Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

CELÂLZÂDE SÂLİH ÇELEBİ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

Yavuz Sultan Selîm ve Kânûnî devrinin ileri gelen âlim, fâzıl ve şâirlerinden. Tosyalı Kâdı Celâl'in oğlu olup, babasının kâdılık yaptığı Rumeli'deki Vulçitrin'de doğdu. Mükemmel bir tahsil gördükten sonra Şeyhülislâm İbn-i Kemâl hazretlerinin eserlerini temize çekmek vazîfesinde bulundu. Bu büyük âlimin yakın dostlarındandı. Daha sonra yine Şeyhülislâm Ebüssü'ûd Efendinin derslerine devâm ederek olgunlaştı. Edirne'de müderrislik yaptıktan sonra, Sahn-ı semân medresesi müderrisliğine getirildi. Bu vazîfesi sırasında pâdişahın emriyle Farsçadan Firûz Şah adlı eseri kısa zamanda sekiz cilt hâlinde tercüme ederek takdim etti. Halep'te kâdılık, Şam ve Kahire'de vâlilik yaptı. Târih-i Mısır adlı eserini bu sıralarda kaleme aldı. Bu eser İspanyolca'ya da tercüme edildi.
1551'de emekliye ayrılan Sâlih Çelebi, İstanbul'a dönüp, Eyyûb Sultanda kendisinin yaptırdığı câmi-i şerîf civârındaki evine yerleşti ve devamlı eser yazmakla meşgûl oldu. Bu sırada Şehzâde Bâyezîd'in emriyle Cemâleddîn Avfî'nin Nizâmülmülk adına yazdığı Câmi-ül-Hikâyât adlı eserini Farsçadan Türkçeye tercüme etti. Bir ara Eyyûb Medresesi müderrisliğine tâyin olundu ise de, çok geçmeden ihtiyarlığı sebebi ile pâdişahtan affını istedi. Nitekim bir müddet sonra 1565 yılında Eyyûb Sultandaki evinde vefât etti. Ağabeyinin yaptırdığı Nişancılar Câmii yanında defnedildi.
Sâlih Çelebi 60 yaşına kadar evlenmemişti. Halep kâdısı olmadan evlenip, İshâk adında bir oğlu oldu ise de, beş yaşındayken vefât etti. Sâlih Çelebi, bu üzüntüsü sırasında kaleme aldığı Leylâ vü Mecnun hikâyesini manzum olarak 42 günde yazdı. Sâlih Çelebi'nin bunlardan sonra en önemli eseri Dürr-i Nesâyih'dir.
KAYNAK: REHBER ANSİKLOPEDİSİ, 4. CİLT

 

CELÂLZÂDE SÂLİH ÇELEBİ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ
(ö. 973/1565) Kanûnî Sultan Süleyman devrinin tanınmış âlimi.
Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi nin kardeşidir. Babasının kadılığı sırasında 900 (1494-95) yılı civarında Vulçitrin'de doğdu. Tahsilini tamamladıktan sonra Kemalpaşazâde'ye intisap ederek dersle­rine devam etti. Ayrıca Hattat Şeyh Ham­dullah'tan hat dersleri aldı: Kemalpaşa- zâde'nin tarihe ve fıkha dair bazı eser­lerini temize çekti.
1520'de Kanûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışı münasebetiyle, âdet üzere bütün ulemâya dânişmend*lerinden ile­ri gelenlerini mülâzım verme hakkı ta­nındığında, KanûnFnin hocası Hayreddin Efendi'nin yeterli sayıda talebesi olma­dığından Sâlih Çelebi Kemalpaşazâde'- den ayrılarak Hayreddin Efendi'nin ta­lebeleri arasında mülâzım oldu. Ancak bu hareketi vefasızlık sayılarak tenkit edildi (Kmalızâde, 1, 548). Böylece 25 ak­çe yevmiye ile Edirne'de Saraciye Med­resesi müderrisliğine gönderildi. Bu gö­revi sırasında Kanûnî'nin Belgrad, Ro­dos ve Budin seferlerine dair eserini ka­leme aldı. Ayrıca Vezîriâzam İbrâhim Pa- şa'nın faaliyetleri hakkında yazdığı ve muhtemelen ağabeyi Mustafa Çelebi va­sıtasıyla paşaya sunduğu manzumeleri çok beğenildi ve görevi İstanbul Murad Paşa Medresesi'ne nakledildi. Burada uzun süre müderrislik yaptıktan sonra 1535'te 40 akçe ile Divanyolu'nda Atik Ali Paşa Medresesi'ne geçti. Vezîriâzam Ayas Paşa'ya yazdığı kasideleri beğeni­
lerek bir süre sonra Sahn-ı Semân mü­derrisliğine getirildi (1536). Bu sırada Kanûnî'nin isteği üzerine Fîrûz Şah hikâ­yelerini kısa zamanda Farsça'dan Türk­çe'ye tercüme ederek padişaha takdirr etti. Ardından da 1542'de Edirne Beya­zıt Medresesi müderrisi oldu.
Sâlih Çelebi, ilme ve talebe yetiştir­meye olan hevesi sebebiyle daima mü­derrisliği tercih etmişse de meslek ha­yatında bazı önemli kadılıklarda da bu­lunmuştur. 1544'te Halep kadılığına ta­yin edilince buraya gitmek zorunda kal­mış, iki ay sonra Mısır Beylerbeyi Hadım Dâvud Paşa hakkındaki ithamları araş­tırmak ve Mısır evkafını teftiş etmekle görevlendirilmiş, bu zor işi de kısa za­manda tamamlayarak İstanbul'a dön­müştür. Bu sırada Halep kadılığı yeni­den kendisine verilmek istendiyse de ka­bul etmediğinden İstanbul Beyazıt Med­resesi müderrisliğine tayin edildi (1546) Ancak bu görevi kısa sürdü, tekrar ka­dılık mesleğine geçerek önce Şam, ar­dından Mısır kadılığına getirildi. Üç yıl kadar kaldığı bu görevden 1550'de 80 akçe yevmiye ile emekli oldu, ücreti da­ha sonra 100 akçeye yükseltildi.
Hayatının bundan sonraki yıllarını Eyüp Nişancası'nda ağabeyi Mustafa Çelebi'- nin camii yakınındaki evinde geçiren Sâ­lih Çelebi, zamanını İlmî araştırma ve eser telifiyle geçirdi. Bu sırada Şehzade Bayezid'in isteği üzerine Cemâleddin Mu­hammed Avfî'nin tarih ve ahlâka dair Farsça eserini Türkçe'ye çevirdi. Şehza­de de 100 akçelik emekli maaşına denk bir ücretle isteği üzerine Eyüp Medre­sesi müderrisliğinin kendisine verilme-
anı sağladı (1558). Üç yıl sonra gözleri- -6 perde inince müderrislikten ayrılmak ::-jnda kaldı. Vefatında Eyüp'te ağa- aeyinin yaptırdığı Nişanca Camii hazîre- sne defnedildi. Manzum mezar taşı ki­tabesi Mustafa Çelebi'ye aittir.
Salih Çelebi'nin hak ve adalet kavram­ama bağlı olduğu, özellikle Mısır, Şam .ç Halep'te kadılık yaptığı dönemlerde -'balığı önlediği ve mazlumlan himaye fmği kaynaklarda belirtilir. Kadı iken -e-keze sunduğu tayin tekliflerinde çok miz ve dürüst davrandığı, o bölgelerin Arap tarihçileri tarafından da kaydedilir.
Eserleri. Sâlih Çelebi çok yönlü bir mü- efif olup başta tarih olmak üzere ede- : yat, gramer ve fıkıh alanlarında çeşitli serler kaleme almıştır.

  1. Tarihe Dair Eserleri. 1. Târih-i Sul- 3371Süleyman. Bilinen tek nüshası Leip- ug Stadtbibliothek'te bulunan (H. O. re:scher - F. Delitzsch, s. 522, nr. 288) ser. Kanûnî Sultan Süleyman'ın cülûsun- zan itibaren 935 (1528) yılına kadar ce- -eyan eden olayları içine alır. F. Tauer, eserde mukaddimeden sonra 7b-194a va- -akları arasında Kanûnî'nin cülûsu, Can- : rdi Gazâlî isyanı, Belgrad Seferi, Rodos Seferi, Mısır'da cereyan eden olaylar, Vohaç Muharebesi ve Anadolu'daki is- .anların konu edildiğini, 197. varağa ka­rar da padişahın Vize taraflarına ava gi- îşi anlatılarak eserin bitirildiğini yazar. 5âlih Çelebi'nin tarihe dair eserleri üze- ~nde bir inceleme yapmış olan Hüseyin Yurdaydın ise bu eserin bazı kısımla- -mn müstakil yazma nüshalar halinde reşitli kütüphanelerde bulunduğunu, Âşık Celebi ve Kınalızâde Haşan Çelebi tara- ~ndan Celâlzâde Sâlih'in Belgrad, Ro- :ds ve Mohaç seferlerinin tarihlerini yaz­ığının belirtildiğini, aslında bunların ese- ~n çeşitli kısımlarının muhtelif istinsah­ın olduğunu kaydeder. Bu nüshalardan razılarının müstakil eser özelliği taşıdı- t:nı da belirten Yurdaydın, Mohaç Seferine ait kısmın Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde (Revan, nr. 1280) yer alan ve 1530 Ağustosunda tamamlanan Târih-i Budin (Târîh-i Feth-i Budin)adıy­la kayıtlı müellif nüshasını buna örnek olarak gösterir. Bunun Târih-i Üngü- rus adıyla kayıtlı ikinci bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi nde (111 Ahmed, nr. 3096), Mohaçnâme adıyla ka­yıtlı diğer bir nüshası ise İstanbul Üniver­sitesi Kütüphanesi'ndedir (TY, nr. 1285). Rodos Seferi'ne ait kısmın (Rodos Kal ası Fetihnamesi)müstakil bir nüshası, Viya- na'da (Nationalbibliothek, H. O., nr. 159) bulunan bir yazmanın 19a-39a varakla­rı arasında yer almakta ve içindeki bir kayıtta bunun Celâlzâde Sâlih'in "mu­sannif nüshasından" istinsah edildiği be­lirtilmektedir. Agâh Sırrı Levend, Sâlih Çelebi'nin Leylâ vü Mecnûn adlı mes­nevisi ve Münşeât'ı ile birlikte Belgrad Fetihnâmesi'rim bir nüshasının kendi­sinde bulunduğunu yazar (Gazauatnâme- ler,s. 379). 2. Târih-i Mısır. Müellif, SÜ- yûtî, İbn Makrîzî ve Melik İsmâil gibi Arap müelliflerin eserlerinden faydalanarak kaleme aldığı bu eserine Mısır evkafını teftişle görevlendirildiği 1544 yılında başlamış, görevini tamamlayıp 1547'de İstanbul'a döndüğü zaman bitirmiştir. Eserde kâinatın yaratılışından itibaren 953'e (1546) kadar bütünüyle Mısır tari­hi, Mısır'da cereyan eden belli başlı olay­lar, imar faaliyetleri ve özellikle Mem- lükler ve OsmanlIlar zamanında Mısır'ın tarih ve coğrafyası yer yer menkıbeler de eklenerek anlatılmıştır. Târîh-i Mı­sır'ın İstanbul Üniversitesi (TY, nr. 778, 1524, 2588, 4134, 4404), Topkapı Sarayı Müzesi (Revan, nr. 1405) ve Süleymaniye (Esad Efendi, nr. 2176; Damad İbrâhim Paşa, nr. 920; Hâlet Efendi, İlâve, nr. 190) kütüphanelerinde çeşitli nüshaları mev­cuttur. Eser ayrıca İspanyolca'ya da ter­cüme edilmiştir (Babinger, s. 112)

Diğer Eserleri. 1. Kıssa-i Behmen Şâh b. Fîrûz Şâh {Kıssa-i FîrOz Şah Ter­cümesi).1536'da Sahn-ı Semân müder­risi olduktan sonra Kanûnî Sultan Süley­man'ın isteği üzerine Farsça'dan tercü­mesine başladığı bu eser sekiz cilttir. Sâlih Çelebi, her cildin sonunda o cildi hangi tarihte ve ne kadar zamanda ta­mamladığını belirtmiştir. Eserin İstan­bul Üniversitesi Kütüphanesi'nde bazı­larının baş tarafı eksik beş cildi ile İs­tanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı'nda yine baş tarafı eksik üç cildi mevcuttur (Uzunçarşılı, s. 429-430). Ayrıca IV. cildi Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'n- de bulunmaktadır (Revan, nr. 1485). Bu tercümenin zamanında çok beğenildi- ği kaynaklarda belirtilmektedir. 2. Ter- cüme-i Cevâmiu l-hikâyâtve levâ- miu r-rivâyât. Cemâleddin Muhammed Avfî'nin aslı Farsça olan eserini Kanû- nfnin oğlu Şehzade Bayezid'in isteği üze­rine tercüme etmiştir. Tarih ve ahlâka dair olan eserde yer yer konulara uygun hikâyeler de anlatılmıştır. Üç büyük cilt­ten meydana gelen tercümenin Süley­maniye (Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 603), Top- kapı Sarayı Müzesi (Revan, nr. 1086), Nu­ruosmaniye ve Millet kütüphanelerinde nüshaları mevcuttur (Uzunçarşılı, s. 436-
437). 3.Divan. "Sâlih" ve "Salâhî" mah­laslarıyla Arapça. Farsça ve Türkçe şiir­ler yazan Sâlih Çelebi'nin divanı, hayatı­nın sonlarına doğru gözlerine perde in­dikten sonra hatırında kalan manzume­lerini dikte ettirmek suretiyle meydana gelmiştir. Divanın tezhipli ve ta'lik hatla yazılmış güzel bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi'nde (nr. 3846). bulunmak­tadır. Divanın sonunda "Dürer-i Nesâ- yih" adlı seksen beyitlik nasihatnâme şeklinde bir manzume ile küçük yaşta kaybettiği oğlunun acısıyla kaleme aldı­ğı "Leylâ vü Mecnun" adlı diğer bir man­zume yer almaktadır.
Sâlih Çelebi'nin bunlardan başka Mif- tâhu'l-culûm, el-Mevâkıf, el - Vikaye şerhlerine ve Işlâhuî-lzâh'a hâşiyeleri bulunmaktadır (Uzunçarşılı, s. 437-438). Ayrıca gözlerine perde inmesi sebebiyle temize çekemediği müsvedde halinde kalmış başka çalışmalarının da olduğu gerek kendisi gerekse Atâî tarafından ifade edilmiştir.
BİBLİYOGRAFYA
Âşık Çelebi, Meşâirü'ş-şuarâ, vr. 214b-216a; Latîfî, Tezkire, s. 218; Kınalızâde, Tezkire, i, 548-551; Atâî, Zeyl-i Şekâik, s. 47-49; Müsta- kimzâde, Tuhfe, s. 229; Hammer (Atâ Bey), VI, 151; Sicill i Osmârıi, III, 300; H. O. Fleischer
Delitzche, Catalogus Librorum Manuscripto- rum Qui in Biblitoheca Senatona Ciuitatis Lipsiensis Assenuantur, Cadices Orientalium Linguarum, Grimde 1838, s. 522, nr. 288; Os­manlI Müellifleri, II, 278; Levend, Gazauatnâ- meler, s. 38, 40-42, 47, 379; a.mlf., Leylâ ue Mecnun Hikayesi, Ankara 1959, s. 278 vd.; Babinger (Üçok), s. 111-113; Abdülkâdir Öz- can, "Historiography in the Reign of Süley­man the Magnificent", The Ottoman Empire in the Reign of Süleyman the Magnificent, İs­tanbul 1988, II, 185-187; F. Tauer, "Addition â mon ouvrage, Histoire de la Campagne du Sultan Süleyman I er contre Belgrade en 1521, tirees de l'histoire de Süleyman I er par Djelâlzâde Sâlih Efendi", Ar.O, VII/1-2 (1935), s. 191-196; İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Onal- tıncı Asır Ortalarında Yaşamış Olan İki Bü­yük Şahsiyet: Tosyalı Celâlzâde Mustafa ve Salih Çelebiler", TTK Belleten, XXII/87 (1958), s. 422-441; Hüseyin G. Yurdaydm, "Celâl-zâde Salih'in Süleymannâmesi", AÜİFD, XIV (1967), s. 1-12; Tayyib Gökbilgin, "Celâl-zâde", İA, III, 63-64; J. R. VValsh, "Djalâlzâde Sâlih Celebi", ö2(tng.). II, 400-401.
KAYNAK: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI, 7. CİLT, İSTANBUL

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.