Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

CEMÂLÎ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

On beşinci asır divan şâirlerinden. Adı, memleketi ve hayâtı hakkında kaynaklarda değişik bilgiler verilmektedir. Germiyanlı Şeyhoğlu Mustafa ile karıştırılmış ve Şeyhi'nin yeğeni zannedilmiştir. Asıl adının Bâyezîd ve âilesinin Akşehirli veya bir nüshaya göre Aksaraylı olduğunu Hüsrev ü Şîrîn'deki zeyl kısmına koyduğu başlıktan anlaşılmaktadır. Bursa'daki muhtelif eserlerin kitâbelerinde, onun manzûme ve târihleri bulunmaktadır. Buradan onun belli bir süre Bursa'da kaldığı anlaşılmaktadır. İlk mesnevîsini 1446 senesinde yazdığı kabul edildiğinden, Çelebi Mehmed zamânında doğduğu tahmin edilmektedir. Sultan İkinci Bâyezîd Han devrinde İstanbul'da vefât etmiştir. Edirnekapı dışındaki Emir Buhârî Tekkesinin yanındaki kabristanlıkta medfundur.
Bir asra yakın yaşayan Cemâlî, Çelebi Mehmed, İkinci Murad, Fâtih Sultan Mehmed ve İkinci Bâyezîd devirlerini görmüştür. Şiirlerinde oldukça akıcı ve sâde bir dil kullanmıştır. Yaşadığı devirde Şeyhî Ahmed Paşa ve Necâtî gibi şâirlerin şöhreti bir süre sonra unutulmasına sebeb olmuştur. Cemâlî'nin Dîvân'ı henüz bulunamamıştır, ancak şiirleri mecmûalarda dağınık bir hâlde olup toplanmaya muhtaçtır.
Cemâlî'nin yazmış olduğu eserlerden bâzıları şunlardır:
1.Hüma ve Hümâyûn: Gülşen-i Uşşak adıyla da bilinen bu eseri 1446 senesinde Sultan İkinci Murad adına yazmıştır. Bu durumu, eserinin mukaddimesinde gâyet açık şekilde bildirmiştir. Eser mesnevî tarzında olup "fâilâtün, fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılmıştır. 4630 beytten meydana gelen eserin tek nüshası, İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi, 5680 numarada kayıtlıdır.
2.Miftâh-ül-Ferec: Eseri, 1456 senesinde Fâtih Sultan Mehmed Han adına yazmıştır. Bu eseri de mesnevî tarzında yazılmış olup, 4600 beyittir. Tasavvufî bir eser olup, içinde münâcâtlar, nâtlar, dînî hikâyeleri, âyet ve hadîsleri açıklayıcı parçalar mevcuttur. Bilinen üç nüshası vardır. Bunlardan biri İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi, numara 2341'de; biri Üsküdar Selîm Ağa Kütüphânesi, Kemankeş bölümü 447 ve sonuncusu BerlinKütüphânesinde bulunmaktadır.
3. Er-Risâlet-ül-Acîbe fis-Senâyi vel-Bedâyi: Fâtih Sultan Mehmed'e ithaf edilen bu eserin yazma nüshası Türkiye kütüphânelerinde bulunamamıştır. Bilinen tek nüshası Cambridge Kütüphânesi, İslâm yazmaları ikinci kısım, 3-28 numarada kayıtlıdır.
4. Zeylü Hüsrev ü Şîrîn: Şeyhî'nin Hüsrev üŞîrîn adlı esere yazdığı zeyldir. Birçok kaynakta Şeyhî'nin, eserini tamamlamadan öldüğünü, Cemâlî'nin de bu eseri tamamladığını yazmakta iseler de, araştırmalar sonucu böyle olmadığı, bir zeyl yazdığı ortaya çıkmıştır. Âşık Çelebi ve Âli, Cemâlî'nin hangi beyitle zeyle başladığını bildikleri hâlde, bu durum uzun seneler fark edilememiştir. Zeyl, iki kısımdan ibârettir. Birincisi altmış üç beyit, ikincisi kırk altı beyit olup, tamâmı yüz dokuz beyittir.
KAYNAK: REHBER ANSİKLOPEDİSİ, 4. CİLT

 

CEMÂLÎ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ
XV. yüzyıl divan şairi ve mesnevi müellifi.
Fâtih devri şairlerindendir. Şeyhî'nin yeğeni olup asıl adı Bayezid'dir. Sehî ve ondan sonra gelen kaynaklar Cemâlî'nin bu adından bahsetmezler. Şairin adı, doğum yeri ve babasının adı, ŞeyhFnin ölümü üzerine Hüsrev ü Şîrîn'e yazdığı zeylin başlığındaki ibareden öğrenilmektedir (geniş bilgi için bk. Demirtaş, TDED, IV/3, s. 192). Bu ibare Hüsrev ü Şîrîn mesnevisinin çeşitli nüshalarında farklı olup kaynaklardaki karışıklık da muhtemelen bu farktan ileri gelmiştir. FarukK. Timurtaş'ın (Demirtaş) gördüğü nüshada Bâyezîd b. Mustafa b. Şeyh Ahmed-i Tercümânî el-Akşehrî olarak yer alan şairin isim zinciri, Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi'ndeki nüshada (Millî Ktp., nr. 4447) Bâyezîd
b. Mustafa el-Meşhûr Şeyhoğlu şeklindedir (Günay Kut Alpay, JTS, 11977], s. 125-126).
Cemâlî'nin Şeyhoğlu Mustafa ile ka­rıştırılması meselesi Faruk K. Timurtaş tarafından etraflı bir şekilde ele alınarak Cemâlî'nin kimliğine ve eserlerine açık­lık kazandırılmıştır {TDED, IV/3, s. 189- 213). Ancak burada düzeltilmesi gereken bir husus, Timurtaş'ın Uzunçarşılı'nın Ce- mâlî'yi Şeyhoğlu olarak gösterdiğini söy­lemesidir. Aslında Uzunçarşılı Cemâlî'yi Şeyhoğlu olarak göstermemiş, hatta tez­kirelerin Şeyhoğlu Mustafa ile Şeyhoğlu Cemâlî'yi karıştırdıklarını belirtmiştir.
Ayrıca diğer kaynaklar göz önüne alın­dığında Timurtaş'ın verdiği bilgilere ilâve olarak Cemâlî'nin Şeyhoğlu (Şeyhoğlu Ce­mâlî) diye de tanınmış olabileceğini söyle­mek mümkündür. Veya uzak bir ihtimal­le Hümâ ve Hümâyûnyazarı olan Ce­mâlî tamamen başka bir kimsedir. 903 (1497-98) gibi oldukça eski bir tarihte istinsah edilen Hüsrev ü Şîrîn'in Bursa nüshasında Cemâlî'nin lakabı Şeyhoğlu olarak geçer ki Timurtaş bu nüshayı gör­memiştir. Cemâlî'nin XIV. yüzyıl şairle­rinden Şeyhoğlu Mustafa ile karıştırıl­ması hususu Sehî'den başlar.
Bir kısım kaynaklar Cemâlî'nin Kara­manlı olduğunda birleşirken (Sehî, Âlî, Bursalı Tâhir) bir kısmı da Bursalı oldu­ğunu kaydeder (Riyâzî, S. N. Ergun). Er- gun onu Bursa'da birtakım kitâbelerde tarihleri bulunmasına bakarak Bursalı kabul eder. Latîfî ise şairin Karamanlı veya Bursalı olabileceğini bildirmekte­dir. Bu bilgilere dayanarak Cemâlî'nin Karamanlı olmakla birlikte bir süre Bur­sa'da da bulunduğu söylenebilir. Cemâ- lî'nin doğduğu tarih bilinmemekle bera­ber onun Hüsrev ü Şîrîn'ezeyil yazdı­ğında on sekiz yirmi yaşlarında olduğu­nu düşünerek 813-815 (1410-1412) yıl­ları arasında doğduğuna hükmedilebi­lir. Yine birçok kaynağın, özellikle Latî- fTnin verdiği bilgilere dayanarak Cemâ­lî'nin Bayezid devrinin (1481-1512) son­larında öldüğü kuvvetli bir ihtimal ola­rak ileri sürülebilir. Osmanlı Müellifle­rindeonun Edirnekapı dışında Emîr Bu- hârî Tekkesi yakınında gömülü olduğu kayıtlıdır (II, 122).
Cemâlî Hüsrev ü Şîrîn'ezeyil mi yaz­dı yoksa onu tamamladı mı meselesine gelince, genellikle kaynaklarda "itmâm" kelimesi geçmektedir. Hüsrev ü Şîrîn nüshalarında ise bu hususta değişik ibareİer kullanılmıştır. Cemâlî'nin Hüsrev ü Şîrîn'e yaptığı ilâve iki bölümden mey- rana gelmektedir. Birinci bölümde Ce- ~ıâiî Şeyhî'nin ölümünden söz eder; "ze- ;.il" dediği ikinci bölümde II. Murad'ın -lethi vardır. Bu kısımda Cemâlî mahla- yerine esas adı olan Bayezid'i kulla- rur. Bu ek kısmın beyit miktarı nüshala­ra göre 44, 77. 103 ve 109 gibi değişik sayıdadır.
Eserleri. 1. Divan. Cemâlî'nin, varlığı sadece Latîfî'nin Tezkire'si ile Miftâhu'1- :erec'den öğrenilip de görülemeyen di- .anının yakın zamanlarda bir nüshası ortaya çıkmıştır (Erimer, s. 265-281). Ka- _,ahan Erimer, elindeki nüshanın baş ve sonunda II. Bayezid'in mührünün bulun­duğunu söylemektedir. Örnek olarak ve­rilen foto klişesinde (vr. 58a) görülen mü- ".ür ise III. Murad'a aittir. Bu nüsha üze­rinde Çukurova Üniversitesi'nde bir yük­sek lisans tezi hazırlanmıştır (1. Çetin Der- ;;yok, Cemâlî Divanı[İnceieme-Metinl, Adana 1988). Cemâlî'nin nazîre mecmu­alarında da şiirlerine rastlanır. 2. Hümâ ve Hümâyûn (Gülşen-i Clşşâk). Cemâlî bu eserini II. Murad adına 850 (1446) yı- ında telif ettiğini bizzat bildirir. Şimdi- lik bilinen tek nüshası, 959'da (1552) is­tinsah edilmiş olup İstanbul Üniversite­si Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (TY, nr. 5680). 4630 beyitten ibaret olan bu mesnevi aruzun remel bahriyle kaleme alınmıştır. Fuat Köprülü Hümâ ve Hü- mdyıin'la Gülşen-i Uşşâk'\ iki ayrı eser telakki etmişse de eserin iki adı olduğu, aslında ona Gülşen-i Uşşâk adı veril­mişken daha çok kahramanlarının adıy­la şöhret bulduğu belirtilmiştir. Hümâ ve Hümâyûn'un Fâtih Sultan Mehmed veya II. Bayezid adına yazılmış olduğu şeklindeki yanlış görüşler eseri görme­mekten kaynaklanmıştır. Mesnevi, Arap Hanı Menûşek'in oğlu Hümâ ile Çin pa­dişahının kızı Hümâyûn'un aşk hikâye­sini konu edinir. Divan edebiyatının iki kahramanlı mesnevileri geleneğinde ol­duğu gibi iki âşık, başlarından geçen birçok maceradan sonra mutlu bir be­raberliğe kavuşurlar. Eser üzerinde Os­man Horata tarafından bir doktora tezi hazırlanmıştır (bk. bibi.). 3. Miftâhu'l-fe- rec. 860 (1456) yılında Fâtih Sultan Meh­med adına yazılan bu eser de mesnevi tarzında ve aruzun remel bahriyledir. Bi­linen üç nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi (TY, nr. 2331), Üsküdar Ha­cı Selim Ağa Kütüphanesi (Kemankeş, nr. 447) ve Berlin Kraliyet Kütüphanesi'nde (W. Pertsch, s. 371, nr. 378) bulunmakta­dır. Ayrıca Câmiu'l-meânî'de de (Nuru- osmaniye Ktp., nr. 4904, vr. 101b-106b) bazı parçaları yer alır. 4. er-Risâletul- acîbe fi's-sanâyi' ve'l-bedâyi'. Tek nüs­hası Cambridge Üniversite Kütüphane- si'ndedir (Browne, s. 87, nr. 465). Müelli­fin adı burada Cemâlî el-Fakîh şeklinde kayıtlıdır. Eserin, Cemâlî'nin Miftâhu'l- ferec' de (İÜ Ktp., TY, nr. 2331, vr. 4a b) "her iki beytinden hurûf alındığında bir beyit olduğu, acayip sanatların toplandığı, Türk­çe'sinden Farsça, Farsça'sından da Arap­ça ibareler çıkarıldığını" söylediği kasi­de olması çok muhtemeldir, s. Risâle. Bu eserinden de Miftâhu'l-ferec'de bah­seder (vr. 4b). Bazı sözlerinden medih anlaşıldığı halde aslında zem olduğunu, bazılarının da bunun tersi olduğunu söy­ler ki burada "zem bimâ yüşbihü'l-medh" denilen bedr sanatı söz konusudur.
Cemâirnin eserlerinde Şeyhî etkisi faz­laca görülür. Latîfî'nin, onun şiirlerinin güzelliğine rağmen divanının şöhret bul- mayışına şaştığını söylemesine karşılık Kınalızâde şiirlerinde fazla güzellik ve açıklık olmadığını söyler ve örnekler verir. Cemâlî aslında bir divan şairinden çok bir mesnevi müellifidir ve Miftâhu'l- ferec adlı eserinin ortaya koyduğu gibi tasavvufa meyli kuvvetlidir.
BİBLİYOGRAFYA:
Sehî. Tezkire, s. 55, 107, 113; Latîfî, Tezki­re, s. 121; Âşık Çelebi. Meşâirü'ş-şuarâ, vr. 20a, 354a; Âlî, Künhul-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 5959, vr. 54a, 132a; Kınalızâde, Tezkire, I, 260-261, 530; Riyâzî, Tezkire. İÜ Ktp., TY, nr. 761, vr. 442a; Gibb. HOP, I, 304, 427-429; Osmanlı Müellifleri, II, 122; Hammer, GOD, I, 109; Brow- ne. A Hand-list, s. 87, 304, 342; Faik Reşâd, Eslâf, İstanbul 1312, s. 27; a.mlf., Târîh-i Ede- biyyât-ı Osmâniyye, İstanbul, ts., s. 220; Hıfzı Tevfik v.dğr., Türk Edebiyatı Numuneleri, İs­tanbul 1926, s. 193, 273; Fuad Köprülü.Eski Şairlerimiz: Divan Edebiyat Antolojisi, İstan­bul 1931, s. 71; a.mlf., Millî Edebiyat Cereya­nının İlk Mübeşşirleri, İstanbul 1928, s. 13; Uzunçarşılı, Kütahya Şehri, İstanbul 1932, s. 228, 264-270; Ergun, Türk Şairleri, III, 979- 982; İnciser İlıca,Gülşen-i Uşşak (Hüma ve Hümâyûn), Cemâlî (mezuniyet tezi, 1961), İÜ Ed.Fak. Türkiyat Enstitüsü, Tez nr. 556; Faruk K. Timurtaş, Şeyhî, Hayatı ve Eserleri, Eserle­rinden Seçmeler, İstanbul 1968, s. 142-151; a.mlf. [Demirtaş], "Fatih Devri Şairlerinden Ce­mali ve Eserleri", TDED, IV/3 (1951), s. 189- 213; W. Pertsch, Verzcichniss der Türkischen Handschriften der Königlichen Bibliothek zu Berlin, Berlin 1989, s. 371, nr. 378; Osman Ho­rata, Cemâlî-Hüma ve Hümâyûn (Gülşen-i Uşşak) İnceleme, Tenkitli Metin (doktora tezi, 1990), Hacettepe üniversitesi; Hayri Akyüz. "On- beşinci Yüzyıl Şairlerinden Cemâlî'nin Hü­ma ve Hümayun Adlı Eseri Hakkında Birkaç Söz", TFA, sy. 54 (1954), s. 856-857; Kayahan Erimer, "Günışığma Çıkan Değerli Bir Eser", TDAY Belleten (1973-1974), s. 265-281; Günay Kut Alpay. "Bursa ve Manisa İl Halk Kütüp­hanelerindeki Bazı Türkçe Yazmalar Üzeri­ne", JTS (1977), s. 125-126; J. Deny. "Shaikhzâ- de", El, IV, 293-294; Hüseyin Ayan, "Cemâlî", TDEA, II, 38-39.
GÜNAY KUT
KAYNAK: İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI, 7. CİLT, İSTANBUL

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.