Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

CELÂL NURİ İLERİ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

(1882-1936) 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devrinin tanınmış gazetecisi, fikir ve siyaset adamı.
Gelibolu'da doğdu. Babası, mektupçu­luktan valiliğe kadar çeşitli hizmetler­de bulunduktan sonra 1908'de Meclis-i  A'yân üyeliğine seçilen Mustafa Nuri Bey, annesi de Mesnevi mütercim ve şârihi Âbidin Paşa'nın kızı Nefise Hanım'dır. Celâl Nuri'nin çocukluğu babasının gö­revli olarak bulunduğu Gelibolu, Sakız ve Canik'te geçti. İlk öğrenimini taşra mekteplerinde ve özel hocalardan gör­dü. Orta öğrenimini Galata Sarayı Mek- teb-i Sultânîsi'nde yaptı. Daha sonra Mekteb-i Hukuk'a devam etti ve 11. Meş- rutiyet'in ilânından önce buradan me­zun oldu.
Çalışma hayatına avukat olarak baş­layan Celâl Nuri'nin asıl faaliyet gösterdi­ği alan gazeteciliktir. Gazeteciliğe 1909 - da Ebüzziyâ Tevfik ile birlikte Currier d'Orient'da başladı. Celâl Nuri 1911 yılına kadar çalıştığı, Ebüzziyâ'nın jbrirnasından sonra adı Le Jeune Turc pa~. bu gazetede fikir hürriyeti, Avru- ız.ta karşı Osmanlı hukukunun müda- fltes;. Rus aleyhtarlığı ve ittihâd-ı İslâm -iftarlığı konularında birçok yazı yaz­ıt. :912 yılından itibaren yoğun bir ya- faaliyetine girerek, Tanın ve Hak çeteleriyle İctihad mecmuasında ma- <2 e:er yayımlarken bir yandan da bun­arsan yaptığı seçmeleri kitap haline pnrdi. Aynı yıl Rusya ve İskandinavya'- jb oir seyahat yaptı; 1913'te ilk Türk »ezan olarak kuzey kutbuna gitti. Celâl *_ri. 1914 yılı başlarında Abdullah Cev- ar: ile aralarında çıkan bir fikir tartış­ması yüzünden İctihad'dan ayrıldı ve -Imyet-i Fikriyye mecmuasında yaz- raya başladı. Aynı yıl yaklaşık iki ay sü­ren bir Amerika seyahatine çıktı. 1916 - ta İkdam'ın başyazarlığını yaparken bir landan da Edebiyyât-ı Umûmiyye Mec- T-uası'nı çıkardı. Bütün fikrî ve ilmî ener- is ni üzerinde toplayacağı Âti gazetesi­ni 1 Ocak 1918'de yayımlamaya başla- nğmda artık meşhur bir yazar, tecrü- beü bir gazeteci ve usta bir polemikçi ol- -jştu. Hükümetin basın hürriyetini sınırlayıcı teşebbüsleri karşısında tenkit jjzunu iyice arttırınca Âti 10 Şubat '919'da kapatıldı; fakat hemen ertesi gün İleri adıyla yayımına devam etti.
Celâl Nuri tenkitlerini Hürriyet ve İti- âf Fırkası'na da yöneltince o günlerde bu fırkanın umumi kâtibi olan ve Sabah gazetesinde yazan Ali Kemal'le arala­rda bir tartışma başladı. Bu polemik, Celâl Nuri'nin yurt dışına çıkmasına ve jaklaşık dört ay kadar Roma'da kalma- sna sebep oldu. Ali Kemal'in Dahiliye .ekilliğinden ayrılması üzerine 24 Tem- ~uz 1919'da İstanbul'a döndü. 22 Ka­im 1919 tarihinde Gelibolu'dan mebus seçildi; böylece 1935 yılma kadar devam edecek siyasî hayatı da başlamış oldu. Son Osmanlı Meclis-i Meb'üsam'nın al­dığı Mîsâk-ı Millî kararının müsveddesi­ni kaleme alan Celâl Nuri [İleri, nr. 1358,

  1. Teşrinisani 1337), İstanbul'un işgaliyle basın üzerindeki baskılar iyice artınca işgalciler tarafından Malta'ya sürüldü.
  2. Kasım 1921'de Malta'dan İstanbul'a döndü ve Ankara'ya geçip Gelibolu mil­letvekili sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. 10 Şubat 1922'de Kâ- nûn-ı Esâsî Encümeni reisliğine seçildi. Buradaki çalışmalarıyla Kânûn-ı Esâsî'- yi, gerekli değişikliği yaparak Cumhuri­yetin ilânını mümkün kılacak duruma getirdi.

Lozan Antlaşması'ndan sonra kanun­suz yollarla İstanbul'a dönen Rum ve Er- meniler'e kolaylık sağlayan ve Yunus Na- di. Kılıç Ali gibi bazı mebusların adlarının da karıştığı "iş komitesi" hakkında yap­tığı neşriyattan sonra gelişen olaylar üze­rine İleri 30 Kasım 1924'te kapatıldı. Adı 1928 yılına kadar herhangi bir ga­zetede görülmeyen yazarın bu süre için­de tek yayın faaliyeti, 1926'da yayımla­dığı Türk İnkılâbı adlı eseridir. 1928'de İkdam'da yeniden yazı hayatına dönen Celâl Nuri, harf inkılâbının gerçekleşme­sinde ve tutunmasında önemli rol oyna­mıştır. 1934'te soyadı kanunu çıkınca gazetesi İleri'nin adını soyadı olarak seç­ti. 2 Kasım 1936'da İstanbul'da öldü.
Eserleri. Celâl Nuri siyaset, hukuk, ta­rih, din, seyahat, dil ve edebiyat alanla­rında çok sayıda makale ve kitap yayım­lamıştır. Bunlar konularına göre şöyle sıralanabilir;
Siyaset. 1. 1327 Senesinde Selânik'te Münakid İttihad ve Terakkî Kongre­sine Celâl Nuri Bey Taralından Tak­dim Kılınan Muhtıradır (İstanbul 1327). Bu muhtırada devletin içinde bulundu­ğu durumu, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın Osmanlı Devleti hakkmdaki emellerini, yabancı unsurlar meselesi, Avrupalılaşma, hükümetlerin hangi te­mele dayanması gerektiği ve nihayet Jön Türk hükümetinin görevleri konusunda­ki düşüncelerini dile getirmiştir. 2. Taç Giyen Millet (İstanbul 1339 r./ 1341). Celâl Nuri bu kitapta genel olarak tarih ve milliyet, devlet şekilleri, Tanzimat ha­reketi ve Meşrutiyet rejimiyle millî hâ­kimiyetin mukayesesi, inkılâp, eski ve yeni din anlayışı üzerinde durmaktadır. Ona göre zamanla dinin esasıyla ilgisi olmayan birtakım gelenekler dine ilâve edilmiştir. Bunlar gittikçe çoğalarak di­nin hakikatini örtmüştür. Celâl Nuri din­sizliğin ve din aleyhtarlığının bu ilâveler­den çıktığı kanaatindedir, 3. Türk İnkı­
lâbı (İstanbul 1926). Millî Mücadele'nin kazanılmasından sonra Türkiye'de ger­çekleştirilen inkılâplara dair düşüncele­rini ihtiva eden eseridir. Türk inkılâbını Taine'in metoduyla değerlendirdik­ten sonra medeniyet, Batılılaşma, dil, edebiyat, iktisat ve inkılâp fikirleri üze­rinde durur.
Hukuk. 1. Kendi Nokta-i Nazarım­dan Hukük-ı Düvel (İstanbul 1330). Çe­şitli gazete ve mecmualarda yayımladı­ğı makalelerden yaptığı seçmeleri ihti­va eder. Celâl Nuri bu kitabında James Lorimer, F. de Martens, Henri Bonfils ve Paul Fauchille gibi Batılı hukukçuların eserlerinden ve Batılı devletlerin Osman- lılar'a karşı tutumundan hareket ederek Batılılar'ın, birincisi kendi aralarında, İkin­cisi de bizimle münasebetlerinde uygu­ladıkları iki türlü hukuk anlayışlarının bulunduğunu söyler. Celâl Nuri eserin­de, günümüzde de hâlâ geçerli olduğu görülen Batılılar'ın bu ikili hukuk anlayı­şının yanlışlığını ispatlamaya çalışır. Ese­rin sonuna, ilk defa İctihad'da çıkan ve önemli tartışmalara sebep olan "İslâm'­da Vücûb-ı Teceddüd" adlı makalesi ilâ­ve edilmiştir (s. 163-191). Üç bölümden meydana gelen makalenin birinci bölü­münde müslümanların XIII. yüzyıldan beri hızı gittikçe artan bir çöküş halin­de olduklarını belirtir. Bu çöküş, XIX. yüz­yılda Hıristiyanlık âleminin İslâm'ı nüfu­zu altına alması sonucunu doğurmuştur. İkinci bölümde müslümanlara bu nüfuz­dan kurtulmanın yollarını gösterir. Üçün­cü bölümde ise Batı sömürüsüne kar­şı verilecek mücadelede sosyalistlerle iş birliği yapmanın caiz olduğunu söyler. 2. Havâic-i Kânûniyyemiz (İstanbul 1331). Celâl Nuri'nin İctihad mecmuasında yaz­dığı hukukla ilgili makalelerinin bir ara­ya toplanmasından meydana gelen ese­ridir. Mukaddimede kanunlarla ilgili ge­nel düşüncelerini anlatır. Ona göre bir memleketi kanunla "ihya arzusunda bu­lunmak", insanların tabiatını ve millet­lerin mizacını bilmemek demektir. Nite­kim İngiliz hukuku, bu ülkede mevcut olan örf, âdet ve muamelelerin tesbitin- den başka bir şey değildir. Bu nokta­dan hareketle mevcut kanunlar üzerin­deki düşüncelerini ve tekliflerini ortaya koyar. Ancak bunu yaparken kendi için­de tutarsızlıktan kurtulamaz. Bir taraf­tan hukukun sosyal bünyeye uygun bu­lunmasını, taklit eseri olmamasını savu­nurken aynı fikirleri benimseyen Cevdet Paşa'ya ve eseri Mecelle'ye şiddetle hü­cum eder. Bir başka yerde de tam ter­sini savunarak, "Garp karşımızda bir kü- tübhâne-i kavânîn arzediyor. Bunların ahz ve iktibası pek o kadar müşkil bir iş değildir" (s. 48-49) demekte bir sakın­ca görmez.
Tarih. 1. Tâıîh-i Tedenniyât-ı Osmâ- niyye (İstanbul 1330). Eserde Osmanlı- lar'ın gerileyiş ve çöküş sebepleri üze­rinde durulur. 2. Mukadderât-ı Târî- hiyye (İstanbul 1330). Târîh-i Tedenni- yât-ı Osmâniyye'rim zeylidir. Bu eser­de de Türk toplumunun maarif, kadın, ahlâk, İktisadî gerileme, kanunlar ve ida­renin yenilenmesiyle azınlıklar gibi belli başlı meseleleri üzerinde durur. Bu iki eser daha sonra birleştirilerek Târîh-i Tedenniyât-ı Osmâniyye - Mukadde- rât-ı Tânhiyye adıyla tek cilt halinde yeniden basılmıştır (İstanbul 1331).
Dinî ve Fikrî Eserleri. 1. İttihâd-1 İslâm (İstanbul 1331). "İslâm'ın Mâzisi, Hali, İs­tikbali" alt başlığını taşıyan eserde, XX. yüzyılın başlarında dünyada meydana ge­len siyasî değişiklikler göz önünde bu­lundurularak müslümanların geleceği ele alınmakta ve İslâm birliği fikri tartışıl­maktadır. Celâl Nuri de İslâm birliğini gerekli görmekte ve bunun gerçekleş­mesiyle ilgili görüşlerini belirtmektedir.

  1. Kadınlarımız (İstanbul 1331). Kadının toplumdaki sosyal ve hukukî durumunu inceleyen bir eserdir. Celâl Nuri'ye göre kadın Osmanlı toplumunda ikinci plana itilmiştir. Bunun sebebi İslâm dini değil bizim Müslümanlık anlayışımızdır. Celâl Nuri kadınların erken yaşta evlenmesi­ne, çok evliliğe, resmî memur önünde kıyılmayan nikâhlara şiddetle karşı çık­maktadır. Yine ona göre Osmanlılar'da uygulanan boşanma usulleri değiştiril­meli, ancak mahkeme kararıyla yapılan boşanmalar geçerli sayılmalıdır. Öte yan­dan Celâl Nuri kadınların örtünmesine değilse de en azından o dönemdeki ör­tünme biçimlerine karşıdır. Eserin kale­me alındığı yıllar Batıcılar, Türkçüler ve İslâmcılar arasında kadın meselesinin yoğun biçimde tartışıldığı yıllardır. Celâl Nuri de bu mücadelede Batıcılar safın­da yer almış ve özellikle İslâmcılar'm fi­kirlerini reddeden görüşler ileri sürme­ye gayret etmiştir. Celâl Nuri'nin bu fi­kirleri kısmen Hukük-ı Âile Kararnâme- si'ne ve daha ziyade Cumhuriyet'in ilk yıllarında gerçekleştirilen hukuk inkılâp­larına tesir etmiştir. 3. Hâtemü'l-enbiyâ (İstanbul 1332). Kapağındaki "Garazkâ- rân-ı Garb ve hurâfât-perestân-ı Şark'a karşı mevki-i târîhî-i Ahmedî'yi muha- fazaten yapılmış tecrübe-i kalemiyyedir" cümlesiyle tanıtılan eserde Hz. Muham­med ve İslâm dini mevcut siyer gelene­ğinin dışında yeni bir açıdan ele alınmak­tadır. Yazara göre Hz. Muhammed "ta­rih nokta-i nazarından mağdurdur"; gay­ri müslim tarihçiler "büyük ve irsî bir hu­sumetin zebunudurlar". Müslüman ta­rihçiler ise Hz. Muhammed'i bir insan olarak değil insan üstü varlık olarak gör­müşlerdir. Müellif daha sonra Dr. Spren- ger, R. Dozy ve E. Renan'ın Hz. Peygam­berle ilgili iddialarına cevaplar verir. 4. İlel-i Ahlâkıyyemiz (İstanbul 1332). Eser­de ahlâk anlayışımızın teşekkülü, zaman­la bu anlayışın bozulması, bunun sebep­leri ve yeniden sağlam bir ahlâkî müna­sebetler sistemine ulaşmanın yolları üze­rinde durulur, s. Târîh-i İstikbâl. Mesâ- il-i Fikriyye (İstanbul 1331), Mesâil-i Si- yâsiyye (İstanbul 1331) ve Mesâil-i İc- timâiyye (İstanbul 1332) adlı üç ayrı ki­taptan meydana gelmektedir. Mesâil-i Fikriyye'öe spekülatif felsefenin artık sona erdiğini, insan zekâsının gittikçe pratikleştiğini, bunun sonucu olarak da günümüzde zan ve hayale dayanan na- zariyelerin ortadan kalkmakta olduğu­nu söyler. Celâl Nuri'nin bu kitabındaki fikirlere, başta Ferit Kam (Sebîlürreşad, XI, nr. 283, 30 Kânunusâni 1329, s. 358) ve Şehbenderzâde Ahmed Hilmi (Huzûr-ı Akl u Fende Maddiyyûn Meslek-i Dalâle­ti, İstanbul 1332) olmak üzere birçok ya­zar tarafından cevap verilmiştir. 6. Müs- lümanlara, Türklere Hakaret, Düşman­lara Riayet ve Muhabbet (İstanbul 1332). Celâl Nuri'nin Abdullah Cevdet ile arala­rında çıkan tartışmada kendi görüşleri­ni anlattığı bir risâledir. Celâl Nuri, Bal­kan felâketi üzerine yazdığı "Şîme-i Hu­sûmet" adlı yazısında (İctihad, nr. 89, 9 Kânunusâni 1329) vatan ve milletimize kasteden Batlı devletlere karşı düşman­lık beslememiz gerektiğini telkin eder­ken Abdullah Cevdet buna "Şîme-i Mu­habbet" makalesiyle cevap verir ve bu yazıda ilerleyebilmemiz için Batılılar'a sevgi beslememiz gerektiğini söyler. Tar­tışma büyüyünce İctihad'dan ayrılmak zorunda kalan Celâl Nuri, o sırada baş­ka bir yayın organında yazmadığı için Abdullah Cevdet'e bu risâle ile cevap ver­miştir. 7. Harpten Sonra Türkleri Yük­seltelim (Kostantiniye 1917). Bu eserin­de müellif devam etmekte olan I. Dün­ya Savaşı'nın doğurduğu problemler üze­rinde durur. 8. İştirak Etmediğimiz Ha­rekât (İstanbul 1917). Eser, bugünkü Ba­tı medeniyetinin meydana gelmesinde rolü olan üç büyük hareketten coğra- keşifleri, Rönesans ve Reform'u tann makta, bunların Osmanlı tarihiyle mü­nasebeti üzerinde durmaktadır. 9. Kc- ra Tehlike (Dersaadet 1334). Celâl Nur. Edebiyyât-ı Umûmiyye Mecmuası'na yazdığı Türkler'in Osmanlılar'dan öncel-: devirlerine ait makaleler arasında öze - likle "Osmanlılar'dan Evvel" (c. II, nr. 3C 31) başlığını taşıyan makalesinde esk Türkler'in "secâyâ-yi milliyyesi'ni araş­tırmıştır. Ona göre tarih boyunca Türk- ler tarafından gerçekleştirilen akınlar s - rasında insanlar kılıçtan geçirilmiş, ser vetler yağma edilerek medeniyet eser­leri tahrip edilmiştir. Celâl Nuri'nin b. düşünceleri devrin aydınları arasında şiddetli itirazlara yol açmış, 3 Hazirar. 1917'de bazı gazetelerde Yahya Kema Celâl Sahir, Ağaoğlu Ahmed, Ziya Gökai; ve Hamdullah Suphi'nin imzalarını taş:- yan bir "protestonâme" neşredilerek (Ta nin, s. 3; Tasvîr-i Efkâr, s. 2) mecmua yak­laşık iki ay kapattırılmıştır. Kara Tehli­ke, bu tartışma dolayısıyla Celâl Nuri - nin yazdığı makalelerin bir araya top­lanmasından meydana gelmiştir.

Dil ve Edebiyat. Celâl Nuri, Türk dili ve edebiyatıyla ilgili makalelerinin yanı sı­ra mecmua ve gazetelerde hikâye ve ro­man türünde eserler de kaleme almış­tan Hikâyeleri kitap haline gelmemişse de Perviz (İstanbul 1332), Ölmeyen (Kos­tantiniye 1917), Merhûme (İstanbul 1334 Âhir Zaman (İstanbul 1335) adlı roman denemeleri basılmıştır. Türkçemiz (İs­tanbul 1917) adlı kitabı ise İkdam gaze­tesiyle Edebiyyât-ı Umûmiyye Mecmu­ası'nöa yayımlanan konuyla ilgili maka­lelerini içine almakta, müellif burada Türk dilinin gramer, lügat, imlâ ve alfa­be gibi belli başlı meseleleri için bazı çö­züm yollan göstermektedir.
Celâl Nuri'nin İskandinavya, Rusya ve kuzey kutbuna yaptığı seyahatleri an­lattığı Şimal Hâtıraları (İstanbul 1330' ile Kutub Musahabeleri (İstanbul 13311 adlı iki eseri daha bulunmaktadır.
Eserlerinin önemli bir kısmını impa­ratorluktan millî devlete geçiş dönemi­nin çalkantılı yıllarında kaleme alan Ce­lâl Nuri'nin fikir çizgisinde sürekli de­ğişiklikler, hatta çelişkiler görülür. An­cak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gir­dikten sonra bir daha değiştirmeyeceç yolunu bulmuş, Millî Mücadele'nin ka­zanılmasının ardından gerçekleştirilen inkılâpların hazırlanmasında ve tutun­masında önemli rol oynamıştır.
BİBLİYOGRAFYA:

Zelâl Nüri Bey'in Mesâil-i Fikriyyesi- Kt*r *c-. 'iaz ar, İstanbul 1329; Bin Üç Yüz KîJyyesine Mahsus Musavver Nev- İstanbul 1329, s. 32; Server Bedî 5araj. Zavallı Celâl Nûri Bey, İstanbul jİBB' i - t.. Türk inkılâbına Bakışlar, İstan- i~c. s. 42-45; Haydar Kemal, Târîh-i is- vZ~^sebetiyle Celâl Nüri Bey, İstanbul hn -irr-ed Hilmi, Huzûr-1 Akl u Fende Mad- "ts/efc-i Dalâleti, İstanbul 1332, tür.yer.; Mbec Sâ'j (Giridî), Celâl Nüri Bey ve Cezrî \ isîanbul 1338; L. Lvonian. The Turkish Seleetions from Turkish Press Shoıving İte îtd Opinions 1925-1932, Athens 1932, *52. 132-139; A. Cerrahoğlu, Türkiye'de stanbul 1965, s. 12-15; Sami N. Özer- I "Ceıal Nuri İleri ve Dilimiz", Dilcilere Say«rıjra 1966, s. 329-347; Süleyman Hayri Bo- Kt ~Ir*. yede Ruhçu ve Maddeci Görüşün Mü- Bjjn ir- Ankara, ts., s. 163-183; Ahmet Emin Mhtst- Yakın Tarihde Gördüklerim ve Geçir- Kor-. İstanbul 1970, II, 118, 119, 144, 212; |Bm Zya Olken, Türkiye'de Çağdaş Düşünce İMn. stanbul 1966 - 2.bs. 1979, s. 392-401; SBcü Hanioğlu, Bir Siyasal Düşünür Olarak Cevdet ve Dönemi, İstanbul 1981, s. S~ ~~ Bilâl N. Şimşir, Dış Basında Atatürk ve Ifcr Devrimi, Ankara 1981, I, 207-208; a.mlf., h£x Sürgünleri, Ankara 1985, s. 180; Fethi Te- -rap Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar, tlmân ;988, s. 120, 125, 149, 156, 168, 174; 9b»e Karakaş, Süleyman Nazif, Ankara 1988, s. BK Vehmet Akgün. Materyalizmin Türkiye'ye plrs- İlk Etkileri, Ankara 1988, s. 345-378; özkaya. Millî Mücadelede Atatürk ve Basın mir t-1921), Ankara 1989, s. 36; Recep Duy- tsz. Celâl Nuri ileri ve Âti Gazetesi (doktora sr ). MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf., fcn. Celâl Nuri", TDEA, IV, 359-360; Ferid, Tif-_i-i İstikbal - Celâl Nuri Bey", SR, XI/ M5 30 Kânunusâni 1329), s. 358-361; Fâik JB. "Muhibb-i Necibim Celâl Nûri'ye", Atî, : İstanbul 6 Nisan 1334/1918; Hüseyin trr; Gürpınar, "Celâl Nûri", a.e., sy. 100 (10 pifec- 1334/1918), s. 1, 2; Naci Fikret "Celâl Hbn Beyefendiye", Edebıyyât-ı Umûmiyye, K 56. İstanbul 5 Teşrinievvel 1918, s. 1044- Aka Gündüz. "Celâl Nûri'nin İki Asil llılıı ı ı" Tan, sy. 1178, İstanbul 9 İkinciteşrîn 538: Suphi Nuri İleri, "Gazetecilik Hatırala- am', Yeni Adam, sy. 364-406, İstanbul 18 ilk- iânun 1941 -8 İlkteşrîn 1942, tür.yer.; Cemil üetç, 'Celâl Nuri'nin Türk İnkılâbı 1-2", 77", s. 5-10 (1984), s. 55-62; Rasih Nuri İleri, "Sup- li Nuri İleri", a.e" sy. 22 (1985), s. 12-17; Göv- s. Türk Meşhurları, s. 80-81; Günay Alpay, "han, Djelâl Nüri", E/2(İng.), İli, 1117-1118.
 RECEP DUYMAZ
KAYNAK: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI, 7. CİLT, İSTANBUL

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.