Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

SEPTİSİZM NE DEMEK? (SCEPTİCİSME - ŞÜPHECİLİK)

İnsanın yakını olarak ve kat'iyetle bilgi sahibi olabileceğini ileri süren doğmatizme zıd bir meslek olarak ortaya çıkan Septisizm hiç bir bilginin yakınî olamıyacağını, aksine daima şüpheli olduğunu, aklın asla tereddüdden kurtulamıyacağını, bu yüzden de asla kesin bilgiye ulaşamıyacağını, hiç bir araştırmanın müsbet veya menfî bir neticeye bağlana- mıyacağını ileri sürer. Kesin bilgiye ulaışlamaması sebebiyle hiç bir hakikate, hele eşyanın özüne ve mutla'k'a erişilemiyeceğini iddia eden bu meslek bir şey hakkındaki hükmün daima talik edilmesi gerek­tiği düşüncesiyle ilmî bilginin imkânına itiraz eder.
Septisizmin ilk temsilcileri eski Yunan'da Sofistlerdir. Bunların septisizmine tenkitçi (Kritik) Septisizm denebilir. Daha sonra esas şüpheciler zuhur etmişlerdir, ki bunların başında Peron (Pyrrhon) gelir. Bu filozof her çeşit dogmatik önerme (Kaziyeleri reddederek «Bu, böyledir» gibi kat'i bir hüküm yerine «Bana öyle görünüyor ki...» gibi bir önermeyi kabul eder. Ona göre eşyada ve bilgilerimizde istikrar yoktur. Bundan dolayı hükümlerimizin doğru ve eğrisi olamaz, binaenaleyh hiç bir şeyi yakinen bilemeyiz, kat'i hüküm veremeyiz; bilgilerimiz görünüşe aittir, ötesi karanlıktır. Bilgi fertlere, ihsasla­ra, zaman ve mekâna, örf ve terbiyeye göre değişir, izafidir; şu halde hiçbir şeye inanmak caiz değildir, der. AertesEdeme (Enezidem) ise illiyet (Tabiattaki sebeplimi tenkid ederek, bunun objektif olamıyacağını ileri sürer ve her hal-ü kârda bilginin izafî olacağı kanaatim müdafaa eder. Agrippa, Sextus Empricus gibi şüpheciler de bu mesleği çeşitli delillerle takviye etmişler, filozofların muhtelif tezadlarını ortaya koymuşlardır. Bunların hepsi şüpheyi gaye edinen kimselerdir.
Felsefî bir meslek ve doktrin olmaktan çok felsefî bir tutum, ruhî bir tavır ifade eden septisizm bir ruhî buhranı, bir imansızlık zihniyetini, daimî şüpheden kendisini kurtaramayan kesinsizlik halini ifa­de eder. Fakat ilimlerin bugünkü başarıları ve hızlı ilerlemeleri karşısında İlkçağ şüpheciliğinin bir yeri ve değeri kalmamıştır. Yalnız Probabilizm, agnostisizm, pozitivizm gibi muasır cereyanlarda görülen septisizm daha çok İlmî bir takım buluş ve prensiplerin yorumuna dayandıkları için, eskilerden farklılık gösterirler.
Islâm dünyasında septiklere, «Reybîyûn - Şüpheciler» denir; ayrıca bunların nevilerine göre «Lâ- edriye», «İndiye» adları da verilmiştir. İslâm âlemin­de «Tekâfii Edille» (Delillerin denk olması sebebiyle bir tarafa meyledip hüküm verilemiyeceğini ileri sürmek) taraftarlarından sonra en büyük şüpheci filozof Gazzalî'dir. Fakat onun şüpheciliği, şüpheyi ga­ye edinmez, sadece hakikati bulmak ve yakınî bil­giye ulaşmak için bir vasıtadır. Bu bakımdan onun şüpheciliği Dekart'ınkine benzer. Önce başkasından edindiği bilgilerden şüphe edip, duyulara dayanır. Sonra duyulara olan itimadı sarsılır, onu da tenkid ederek, akla dayanır; daha sonra akla olan itimadı da sarsılarak sezgi ile elde edilen bilginin hakikî ve kat'i bilgi olduğuna kanaat getirir. Eşyanın özüne ancak bu doğrudan bilgi ile ulaşabileceğine inana­rak bu yola girer. Dekart ise metodik şüphesi ile ras­yonalist ve idealist bir bilgi tarzına ulaşır. Metodik ve sistemli şüpheyi imansız şüphecilikle karıştırmamalıdır. Şüpheyi gaye edinenlerden - Vasıta değil- biri de Rönesans döneminde yaşamış olan Montaigne'dir. Onun için şüphecilik, kendi ifadesiyle iyi bir kafaya «Yumuşak yastık» vazifesi görmüştür.
Hasılı şüphecilik imansızlık felsefesi olduğu için, insanı kararsız, ümidsiz, mütereddit kılar ve dolayısiyle buhrana, isyana sürükler. Bu ruh ve düşün­ce hali, materyalistlerin, marksistlerin işlerine yara­yan zemini hazırlamakta büyük rol oynar. Zira insan şüpheye düşmeden mevcud inançlarından sıyrıla- maz ve dolayısıyla yeni telkini, yeni imanı kabul ede­mez.
Kaynak: Süleyman Hayri BOLAY, Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Ötüken yayınları, İstanbul, 1979

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.