Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

ANZAVUR AYAKLANMALARI

(1 Ekim-25 Kasım 1919 ve 16 Şubat-16 Nisan 1920)
a) Birinci Anzavur Ayaklanması (2 Ekim-25 Kasım 1919)
14. Kolordu bölgesinde, Millî Mücadele aleyhinde çıkan bu isyan, aslen Bigalı bir Çerkeş olan emekli jandarma binbaşısı Ahmed Anzavur tarafından düzenlenmiştir. Ayrıca, Birinci Anzavur Ayaklanması, Konya Bozkır ayaklanmalanyla aynı tarihlere rastlamaktadır.
Hemen belirtelim ki, 14. Kolordu bölgesi (Marmara'nın güney vilayetlerinde millî direniş örgütlerinin kuruluşu Anadolu'nun diğer bölgelerdeki gibi çabucak ve heyecan içinde gerçekleşmemiş; aksine Ekim-Kasım 1919'a kadar hiçbir şey yapılmamıştı. Sözgelişi, Müdafaa-i Hukuk teşkilatının Bursa örgütü 5 Ekim 1919'da, Orhaneli yönetim kurulu Kasım 1919 ortalarında kurulabilmişti. Hiç şüphesiz bu örgütlerin kurulmasında 14. Kolordu 5. Tümen komutanı Albay Bekir Sami'nin büyük rolü vardı. Özellikle Balıkesir önemli bir merkezdi ve Ayvalık'tan Salihli'ye kadar uzanan cephedeki millî kuvvetlerin kuruluş ve yönetiminde etkin durumdaydı.
Ayrıca, 14. Kolordu bölgesinin halkının çoğunluğu Müslümanlardan oluşmasına rağmen bunlar arasında birtakım çıkar grupları ortaya çıkmıştı. Bölgede gayr-i müslimlerle beraber yaşamanın ve iktisadî canlılığın doğurduğu kozmopolit sosyal yapı, Çerkez-lerle Arnavutlar, Türklerle Rumlar arasında kişisel ve bölgesel birtakım geçimsizliklere sebep olmuş; bu da Millî Mücadeleye gönülden katılımı uzun süre engellemişti.
Diğer taraftan, İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Askerî Nigehban Cemiyeti elele vererek Biga yarımadası çevresinde Millî Mücadele hareketine karşı çalışmaktaydılar. Bu yolda onlara İtilaf devletleri ile Rum ve Ermeni patrikhaneleri de yardım etmekteydi. En önemlisi de İstanbul hükümeti, bu karşıt eylemlerin destekleyicisiydi. M. Kemal Atatürk'ün Nutuk (C. I) da belirttiği gibi Millî Mücadeleye karşı eylemler Çerkezler arasında kıpırdanmalara sebep olmaktaydı. Nitekim, Akyazı taraflarında Çerkeş Talostan Bey ile İstanbul'dan para ve talimatla gelerek süvari olacaklara 30, piyade yazılacaklara 15 lira vaadeden Bekir ile Sapanca'nın Avşar köyünden Beslan adındaki tahsildarın etrafında birtakım kuvvetler toplanmaya başladı ve bunların Adapazarı'nı basacakları duyuldu. Fakat, Adapazarı kaymakamı Tahir Bey'in 25 atlı ile birlikte onların üzerine yürümesi sonucunda etkisiz kaldılar ve Beslan ile kardeşi yakalandı. Bu olayda bile İngiliz parmağı vardı. Çünkü, bu kişilerden Bekir'in bir İngiliz deniz yüzbaşı ile görüştüğü ve ondan dostluk ve maddî destek istediği görülecekti.
İşte bu şartlar altında Ahmed Anzavur'un ayaklanması başladı. Anzavur sarayla bağlantısı dolayısıyla Saltanat ve Hilâfet taraftarıydı. Bundan dolayı, Padişahın emriyle Çanakkale boğazının iki yakasındaki İngiliz ve Fransızların işgal bölgesini, bu alandaki çeşitli depoları güvenlik altına almak için ve özellikle Yunanlılara karşı savaşan millî kuvvetleri arkadan vurmak amacıyla Biga, Gönen, Manyas taraflarına Çerkesler üzerindeki nüfuzu gözönünde tutularak gönderildi. Anzavur, 25 Ekim 1919'da Gönen ve Manyas civarlarını dolaşarak millî harekete karşı olduğunu açıkça söylemiş ve bölgede örgütlenmeye giderek "Eşkıya Kadir" diye anılan Hacı Yakup ile anlaşmıştı. Bu arada, amacının "Yunanlıları vurmak ve bazı İttihatçıları cezalandırmak" olduğunu her tarafa yaydı. 27 Ekim'de Anzavur'un Balıkesir'i basacağı ve orada millî hareketin yöneticilerini yakalayacağı duyuldu. 28 Ekim'de Manyas'dan Saray'a bir telgraf çekerek Redd-i İlhak gibi cemiyetlerin Mustafa Kemal Paşa ile mektuplaştıklarını ve amaçlarının devleti parçalamak, hilafet ile saltanatı ortadan kaldırmak olduğunu bildirdi. 29 Ekim'de Balıkesir Mu-tasarrıfhğı'na bir mektup gönderdi ve Balıkesir'deki millî hareketi idare edenlerin hesaplarının kontrol edilmesi gerektiğine işaret etti. Sözün kısası Anza-vur'a göre kendisinin ve milletin isteği "memleketin mukadderatıyla bu derece oynanılmaması", "halkın soyulmaması" ve de "İttihadcıların ıslahı" idi. Buna karşılık Balıkesir'deki Kuva-yı Millîyeciler, hesaplarının millete ve resmî makamlara açık olduğu cevabını verdiler. Ayrıca Ahmed Anzavur"un Müslüman halkı birbirine düşürmek gibi "melûlane" hareket ettiği ve gerektiğinde, yola getirilmesi durumunda hükümete yardımcı olunacağı açıklandı. Sonunda, An-zavurun düzenli birliklerce te'dibi mümkün görüldü.
2 Kasım 1919'da Ahmed Anzavur, 15 veya 50 atlı ile Susurluk'a gelmiş, halkı toplamış ve yaptığı bir konuşmada askerin silah altında tutulamayacağını, isteyenin kendisine katılabileceğini ve millî hareket için toplanan paraların hesabını görmek için Balıkesir'e gideceğini belirtmişti. O devirde, Susurluk'ta bir topçu taburu ile bir de 14. Kolordu ulaştırma taburu bulunuyordu. Bu taburlarda 13 subay, bucakta da silahlı 10 jandarma eri vardı. Ne var ki, subayların in-siyatif kullanamamalarından dolayı nakliye ve topçu taburundan 40 kadar er, devlete ait hayvanlarla An-zavur'a katılmıştı. Ayrıca bu bölgede Anzavur'dan başka millî harekete karşı kurulmuş Şah İsmail ve Davud çeteleri de mevcuttu.
Herşeyden önce; 14. Kolordu komutanı, Anza-vur"un eylemlerini pek önemsememiş ve "bir serseri şaki" olarak değerlendirmişti. Onun için Yunanlılara karşı Soma-Akhisar cephelerinde kuvvetli bulunmak gerekliydi. Buna rağmen 3 Kasım 1919'da 174. Alay komutanı Yarbay Rahmi komutasında 6 subay, 1 doktor ve 169 erden oluşan bir birlik Bursa'dan hareket etti. 4 Kasım 1919 sabahı şafakla beraber Karacabey'e girdi. Burada, Şah İsmail ve Davud çeteleriyle karşılaşan Yarbay Rahmi birliği, adı geçen çetecileri kasabadan uzaklaştırdı. Fakat 5 Kasım'da, Yarbay Rahmi birliğinden bir subay ve 25 erden oluşan bir bölük, telefon hattını onarmak için gittikleri Ulubat'tan dönerlerken asi Çerkezlerin saldırısına uğradı. Birlik komutanı ile bir kısım er tutsak düştüler. Bu hal, Müslümanların birbirleriyle vuruşmaya başladığını göstermesi bakımından çok üzücüydü. Bu arada, Balıkesir Redd-i İlhak Cemiyeti, Müslümanlar arasında kan dökülmesini önlemek ve yapılacak çarpışmaların sadece düşmanların işine yarayacağını anlatmak için Kaymakam Hamdi Bey'i An-zavur"a gönderdi ve onu ikna etmeye çalıştı. Oysa, Ahmed Anzavur, zeki bir insandı ve inanmış gibi görünmeyi tercih ederek "Beni aldatmışlar, İslâmlar arasında ikilik sokan gizli eller var, eğer isterseniz bana da cephede bir görev veriniz" dedi. Bu konuşmayı Hamdi Bey, Balıkesir'e dönüşünde 61. Tümen Komutanı Albay Kâzım (Özalp)'a aktardı. Albay Kâzım da 6-7 Kasım 1919'da bu söze inanarak kolorduya meselenin halledildiğine ve Anzavur'un kovalanmasına gerek olmadığına dair bir telgraf gönderdi. Halbuki Anzavur, bu günlerde örgütlenmesini daha da genişletmek çabasındaydı. Daha önemlisi, Şah İsmail ve Kirmastılı (Mustafa Kemal Paşalı) Zafer, 70 kadar adamı ile birlikte Anzavur'un kuvvetlerine katıldılar.
Bundan güç alan Ahmed Anzavur, 12 Kasım 1919'da 300 kişiyle Susurluk'a gelerek kışlayı bastı, silah ve toplara el koydu. Bunda, Bandırma'daki Kolordu Komutrnı Yusuf İzzet Paşa'nın cepheyi denetlemek için Salihli'ye gitmesinin de rolü vardı. Bu durumdan yararlanan Anzavur, 13 Kasım öğle saatlerinde Susurluk'da bir müfreze bırakarak Susurluk-Bahkesir yolu üzerindeki Demirkapı'ya hareket etti. Bunu haber alan Balıkesir'deki 61. Tümen Komutanı Albay Kâzım, Anzavur'un Balıkesir'e girmesini önlemek için 14 Kasım 1919 sabahı, topladığı kuvvetlerle Demirkapı yönünde yola çıktı. 15 Kasım'da öğleden sonra bu yere gelen Albay Kâzım kuvvetleri, 174. Alaya bağlı Yarbay Rahmi birliğinin Susurluk'a f gitmesi üzerine bir kısım kuvvetlerini Susurluk yönüne gönderen Anzavur kuvvetlerini iki ateş arasında bırakacak şekilde mevzilenmişti. Bundan dolayı, 16 Kasım 1919'daki Albay Kâzım-Anzavur çarpışması çok uzun sürmedi. Anzavur, Susurluk'tan beraberinde getirdiği topları, cephaneleriyle bırakarak kaçtı. Millî kuvvetlerden 2 subay, 15 er yaralanırken 8 er de hayatını kaybetti. Anzavur ise, 10 kadar ölü, 40 da yaralı verdi.
Sonunda 16-17 Kasım gecesi Ahmed Anzavur ve çetesi Susurluk ve Mustafa Kemal Paşa yönünde kaçarken Dere-i Kebir köyü yakınında 20 kişilik bir müfrezeyle çarpışmış ve Anzavur'un atı vurulmuş ise de kendisi kurtulmuştu. Bunun üzerine, bölgeyi tamamen temizlemek için Salihli cephesinde bulunan Çerkeş Ethem görevlendirildi. Çerkeş Ethem 150 atlı ile 19-20 Kasım 1919'da Balıkesir'e geldi ve 174. Alay'dan Yarbay Rahmi'nin yardımcısı olarak göreve başladı. Ertesi gün (21 Kasım) ise Susurluk'a gitti.
Diğer taraftan Anzavur, 22 Kasım'da Gönen'e gelmiş ve telgrafhaneyi ele geçirerek Kolordu komutanı Yusuf İzzet Paşa ile Çerkeş Ethem'e tehdit telgrafları çekmişti. Ayrıca, yağma vaadiyle etrafına 130 kadar insan toplamıştı. Tabiatıyla, Anzavur'un bu hareketi, Çerkeş Ethem'e bir meydan okumaydı. Bunun farkında olan Çerkeş Ethem, 24 Kasım sabahı Susurluk'tan hareketle 25 Kasım'da Gönen'e vardı. Anzavur ise, muharebeyi istemeyerek Bayramiç köyüne çekildi. Sonunda, Çerkeş Ethem, Saraçlar köyünde Anzavur'a yetişti. Burada yapılan çarpışmada, Anzavur 10 kadar ölü bırakarak kaçtı. Çerkeş Ethem ise, Karacabey-Mustafa Kemal Paşa yönünde Anzavur'u takip etti. Bu yerleşim yerlerinde sığına-mayan Anzavur, en sonunda Söğütalanı köyüne geldi. 30 Kasım 1919'da Yarbay Rahmi-Çerkes Ethem kuvvetleri Anzavur'un sığındığı Söğütalanı köyünü kuşattılar. Fakat, araziyi çok iyi tanıyan Anzavur, kaçmayı başardı. Anzavur, 2-3 Aralık 1919'da Sul-
tançayırı'na geldi. Yanında ise, 6-7 kişi vardı. Bu da bir ayaklanmayı sürdürmeye yetecek bir sayı değildi. Böylece, Ahmed Anzavur, millî kuvvetlere karşı başlattığı ilk ayaklanmada istediği sonucu alamadı.
KAYNAK: MİLLÎ MÜCADELEDE İÇ AYAKLANMALAR, Mustafa Budak, Yeni Şafak Kitaplığı: 14 Yakın Tarih Dizisi: 4 İstanbul 1995

 

İKİNCİ ANZAVUR AYAKLANMASI {16 ŞUBAT-16 NİSAN 1920)
Millî Mücadele hareketinde kurumsallaşma yönünde önemli adımlar atılmaya başlandığı bir dönemde İkinci Anzavur Ayaklanması patlak vermişti. Osmanlı Mebusan Meclisi, Misak-ı Millî'yi benimsemiş (28 Ocak 1920), bunun üzerine İtilaf devletleri, meclisi kapattırarak İstanbul'u işgal etmişti. Sonunda Ankara'da millî iradeye dayalı bir meclisin (TBMM) açılması aşamasına gelinmişti. Bütün bu olaylar, 1920'nin ilk 4 ayında gerçekleşmişti ki, bu İstanbul hükümeti ile İtilaf devletlerinin pek hoşlarına gitmemişti. İşte, bu gelişmeleri önlemek için İstanbul hükümeti ile İtilaf devletleri 1919 isyanlarından daha düzenli eylemlere giriştiler. İkinci Anzavur ayaklanması, bu çeşit eylemlerin en büyüklerinden biriydi.
Hemen şunu belirtelim ki, Ahmed Anzavur, doğrudan isyana kalkışmamıştır. 14. Kolordu bölgesinde (güney Marmara) millî kuvvetlerin, düşmana karşı yaptığı bazı eylemler ve güvenliği sağlamak için aldığı birtakım tedbirler, yöre halkının hoşuna gitmemiş; bu da çeteciler ile isyan çıkarmak için fırsat kollayan kişi ve grupların harekete geçmesine yetmişti.
Nitekim, Edremit kaymakamı vatansever Hamdi Bey'in kişisel karar ve emirleriyle Dramalı Rıza Bey, 26/27 Ocak 1920 gecesi Gelibolu Yarımadası'nm Akbaş cephaneliğini basmış ve buradaki cephaneliği Biga'nın Yenice mevkiine taşımıştı. Bilindiği gibi bu cephanelik, Fransız askerlerin koruyuculuğu altında olup çoğu Osmanlı-Rus muharebelerinde ele geçirilen silah, mühimmat ve makineli tüfeklerden ibaretti. İlgi çekicidir ki, İngilizler, bu silahları yurtdışına gönderme hazırlığı içindeydi. İşte bu kadar önemli bir cephanelik, cesaretli bir şekilde uygulanan gece baskını ile ele geçirilip sabaha kadar Anadolu kıyılarına taşınmıştı. Bundan sonra Hamdi Bey, Biga'ya gelmiş ve millî teşkilatı genişletip kuvvetlendirmeye başlamıştı.
Ancak, Hamdi Bey, Biga'da faaliyete geçtiğinde, bu durumdan rahatsız olanlar vardır. Daha doğru bir deyişle, Hamdi Bey Biga'ya gelene kadar, yörede millî kuvvet olarak görünen ve hatta güvenliği sağlayan Kara Ahmed adında bir kimsenin, köylere kadar genişlettiği bekçi örgütü sayesinde köylülerden zorla para toplatması, halk arasındaki anlaşmazlıklara kanşması ve adetâ bir hükümet gibi davranması karşısında Hamdi Bey, bu düzensizliğe bir son vermek istemiş, ayrıca, Biga bölgesinde kendi komutasında daha güçlü bir milliyetçi kuvvet oluşturmayı düşünmüştü. Bu amaçla, Hamdi Bey, Kara Ahmed'i 10 kadar yakın adamı ile birlikte yakalayıp Biga cezaevine hapsetti. Bunun üzerine Kara Ahmed çetesinin diğer adamları da dağılarak köylerine gittiler ve ilçe ve köy halkları da buna sevindi.
Akbaş'tan getirdiği cephane ile Balıkesir Müda-faa-i Hukuku'na bağlı büyük bir kuvvet oluşturmak isteyen Hamdi Bey, askerlik şube başkanının yardımıyla kısa zamanda 500 kadar gönüllü genç topladı. Bu gönüllü gençler, 14. Kolordu Komutanı'nın yöner-gesiyie Biga'daki 190. Alayın 2, taburu enirine verildi. Ayrıca, Gönen'de bulunan 190. Alayın 1. taburundan bir müfreze de Biga'ya gönderildi.
Ne var ki, Hamdi Bey'in emrindeki kuvvetlerin çoğalması, birtakım eksiklikleri (giyinme-beslenme vs.) de ortaya çıkardı. Elde yeterince para olmayınca Hamdi Bey, sözkonusu parayı çaresiz, halktan toplama yoluna gitti. Bu durum ise halkın hoşnutsuzluğuna yol açtı. Bunun ötesinde, silah altına alma işi başlayınca özellikle Pomaklar Hamdi Bey'e cephe aldılar; kendilerinden olan Kara Ahmed'in hapiste bulunması da onları kışkırtan nedenler arasındaydı. Sonunda Pomak asıllı bazı kimseler, Akbaş olayını hazmedemeyen İngilizlerle ilişki kurdular. Bu fırsattan yararlanan Anzavur da Çerkeş köylerinde dolaşarak millî teşkilatı kötüleyici propagandaya yeniden başladı.
Bu karışık durumdan yararlanmak isteyen Po-maklardan Gâvur İmam ve Çerkezlerden Şah İsmail adında iki kişi, etraflarına topladıkları 200 kadar silahlı, 1000'den fazla baltalı, bıçaklı ve sopalı köylülerle 16 Şubat 1920 Pazar günü Biga'ya saldırdılar. İlçede, 190. alayın 2. taburu vardı. Kışlada bulunan eğitimsiz ve çoğu Pomak olan erler bir iki silah sesiyle dağılınca, asiler, Gâvur İmam komutasında Biga'ya girdiler. Bu sırada, isyancıların ilçeye girmekte olduklarını gören Hamdi Bey'in yakın arkadaşı vatansever Kani Bey, hemen Biga cezaevine koşarak orada tutuklu bulunan Kara Ahmed ve adamlarını makineli tüfekle öldürdü.
Pomaklar tarafından Biga'nın işgal edildiğini duyan Ahmed Anzavur, 17 Şubat 1920'de 15 kadar adamıyla Biga'ya geldi ve hükümet konağına yerleşerek ayaklanmanın idaresini eline aldı. O sıralarda ise, isyancılar, intikam almak için bir Rum'un evinde saklanmış olan Kani Bey'i buldular. Kani Bey, cephanesi bitene kadar kendisini savundu. Cephanesi bitince öldürüldü ve ölüsü balkondan sokağa atıldı. Kızgınlıklarını alamayan Pomak asiler, olaylarla ilgisi olmayan jandarma yüzbaşısı İsmail Hakkı ile koğuşta yatan hasta iki jandarma ve bir piyade erini de öldürdüler. 18 Şubat 1920'de de aramalarını sürdüren asiler İnebolulu Üsteğmen Rıza Bey'i bıçakla öldürürken Teğmen Besim'i ise., yörenin ileri gelenlerinden nüfuzlu bir Çerkeş'in müdahalesiyle öldürmekten vazgeçtiler.
Bu durum karşısında Yenice cephaneliğini korumak ve burada görevli Dramalı Rıza Bey komutasındaki 190. Alayın 2. taburuna mensup birliğe haber vermek üzere oraya gitmek için yola çıkan Hamdi Bey, dinlenmek için durduğu Eminoba köyünde köylüler tarafından tanındı. Asi köylüler Hamdi Bey'i yürüterek Biga'ya geri getirdiler. Hamdi Bey, geri dönüş yolunda memleketin işgal altında olduğunu, millî hareketin mutlaka başarı kazanacağını ve yaptıklarının düşmanların işine geldiğini anlattıysa da köylüleri ikna edemedi. Asiler, Hamdi Bey'i Biga yakınındaki bir değirmende öldürdüler. Diğer ölülerle beraber hepsini belediye bahçesine attılar. 18 Şubat 1920'de Biga'ya gelen iki İngiliz subayına cesetler gösterildi. Daha sonra, asilerden Şah İsmail, bu İngiliz subaylarıyla önce Karabiga'ya, oradan da İngiliz torpidosuna binerek Çanakkale'ye gitti. Biga'ya dönüşünde 7 torba içinde 5000 İngiliz altını getirdi.
Öte yandan, Ahmed Anzavur, Biga'daki ayaklanmanın yönetimini ele aldıktan sonra Akbaş'tan kaçırılan silahların olduğu Yenice'ye hareket etmiş ve cephaneliği koruyan Dramalı Rıza birliğini kuşatmıştı. İlk önce Dramalı Rıza, üstün asi kuvvetlere başarıyla karşı koymuşsa da daha sonra Anzavur"un Yenice'ye 500 kişi daha getirterek Yenice'yi tekrar kuşatmasını engel olamamıştı.
Ahmed Anzavur'a bağlı 800 kadar asi, 21 Şubat 1920 öğle saatlerinde, Yenice'ye taarruz ederek köye girdi. Buradaki muhafız birliği Agunya'ya, öbür adıyla Hamdi Bey'e çekildi. Komutan Rıza Bey çekilmeden önce cephaneliği havaya uçurdu. Bunun üzerine 14. Kolordu Komutanı, Çanakkale'deki Jandarma taburunun olaya el koymasını istedi. Fakat, İstanbul hükümeti, bu isteği reddetti. Aksine, bir askerî yayına (Türk İstiklâl Harbi: VI. İstiklâl Harbinde Ayaklanmalar, 1919-1921, Genelkurmay Yayınları, Ankara 1974, s. 75) göre, İstanbul hükümeti, Ahmed Anzavur çetesine katılmak için İstanbul'dan birçok \ subaylar gönderiyor, bol miktarda para veriyor ve İn-I gilizlerin desteğiyle ayaklanmayı genişletiyordu.
Biga ayaklanmasını, Gönen kaymakamından haber alan 14. Kolordu Komutanlığı, 56. Tümenin M.-. Kemal Paşa'daki 172. alay komutanına doğrudan emir vererek 100 kişilik bir piyade bölüğü ile 4 makineli tüfeği arabalarla Bandırma'ya göndermesini bildirdi (16 Şubat 1920). Fakat, sözkonusu birlik, araba, erzak ve cephane yokluğundan 4 günlük gecikmeyle, 20 Şubat 1920 sabahı yola çıkabildi. Ayrıca, Yarbay Rahmi komutasında 174. alay da 191 piyade, 25 süvari ve 28 makineli tüfek eri ile Karacabey'e getirildi. Balıkesir'deki 61. Tümen ve Balıkesir Müdafaa-i Hukuk örgütünce hazırlanan 1500 atlı ve piyade ile 2 top ve 9 makineli tüfekten oluşan kuvvet, "Takip Müfrezesi" adıyla Süvari Yarbayı Süleyman Sabri komutasında 29 Şubat 1920'de Pazar-köy'de toplandı.
Bütün bunlar, asiler karşısında askerî birliklerin gücünü arttırmaya yönelikti. Nitekim, büyük ölçüde bu iş tamamlandıktan sonra 300 süvari ve 200 piya-delik bir birlik, daha önce alman emir gereğince 29 Şubat 1920'de Gönen yönünde ilerlemek ve geceyi Adayatak ve Ortaoba köylerinde geçirmek için yola çıktı. Bu arada, Yarbay Süleyman Sabri, bir beyanname yayınlayarak Yunan işgalini ve AnzavurHm düşmanlarla birlik olduğunu belirterek hainlerin cezalandırılacağını bildirdi. Yarbay Rahmi kuvvetleri 28 Şubat'tan beri Gönen'in batı sırtlarında tertibat alırken 2 Mart'ta Yarbay Süleyman Sabri'nin birlikleri Gönen'e ulaştı. Sözkonusu birlikler Gönen'e gelirken Hacıveliobası ve Üçpınar köylerinden üzerlerine ateş açıldıysa da asiler kısa bir çatışmanın ardından kaçtılar.
Askerî kuvvetler, 72 subay, 1252 er, 3 top, 16 makineli ve 538 havandan oluşan bir kuvvetle Anzavur'un üzerine yürümeyi kararlaştırmış ve bu planı uygulamaya başlamıştı. 2 Mart 1920'de Ahmed An-zavür ve Gâvur İmam kuvvetleri ile millî kuvvetler arasında çarpışmalar oldu. Takip Kuvvetleri Komutanlığı 3-4 Mart gecesi asilerle çarpışmasını yoğunlaştırdı. Biga köylüleri askerle çarpışmak istemeyip Anzavur'u terkettiler. 5 Mart'ta bir İngiliz savaş gemisi millî kuvvetleri korkutmak amacıyla Bandır-ma'ya geldi. Artık, anlaşılmıştı ki, Anzavur, ayaklanmak için İngilizlerle işbirliği halindeydi. Buna rağmen çarpışmalar 8-12 Mart tarihleri arasında daha da şiddetlendi.
Bu arada, 10 Mart 1920'de Yarbay Süleyman Sabri 14. Kolordu'ya bir rapor göndermişti. Sözkonusu raporda, iki gün süren çatışmalardan sonra Anza-vur"un kaçtığı ve Biga halkının ne nizamî kuvvetlerini, ne de asi çeteyi istemedikleri yazılıydı. Bunun üzerine 14. Kolordu komutanlığı, Biga'ya hiçbir kuvvet göndermemeyi, Yarbay Rahmi birliğini güçlendirip Gönen'de bırakmayı ve geri kalan kuvvetin Balıkesir'e dönmesini emretti. Fakat, 12-13 Mart gecesi, Biga'da bulunan Çanakkale Jandarma Tabur komutanı Binbaşı Ali Rıza, 14. Kolordu'ya çektiği telgrafında Anzavur'un yeniden Biga'ya saldıracağını bildirdi. Yeni durum üzerine, 10 günden fazla bir süre Gönen taraflarında dolaşan takip kuvvetleri, 14 Mart günü akşama doğru Biga yönüne hareket etti. 15 Mart'ta bir kısım asker Biga'ya kolayca girdiyse de cephane yetersizliğinden geri çekildi. 15-17 Mart tarihleri arasında üç gün süren çarpışmada askerî birlikler sürekli olarak Biga'ya girmeye çalıştılar. Fakat, yiyecek ve cephane yokluğu bu işi engelledi. Ayrıca, Biga civarındaki köylülerin de asilere yardım etmesi bu sonucu doğurdu. Sonuçta, Takip Birliği'nin Biga'ya yönelik 4 günlük harekâtında 3 subay, 8 er hayatını kaybetmiş, 5 subay, 29 er de yaralanmıştı. Takip kuvvetlerinin Gönen'e dönmesi, askerlerin içinde bulundukları durumu iyice su üzerine çıkardı. Yarbay Süleyman Sabri'nin 22 Mart tarihli raporu askerî durumun kötülüğüne işaret ediyordu. Kolordu Komutanı Y. İzzet Paşa, 23-24 Mart tarihli emriyle takip kuvvetlerini kaldırdı ve yeni kurulmakta olan 190. Alayın 2. taburu ile sahra topundan oluşan bir kuvvetin Gönen'de bırakılmasını emretti. Zaten, bundan sonraki çarpışmalar Gönen'in çevresinde geçecek gibiydi.
Çok geçmeden Nisan başında Sait Paşa başkanlığında bir Nasihat Heyeti İstanbul'dan Biga'ya gönderildi. Ancak, bu heyette, 14. Kolordu komutanının İstanbul'a çektiği telgrafa göre, ayaklanmanın kışkırtıcılarından Albay Mirza ile emekli Binbaşı Hüseyin adlı kimseler vardı. Bunun üzerine 3 Nisan'da Şehzade Cemaleddin başkanlığında yeni bir Nasihat Heyeti gönderildi ise de olumlu bir sonuç çıkmadı.
Gittikçe güçlenen Anzavur, 4 Nisan 1920'de Gönen'e saldırıya geçti. Yarbay Rahmi'nin nizamiye erleri hiçbir ateş açmadan dağıldılar. Yarbay Rahmi ve birkaç subay hayatını kaybetti. Sonunda Anzavur'un askerleri Gönen'e girdi. Burada, Gönen müftüsü Şevket Efendi'yi, Müdafaa-i Hukuk başkanı Hüseyin Bey'i ve Gönen'in vatansever gençlerinden Rami ile Gazimihal Bey'in torunlarından Mehmed Bey'i de öldürdüler.
Ahmed Anzavur, Gönen'deki yağmayı bitirdikten sonra Mustafa Kemal Paşa(Kirmastı), Karacabey ve Bandırma yörelerini ele geçirdi. Burasını merkez yaparak Bandırma'ya yerleşti. Hatta Bursa ve Balıkesir'i tehdide başladı. Bir taraftan ise, kendisiyle birlik olanlar yağmayı bitirip dağıldıklarından dolayı gücü de azalmaya başladı. Bunun farkında olan 56. Tümen Komutanı Albay Bekir Sami, Bursa yakınlarındaki Sülüklü'de kuvvetler toplamaya çalıştı. Ayrıca, Balıkesir'deki 61. Tümen Komutanı Albay Kazım (Özalp) Balıkesir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin yardımıyla Aydın cephesinden bir süvari bölüğü ile
350 zeybeği 7 Nisan 1920'de Danişmentli İsmail Efe komutasında Alaşehir'e getirtti. Bu birlik, Salihli ve Alaşehir cephelerinden alman gönüllülerle beraber Balıkesir'e gönderildi. Sonunda Aydın cephesinden 600 atlı, Akhisar cephesinden bir müfreze, Ayvalık'tan bir müfreze ile Balıkesir'den sağlanan askerlerle 2000'e ulaşan askerî kuvvetler Çerkeş Ethem'in komutasına verildi.
Bütün hazırlıklarını bitiren birlikler Çerkez Et-hem komuıasmda 15 Nisan'da Balıkesir'den hareketle Susurluk-Gönen yönünde yola çıktılar. Aynı gün Susurluk'un kuzeyindeki Yahyaköy'de Anzavur kuvvetleriyle karşılaşan Çerkeş Ethem kuvvetleri, 16 Nisan 1920 sabahından akşamına kadar süren şiddetli çarpışmalardan sonra isyancıları ağır bir yenilgiye uğrattı. Ahmed Anzavur ise 19 Nisan 1920'de önce Karabiga ve oradan da bir İngiliz gemisine binerek İstanbul'a kaçtı. Böylece İkinci Anzavur ayaklanması da bastırılmış oldu.
KAYNAK: MİLLÎ MÜCADELEDE İÇ AYAKLANMALAR, Mustafa Budak, Yeni Şafak Kitaplığı: 14 Yakın Tarih Dizisi: 4 İstanbul 1995

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.