye dayanmakla baştan ye­tersizliğini ilân etmiş olmaktadır.
Materyalistlerin dayandıkları olaylar, çoğu hal­de, doğru olsa bile, onlar hakkındaki tefsirler daima sun'î, zorlamalı ve hatalı olmaktadır. Bu cümleden olarak:

  1. - Düşünce harekete irca olunuyor ve bü­tün şuur hayatı mekanik terimlerle tasvir olunuyor. Düşünce hiç bir zaman, bir ısının veya bir başka enerjinin değişmesi (transformasyonu) gibi ele alın­maz. Çünkü meselâ düşüncenin, varlığın yüksek bir formu olduğunu hiç kimse inkâr edemez. İlim bize üstün olan bir şeyin, mekânik bir tarzda aşağı ola- mıyacağını göstermiştir. Termodinamiğin ve tabiat kanunlarının metafizik mahiyette olan ikinci prensi­bi; bütün enerji tahavvüllerinde kemmiyetçe kaybın olmadığı yerde, keyfiyetçe kaybın hasıl olduğunu, maddenin indiğini ve tekrar çıkmadığını göstermiş­tir.
  2. - Tekâmül olayları yanlış yorumlanmıştır. Zamanca üstün olan, aşağı olandan sonra gelir. Her tekâmül, bir düzenden diğerine geçişte bir yaratıcı fiili gerektirir. Maddeden düşünceyi çıkarabilmek için, maddeye metafizik bir takım vasıflar yüklen­mek zorunda kalınmıştır.
  3. - Hafıza ve beyin bölgelerine ait araştırma­lar, hareketlerin, hatıraların muhafazasının hakikî sebebi olmadıklarını, ancak hâtırlanma şartı olduk­larını ortaya koymuştur. Beyin düşüncenin, kendi­sinde, âlet olarak kullandığı hareketin bir organıdır: Beyin, düşüncenin gerçekleşmesi için, bir vasıta olarak zarurîdir; fakat düşünce, beyinden müstakil olarak vardır.
  4. - Fiziğin ve ahlâkın sıkı münasebeti, ahlâ­kın ve zihnin (düşüncenin) maddeye ircaını gerek­tirmez. Bu haliyle materyalizm, organik (uzvî) haya­tı insanın tek ve en yüksek gayesi haline getirir; zekânın organize cisimlerin huzurunu temindeki ro­lünü tahdid eder; insandaki ahlâkî bağları sun'î yol­larla önce gevşetir, sonra cinsî arzu duygusunda keskinleştirmeyi gaye edinerek ahlâkı bozar. Mad­deci felsefe teori yönünden çok zayıftır. Zira Yunan düşüncesinin ilk devrelerine benzeyen ibtidaî bir varlık ilmi ileri sürmektedir. Her meseleyi tek bir yönden ele almaktadır. İnsan meselesine cevap ver­mez. En mühim noksanı da budur. Ahlâkın ve dinin bir mesele olmadığını söylemek veya bunları mânâ­sız saymak, meseleyi halletmek değil, ortadan kal­dırmaktır.

Şu halde maddecilik, kısmî bir takım olayların kısmî, indî ve nâtamam bir yorumudur. Maddeyi bi­ze tanıtan düşüncedir, aşağı olanı izah eden üstün olandır, üstün olanı da meydana getiren Ruh'tur.
Görülüyor ki materyalizm, insanın sahip oldu­ğu manevî güçleri izaha kabiliyetsiz ve onları inkâr etmeğe, kifayetsizdir. Bu mesleğin mekanist bir hal tarzı olması ve İlmî bir takım buluşlara dayanması bakımından daha da cesareti artmıştır.
(Bu hususta daha fazla bilgi için S. H. Bolay, T. Ruhcu - Maddeci G. Mücadelesi, İL Baskı, Ank., 1976; ve yukarıda zikr edilen ki- taplar'a, ayrıca H. Lefevbre «Le Materialis- me Diâlectıgue, Paris, 1971 ve G. Bachelard Le Materalisme Rationel, Paris, 1953) adlı ki­taplara bkn.)
Süleyman Hayri BOLAY, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul, 1979

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.