Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

CEBERTÎ, HASAN B. İBRAHİM KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

Bedrüddîn Hasen b. İbrâhîm b. Hasen el-Akîlî el-Cebertî ez-Zeylaî (ö. 1188/1774) Ünlü Mısır müftüsü ve ilim adamı.
1110 da (1698-99) Kahire'de doğdu ve burada yetişti. Habeşistan'ın Cebert bölgesine mensup bir ulemâ ailesinden- dir. Bir aylıkken babasını kaybeden Ce­bertî, annesi Abdülvehhâb Efendi ed- Delcînin kızı Süteyte'nin yanında büyü­dü. Daha sonra dedeleri gibi Ezher'de bu aileye ait bulunan Cebertî revakına yer­leşerek tahsiline devam etti. On üç ya­şında tanıştığı Hanefî fukahasından Şeyh ŞürünbülâlFnin oğlu Haşan b. Haşan eş-Şürünbülâlî'nin derslerine katılarak icâzet aldı (1123/1711). Hocasının ölümün­den sonra Seyyid Ali ed-Darîr es-Sîvâsî ile Muhammed b. Abdülazîz ez-ZiyâdT- den fıkıh, Sabbâğ lakabıyla bilinen Ah­med b. Mustafa el-İskenderrden akaid, tefsir, hadis, Id en-Nemresî'den cebir, geometri, matematik, Ahmed el-İmâdî'- den hadis, Haşan b. Ali el-Medâbigî'den de edebiyat okudu. Böylece Ezher ve Si- nâniyye medreselerinde dinî ve aklî ilim­ler tahsil eden Cebertî büyük bir gayret göstererek akranları arasında temayüz etti.
1144 (1731) yılından itibaren özellikle ilgi duyduğu matematik, cebir, geomet­ri, mantık ve coğrafya alanlarında bilgi­sini artırmak amacıyla Muhammed en- Necâhî ve Hüsâmeddin el-Hindî gibi âlim­lerden ders aldı. Sudan'ın ilmü'l-hurüf alanında yetişmiş ünlü âlimi Muhammed el-Füllânî el-Kişnâvî ile beraber kalarak onun ölümüne kadar kendisinden isti­fade etti. Hacca gittiğinde Mekke ve Me­dine'de oturan âlimlerden Ahmed b. Mu­hammed en-Nahlî, Abdullah b. Sâlim el- Basrî, Ebü'l-Haşan es-Sindî ve Muham­med Hayât es-Sindî ile görüşerek onlar­dan icâzet aldı. Cemâleddin Yûsuf el- Kilârcî, Ramazan el-Hânkî es-Seftî, Ez­her hocalarından Ahmed el-Cevherî, da­yısının oğlu Ahmed ed-Delcî, Ahmed er- Râşidî, İbrâhim Halebî, Süleyman b. Ah­med el-Fiştâlî el-Fâsî Cebertfnin karşı­lıklı bilgi alışverişinde bulunduğu âlim­lerden sadece birkaçıdır. Kendisine özel bir değer veren Kutub Abdülhâlik b. Ve- fâ başına Vefâiyye tacını giydirmiş ve ona "Ebü't-TedânP künyesini vermiştir. Hat sanatıyla da meşgul olan Cebertî Abdullah Efendi el-Enîs ile Haşan Efen­di ez-ZiyâFden sülüs ve nesih, Hintli nak­kaş Ahmed Efendi'den de ta'lik meş- ketti ve icâzet aldı: ayrıca divanî de öğ­renen Cebertî çok iyi Türkçe ve Farsça biliyordu.
Yetiştirdiği çok sayıdaki öğrencileri­nin en ünlüleri oğlu Abdurrahman el-Ce- bertî, Muhammed b. İsmâil en-Neferâ- vî, Abdurrahman el-Arîşî, Muhammed b. Ali es-Sabbân ve Muhammed el-Emîr'- dir. Bunlardan başka Ali b. Ahmed ei- Adevî, İbrâhim ez-Zemzemî, Ahmed b. Ahmed es-Sücâî, Haşan el-Cedâvî, Ah­med b. Yûnus el-Huleyfî, Muhammed b. Ahmed el-Cevherî, Sâlim el-Kayrevânî ve Cezayir müftüsü Muhammed Efendi gibi Anadolu, Dağıstan, Şam, Hicaz ve Kuzey Afrika'dan gelen birçok tanınmış bilgin de onun öğrencisi olmuştur. Oğlu Abdurrahman'ın bildirdiğine göre Avru­pa ülkelerinden gelen bazı öğrenciler de kendisinden geometri dersi almışlardır.
Son günlerinde hastalığı sebebiyle so­kağa çıkamadığından yarım yüzyıldan beri Ezher'de okuttuğu derslerini evinde vermeye devam eden Cebertî, 1188 yılı Safer ayı başlarında (Nisan 1774) vefat etti; Ezher'de kılınan cenaze namazından sonra Türbetüssahrâ'da Hatîb eş-Şirbînî ve Şemseddin el-Bâbilfnin mezarları ci­varında seleflerinin yanına defnedildi.
Orta boylu, beyaz tenli, iri gözlü, gür sakallı ve heybetli bir kimse olan Ceber­tî ziyaretçilerini bizzat karşılar, onlara kendisi hizmet ederdi. Zengin bir kadın olan büyükannesinin yardımları sebebiy­le maddî durumu iyi idi. Bir ara ticaret­le de uğraşmış ve özellikle bu sayede yirmi yıl süreyle evinde barındırdığı bazı öğrencilerinin bütün ihtiyaçlarını karşı­lamıştı. Hayatı boyunca yatağına uzanıp yatmadığı söylenen Cebertî çoğunlukla yaslandığı yerde uyur, gece ibadetlerini terketmez, bütün davranışlarında sün­nete uymaya çalışır, ilim dışındaki bü­tün meşgaleleri boş şeyler olarak kabul ederdi. Dünyalık için hiç kimseye kin bes­lemez, öğrencilerine karşı bir hocadan çok arkadaş gibi davranır, kendisine aşı­rı saygı gösterilmesine ve elinin öpülme- sine razı olmazdı.
Dinî ilimler dışında matematik, astro­nomi, kimya ve tıp alanlarındaki bilgi­siyle XVIII. yüzyıl İslâm kültürünün son temsilcilerinden olan Cebertî'nin halkın meselelerini isabetli fetvalarıyla çözme­si, ilim çevrelerinde ve halk arasında hak­lı bir şöhrete kavuşmasına sebep olmuş­tur. Devlet erkânı nazarında da itibar sahibiydi; özellikle Hekimoğlu Ali Paşa ve Koca Râgıb Paşa'nın ona derin saygı besledikleri ve sık sık ziyaretine gittik­leri bilinmektedir. Cebertî'nin, birçoğu Osmanlı ve Mısır devlet adamları ile Tu­nus ve Cezayir paşalarının hediye ettik­leri kıymetli kitaplardan meydana ge­len zengin bir kütüphanesi ve çeşitli İl­mî âletlerden oluşan bir koleksiyonu var­dı. Ancak ödünç vermede çok cömert davrandığından bunların büyük bir kıs­mı kaybolmuştur; bugün sadece bazıla­rı Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye'de (Dârü'l-kü- tübi'l-kavmiyye) muhafaza edilmektedir.
Üç ayrı evi ve her birinde hizmetçi ve câriyelerle beraber birer hanımı bulu­nan Cebertî'nin söylendiğine göre sayı­ları kırkı bulan çocuklarından sadece Ab­durrahman el-Cebertî hayatta kalmış, diğerleri küçük yaşta ölmüşlerdir.
Eserleri. Kendi icadı olan yön tayini ve açı-meyil ölçme aletleriyle derece per­geli ve bir de tarih tablosu bulunan Ce­bertî, özellikle üzerinde durduğu bazı araştırmaları dışında kitap yazmaya pek önem vermemiştir. Kaleme aldığı yirmi­den fazla risâlenin başlıcaları şunlardır;

  1. el-Akvâlü'l-mu':ribe can ahvâli'l- eşribe. Hanefî mezhebine göre içilmesi haram ve câiz olan içecekler hakkında­dır; bugüne kadar yayımlanmış tek ese­ri budur (Kahire 1327). 2. Bulûğu'l-âmâl fî keyfiyyeti'l - istikbâl. Kıble ve kıble tayiniyle ilgili fıkhî meselelere dairdir.

Hâtime bölümünde Kâbe ve çevresinde bulunan makamların Mısır ziraına göre ölçüleri verilmektedir (Süleymaniye Ktp., Halet Efendi, nr. 362/ 1, vr. 1b-16b; Zâhi- riyye Ktp., nr. 2680, 17 varak; Dâru 1-kütü- bi'l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 155). 3. Ref'u'1-işkâl bi-zuhûri'l-zaşr fi'l-caşr fî ğâlibi'I-eşkâl. Havuz sularına ait fık­hı hükümlerden bahseder (Süleymaniye Ktp., Reîsülküttâb, nr. 1171/9, vr. 68-75 Imüellif nüshası), Bağdatlı Vehbi, nr. 560/ vr. lb-27b; Dâru 1-kütübi'l-Mısriyye, Ah- med Zeki Paşa, nr. 421, Mustafa Fâzıl, Ri­yâza, nr. 20, Dârü'l-kütüb, Felek ve Riyâ­za, nr. 4527, Talat, Riyâza, nr. 121, 55 va­rak, Teymûr, Riyâza, nr. 344, nr. 289, nr. 339). 4. Islâhıı'1-isfâr can vücûhi ba czı muhadderâti'd-Dürri'l-muhtâr. Muham­med b. Abdullah et-Timurtaşî'nin (ö. 1004/1595) eseri Tenvîrü'l-ebsâr'a Has- kefTnin (ö. 1088/1677) şerhi olan ed- Dürrü'l- muhtar üzerinde yapılmış bir çalışmadır (Zâhiriyye Ktp., nr. 2682, 7 va­rak ; diğer nüshalar için bk. Brockelmann, GAL, II, 404; Suppl., II, 428). S. Risale fi'l- cevâbi carı luğazirı yetecalleku bi-vâ- cibi's-şalât. Tenvîrü'l-ebşâr şerhi ed- Dürrü'l-muhtâr'm, "Namazın 390 vâci- bi vardır" ibaresi üzerine sorulan bir so­ruya cevap olarak yazdığı bu risâlede namazın vâcipleri ele alınmıştır (Süley­maniye Ktp., Bağdatlı Vehbi, nr. 560/2, vr. 29b-36b; Zâhiriyye Ktp., nr. 2681, 16 va­rak) 6. Nüzhetü7- <ayrıeyrı fî zekâti'l- ma 'deneyn. Zekâtın kimlere farz oldu­ğu ve kimlere verileceği, altın ve gümü­şün nisab miktarı ve zekâtın Benî Hâ- şim'e verilemeyeceği gibi meseleleri ko­nu alan bu risâle bir mukaddime, üç bab ve bir hâtimeden ibarettir (Süleyma­niye Ktp., Bağdatlı Vehbi, nr. 560/3, vr. 39b-54a; Zâhiriyye Ktp., nr. 2679, 22 va­rak; Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Felek ve Ri­yâza, nr. 10970, 15 varak). 7. el-Veşyü'l- mücmel ti'n-nesebi'l-muhmel (Zâhiriy­ye Ktp., nr. 2678, 5 varak). 8. el-cİkdü'ş- semîn fîmâ yetecallaku bi'l-mevâzîrı. Tartı aletleri ve ağırlık ölçü birimleri hak­kında olup son bölümleri muhtelif böl­gelerde kullanılan ölçü birimi değerlerini gösteren cetvellere ve bunlara dair açık­lamalara ayrılmıştır (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3169, 40 varak; Paris Bib- liotheque Nationale, nr. 2476). Paris nüs­hasının bir kısmı (35-45. varaklar, Süley­maniye nüshasına göre 27b-37a arası) M. H. Sauvaire tarafından Fransızca'ya ter­cüme edilmiştir (JRAS, X 118781, s. 253- 284). 9. er-Risâletü'1-mufşıhaeammâ fîmâ) yetecallaku bi'l-estıha. Bir mu­kaddime, üç bab ve bir hâtimeden olu­şan bir risaledir (Süleymaniye Ktp., Lale­li, nr. 2719, 28 varak, h. 1181; Dârü'l-kü- tübi'l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 343/1, 55 varak, Dârü'l-kütüb, Heyet, nr. 97, 19 varak |son kısmı noksan)). 10. eş-Şeme- râtü'l-mecniyye miri ebvâbi'l-Fethiy- ye. Sıbtu'l-MardînFnin a'mâl-i ceybiyye (sinüs işlemleri) konusundaki er-Risâle- tü'l-fethiyye'sinöen istifade edilerek ya­zılmıştır (Dârul-Kütübi'l-Mısriyye, Mîkât, nr. 502, 5 varak). 11. erı-Nesemâtü'l-fey- hiyye cale'r-Risâleti'l-fethiyye. er-Ri- sâletü'l-fethiyye'ye ek olarak yazılmış­tır (Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Mîkât, nr. 259, 8 varak; Mustafa Fâzıl, Mîkât, nr. 232, 10 varak). 12. Hakâ'iku'd-dekâ'ik calâ De- kâ3iki'1-haka'ik. Sıbtu'l-Mardînî'nin Deka* iku'l-hakâ'ik fî macrifeti hisâ- bi'd-derec ve'd-dekâ'ik'ı üzerinde ya­pılan bir çalışmadır (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2542, 51 varak; Dârü'l-kütübi'l-Mısriy- ye, nr. 186/3, vr. I4b-49b, nr. 49, nr. 652, Mustafa Fâzıl, Mîkât, nr. 78, Ahmed Zeki Paşa, nr 748/2). 13. Cedvelü't-tevkîcât ve mevkızu cakrabi's-sâca fi'ş-şühû- ri'l-Kıbtıyye (Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Mî­kât, nr. 789, 7 varak; Teymûr, Riyâza, nr. 346). 14. el-cUcâle calâ acdeli âle (Da- rü'l-kütübi'l-Mısriyye, Teymûr, Riyâza, nr. 256; Ahmed Zeki Paşa, nr. 402, 10 varak). 15. Risâle fî macrıe'l-heyelâc ve'l-ket- hudâh... (Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, el-Hu- rûf ve'l-evfâk, nr. 82, 4 varak) 16. Risâle fî ma crifeti bu'di'ş-şemscale's-sathi'l- münharif (Nuruosmaniye Ktp., nr. 2488). 17. ez-Zıllü'l-menküşu's-sittîrıî (Nuru­osmaniye Ktp., nr. 4352, vr. 25-34). 18. Ah- şarü'l-muhtaşarât'alâ rubzıl-mukarı- tarât (Münih, Staatsbibliothek, nr. 860).
BİBLİYOGRAFYA:
Cebertî, cAcâ'ibü'l-âşâr, I, 440-466; Serkîs, Muccem, I, 674-675; Brockelmann, GAL, II, 217, 404, 472; Suppl., II, 428, 487; izâhu'l-meknûn, II, 640; Hediyyetul-^âriftn, i, 300; Kehhâle, Mu^cemü'l-mü^elliftn, III, 193-194; el-Kâmû- sü'l-lslâmî, I, 575; Muhammed MutF el-Hâfız, Fihrisü mahtûtâti Dâri'l-Kütübi'z-Zâhiriyye: el- fıkhü't-Hanefİ Dımaşk 1400-1401/1980-81, 1, 67, 111, 395-396; II, 245-246, 290; G. Delanoue. Moralistes et politiçues musulmanes dans l'Egypte duXIXe siecle (1798-1882), Caire 1982, 5-6; Ziriklî, el-Aclâm (Fethullah), II, 178; D. A. King, Fihrisü'l-mahtÛtâti,l-cilıniyyeU'l-mah- fûza bi-Dâri'l-Kütübi'l-Mışriyye, Kahire 1986, II, 205-206, 258, 316, 505, 571, 603-604, 763-764. 956, 990; Fuat Sezgin, Beitrâge Erschliessung der arabischen Handschriften in Deutschen Bibliotheken (München und Hamburg), Frank­furt 1987, II, 378; M. H. Sauvaire, "Arab met- rology", JRAS, X (1878), s. 253-284.
KASİM KIRBIYIK

BİBLİYOGRAFYA :
İbnü'l-Esîr. en-Mihâye,"ceberût" md.: İb- nü'l-Arabî, Istılâhât,"ceberût" md.; a.mlf., el- Fütdhât,I, 246; III, 206; IV, 461; VI, 371; et- Ta'rifât,"ceberût" md.; Tacul-'arûs,"cbr" md.; Tehânevî, Keşşaf,"ceberût" md.; Wensinck, Muccem,"ceberût" md.; Seyyid Ca'fer Seccâ- dî, Ferheng-i cUlûm-i'Akli; Tahran 1361, "ce­berût" md.; a.mlf., Ferherıg,"ceberût", md.; Gazzâlî, İhya*.IV, 250; İmâm-ı Rabbânî. Mek- tûbât,İstanbul 1366, II, 47-50; İbrahim Hakkı Erzurûmî, Ma'rifetnâme,İstanbul 1310, s. 5, 22-23; Haşan Muhammed eş-Şerkâvî, Elfâzus- şûf'ıyye,İskenderiye, ts., s. 122; Se Risâle ez Şeyh i İşrâk (nşr. Necef Kuli Habîbî), Tahran 1397, s. 51, 103, 166; Azîz Nesefî, İnşân-1 Kâ­mil (nşr. Marijan Molel, Tahran 1403/1983, s. 344-390; M. Gâzî Arabî, en-Nuşûş fî muştala- hi't-TaşavuufDımaşk 1985, s. 26; B. Carra de Vaux, "Ceberût", İA,III, 40; L. Gardet, "'Alanı", El2{ İng.), 1,351.             m            .
İRFAN GÜNDÜZ
KAYNAK: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI, 7. CİLT, İSTANBUL

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.