Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

DÜZCE AYAKLANMALARI

(13 Nisan-31 Mayıs ve 8 Ağustos-23 Eylül 1920) a) Birinci Düzce Ayaklanması (13 Nisan-31 Mayıs 1920) 20. Kolordu bölgesinde bulunan Düzce, I. Dünya Savaşı içinde eşkiya olaylarının yoğun olduğu ve bu yüzden de devlet otoritesinin kalmadığı yerlerden biriydi. Mondros mütarekesinin imzalanmasından sonra da İtilaf devletlerinin önem verdiği yerleşim merkezleri arasındaydı. Öyle ki İngilizler, İzmit, Adapazarı ve Geyve ile birlikte Düzce'ye de önem vermekteydi. Özellikle bu bölgeyi elde tutmak, İstan-bul-Eskişehir demiryolunu denetimlerinde bulundurmak istiyorlardı. Bu amaçla 28 Ekim 1919'dan beri İngiliz subayları bu bölgeyi dolaşmaktaydı. Fakat, Mart 1920 sonlarında 24. Tümenin ve mahallî kuvvetlerin direnmesi sonucunda İngilizler, İzmit'in batısına çekilmek zorunda kaldılar.
Hemen belirtelim ki, Osmanlı makamları için Düzce havalisinde güvenliğin sağlanması önemliydi. Henüz 28 Ekim 1919'da Adapazarı Akyazı'da bazı Çerkeslerin güvenliği bozucu eylemleri olmuşsa da Kaymakam Tahir Bey'in çabasıyla önlenmişti. Yine de bölgede güvenlik tam olarak sağlanamamıştı. Bundan dolayı, Harbiye Nezareti, 20. Kolordu Ko-mutanlığı'ndan bir makineli tüfekle desteklenmiş 60 kişilik bir müfrezenin Zonguldak taburundan Bolu Mutasarrıflığı emrine gönderilmesini istedi. Ayrıca Zonguldak'tan 30 er ve İstanbul'dan 2 makineli tüfekle desteklenmiş 70 süvari eri güvenlik için Düz-ce'ye gönderildi.
İşte o sıralarda, Düzce'de birbiri ardından bazı olaylar meydana geldi. Düzce mahkemesince Amasya'ya sürgüne gönderilen bir haydut ile üç arkadaşı, yolda 30 kadar Çerkeş atlısı tarafından 16 Kasım 1919'da jandarmaların elinden kaçırıldılar. Yine bu arada Düzce'de bir hakim, herkesin gözü önünde öldürüldü. Çok geçmeden asiler, Düzce jandarma bölük komutanını öldürdüler. Bunun üzerine binbaşı Mah-mud Nedim Bey komutasında bir güvenlik müfrezesi 28 Kasım 1919'da Düzce'ye vardı. 20 gün içinde 79 suçluyu yakaladı. Daha sonra 1 Aralık 1919'dan 31 Ocak 1920'ye kadar iki aylık bir süre için İzmit ve Düzce'de sıkıyönetim ilân edildi. Bu zaman içinde İzmit, Düzce, Bolu, Hendek, Zonguldak ve Ereğli dolaylarında 319 kişi yakalandı. Ne var ki Mahmud Nedim Bey'in hem İstanbul hem de Ankara yanlısı görünerek kararsız bir tutum izlemesi, özellikle Ankara'nın binbaşıya güvenerek Düzce'ye güçlü bir şahsiyeti göndermesini engelledi. Bu da, Anzavur ayaklanmasının bastırıldığı bir anda Düzce'de yeni bir ayaklanmanın patlak vermesine yol açtı.
13 Nisan 1920'de çıkan "Birinci Düzce Ayaklanması", Düzce yakınındaki Ömer Efendi köyünde toplanan Çerkeş asıllı silahlı bazı kimselerin Düzce'de güvenlik müfrezesinde görevli süvari Yüzbaşısı Av-ni'yi yanlarına çağırması ve Yüzbaşının da bu davete uymaması sonucunda ilçe dışındaki müfreze karargâhını basmalarıyla başladı. Bu baskında Yüzbaşı Avni yaralanırken, bir asteğmen hayatını kaybetti. Binbaşı Mahmud Nedim Bey ise asilere teslim oldu. Sonunda, sayıları 4.000'e ulaşan isyancılar Düzce'ye girdiler. Hükümet konağı, jandarma komutanlığı ile telgrafhaneyi işgal edip müfrezenin diğer subaylarını tutukladılar. Erleri silahlarını alarak serbest bıraktılar. Duruma hâkim olan asilerin elebaşılarından Kafkasya'nın ileri gelen ailelerinden Berzeg Sefer Bey ilçe kaymakamı; Emekli Jandarma Binbaşısı Maan Ali Jandarma Komutanı; Düzce'nin Çerkeş beylerinden Vahap iaşe ve ikmalci, yine emekü jandarma yüzbaşısı Koç Bey de belediye başkanı oldular.
Asiler, ilk iş olarak Bolu Mutasarrıfı Haydar Bey'e bir telgraf çekerek, halka öğüt verirse ortalığın yatışacağını bildirdiler. Haydar Bey de Ankara'dan izin alarak 18 Nisan 1920'de Düzce'ye gitmişse de asilerce tutuklanmaktan kurtulamadı. Hatta, Ankara hükümeti aleyhinde konuşmaya zorlandı. Bu şekilde, Düzce'de çıkan ayaklanmanın bir anda Bolu ve dolaylarına kadar genişlemesi Ankara'yı kaygılandırdı. Gelişen olaylar, Ankara'nın kaygılarında haklı olduğunu gösterdi. 14 Nisan 1920'de Beypazarı halkı toplanarak "Halk ve padişah nerede ise biz de oradayız" derken 18 Nisan 1920'de Bolu yakınında asiler Bolu boğazını tutmuş olan jandarmalara saldırdılar ve Bolu'ya girdiler. 20 Nisan 1920'de Gerede'de de aynı olaylar meydana geldi. 21 Nisan'da Mudurnu'nun etrafındaki köyler ilçeye saldırdılar.
Olayların hızla gelişmesi üzerine 18 Nisan 1920 akşamı Mustafa Kemal Paşa, Geyve'deki 24. Tümeni, Düzce ayaklanmasını bastırmakla görevlendirdi. Kurmay Yarbay Mahmud Bey komutasındaki 24. Tümen 149. Alaydan iki tabur, bir güçlü dağ bataryası ve süvari takımından oluşan tenkil kuvvetleri 19 Nisan'da Geyve'den yola çıktı. 21 Nisan akşamını halkın kötü bakışları altında Hendek'te geçiren askerî birlikler, 22 Nisan'da Düzce'ye hareket etti. Ancak, Hendek'ten kolayca çıkmak zordu. Çünkü, birlikler sürekli taciz ateşi altındaydı. Sonunda beklenen olaylar patlak verdi. Tenkil kuvvetleri bir köprüyü geçerken saldırıya uğradılar. Yarbay Mahmud Bey öldürüldü, subaylar tutuklandı, erler ise silah ve cephaneleri alınarak serbest bırakıldı. Hendekliler, Adapazan'm almak için yola çıkmaya karar verdiler. Bu sırada 23 Nisan 1920'de Adapazarı'nın ileri gelenlerinden Sait Bey başkanlığında bir Nasihat Heyeti Hendek'e gitti. Fakat, heyetten Sait ve Kâzım Beyler asilerce öldürüldüler. İngilizler ise asileri desteklemek için Şile'ye asker çıkardılar.
Bu sırada, İstanbul'dan kaçarak 13 Nisan 1920'de Kandıra'nın Çalaköyü'nde Kuşçubaşı Eşref ile buluşan Binbaşı Çolak İbrahim, Ankara'nın emriyle Geyve boğazının tutulmasıyla görevlendirildi. 19 Nisan'da beraberindeki birliklerle Geyve'ye gelen Çolak İbrahim kuvvetleri, Göynük yolu üzerindeki Ta-raklı'daki isyancıların halkı kışkırtması üzerine o tarafa gitti. İlk önce asiler, Taraklı'yı kolayca terketti-lerse de 27 Nisan 1920 sabahı yeniden Tarakh'ya saldırdılar. Binbaşı Çolak İbrahim, 29 kişi ile bunlara karşı çok iyi bir savunma yaptı. Bütün gün süren çarpışmalarda asiler esir ve yaralı olarak 42 kayıp verdiler. Daha sonra, 1 Mayıs 1920'de Taraklı'dan hareketle akşama doğru Göynük'e gelen Çolak İbrahim kuvvetleri, 5 Mayıs 1920'de Mudurnu'ya vararak mevcudunu 120'ye çıkardı. Ali Fuat Paşa da 11 Mayıs'da 15 sandık cephane ve 15 er göndermek suretiyle bu birliklere destek verdi.
Durumdan memnun olmayan asiler 12-13 Mayıs 1920'de 300 kişilik bir kuvvetle kuzey ve doğudan Mudurnu'ya saldırdılar. Altı saat kadar süren çarpışma sonunda Binbaşı Çolak İbrahim kuvvetleri, üstün asiler karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. 13-14 Mayıs gecesi asiler yeniden Mudurnu'ya sal-dırdılarsa da kasabaya giremediler. Binbaşı Çolak İbrahim, Ankara ile temasa geçti. Ankara'daki askerî yetkililer ise onun Nallıhan'a geri çekilmesini istediler. Fakat Çolak İbrahim, Mudurnu'yu terketme-mek kararındaydı ve yapılacak yardımları bekliyordu. Nitekim, 14 Mayıs 1920'de Nallıhan'dan Binbaşı Nazım komutasında 250 zeybek ile zayıf bir piyade taburu Mudurnu'ya geldi. Bunun üzerine asiler, 16 Mayıs'da geri çekilmeye başladılar. Bu geri çekilme sırasında asiler ölü ve yaralı olarak 100 kadar kayıp verdiler; halktan da ölenler oldu. Bu çarpışmalarda asileri destekleyen bazı köylülerin evleri millî kuvvetlerce yakıldı. 19 Mayıs'a kadar önemli bir olay olmadı.
19 Mayıs 1920'de iki makineli tüfek takviyeli 150 kadar asi, yanlarında 25 kadar asker elbiseli er ve birkaç subay olduğu halde direnme görmeden Göy-nük'e girdiler. Hapishaneyi boşaltıp memurların evlerini yağmaladılar. Akşama doğru Binbaşı Çolak İbrahim'in Göynük'e ulaşmasıyla asiler, Saraçlar ve Bulanık köylerine kaçtılar. Binbaşı Çolak İbrahim 25 Mayıs'da Mudurnu'dan hareketle 28 Mayıs'da Düzce'ye geldi. Çerkeş Ethem kuvvetlerini orada görünce geriye döndü.
Nisan 1920 ortalarında ve Mayıs ayında Düzce, Hendek, Taraklı, Mudurnu ve Göynük'de olaylar olurken 19 Nisan 1920'de de Beypazarı halkı Millî Mücadeleye karşı bir tavır almışlardı. Bunun üzerine Ankara hükümeti, Binbaşı Şemseddin komutasında 80 kişilik bir kuvveti Beypazan'na gönderdi ise de birlikler kasabaya giremediler. Ankara'dan ise başka destek gelmedi. Çünkü, bölgedeki ayaklanmalar, Safranbolu ve Çerkeş'e kadar yayılmış; Ankara'yı tehdid eder bir hal almış ve Ankara hükümeti de.bunlarla uğraşır olmuştu. Buna rağmen Ankara'nın emriyle 25 Nisan 1920'de Yarbay Arif kuvvetleri Beypazan'na taarruz etti. Bir saatlik çatışmadan sonra asileri tamamen bozarak ilçeye girmeyi başardı. Daha sonra Yarbay Arif kuvvetleri, 26 Nisan 1920'de Beypazarı'ndan Nallıhan'a doğru yola çıktı. Softa boğazında asilere rastladı ve onları dağıttı. 29 Nisan'a kadar yolda ve özellikle asi yuvası olan Çarşamba'da rastladığı 400 kadar asi ile yaptığı çarpışmalarda, asilere 50'ye yakın ölü ve bir o kadar yaralı verdirdi. Daha sonra Yarbay Arif birliği, Bo-lu'nun güneyindeki Seben dağındaki asileri dağıttı. Bolu'da karşısına Çerkeş Yar çetesi çıktıysa da onu da yenilgiye uğrattı.
Bu arada, Zonguldak bölgesinden Bolu'ya sevke-dilen 32. Kafkas Piyade Alayı, Bolu'ya yaklaştığında Alay komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey'in çekingen tavrı yüzünden asiler karşısında güç durumda kalmış ve Yarbay Arifin müdahalesiyle Bolu'da düzeni sağlamaya başlamıştı. Ancak, 2 Mayıs'da asiler Düzce'den Bolu'ya yürüdüler. Bu saldırıya, Bolu ve yakınındaki köyler ile Düzce.ve civan köyler de katılmışlardı. 3 Mayıs 1920 sabahı her taraftan şehre saldıran isyancılar, kısa zamanda şehre girdiler. Hükümet binasını bastılar ve bazı askerleri öldürdüler.
Mustafa Kemal Paşa'nın 8 Mayıs'da Konya Ereğli-si'ndeki 11. Tümenin bütün güçleriyle Ankara'ya gelmesinde etkin bir rol oynayan bu seferki isyan girişimi, 11 Mayıs'a kadar üzerine gönderilen millî kuvvetlere galebe çalmasını bildi ve onları yenilgiye uğrattı. Hatta, 11-12 Mayıs gecesi Yarbay Arife suikast düzenleyip çadırında öldürdüler.
Bunun üzerine Ali Fuad Paşa olaya el koydu. O ana kadar İkinci Anzavur Ayaklanmasını bastırmakla meşguldü. Geyve'ye gelen Ali Fuad Paşa, 143. Alayından geri kalan 3. taburu iki sahra topuyla destekleyerek Geyve'ye yerleştirdi ve asilerin Bilecik-Eski-şehir yönünde ilerlemesini engelledi. Asıl görevi ise, Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emre göre Çerkes-Kı-zılcahamam-Ayaş hattını savunmak, Çerkeş Ethem kuvvetleri gelince Düzce-Bolu üzerine yürüyüp asileri yok etmekti. Çerkeş Ethem, 23 Mayıs'da ayaklanmayı bastırmaya başlayabildi. 13 Nisan-23 Mayıs 1920 arasında geçen 40 gün içinde isyancılar Bolu ve Düz-ce'de tam bir hakimiyet kurmuşlardı. Bu yüzden 32. ve 58. alaylar pek varlık göstermemişlerdi. İşte Çerkeş Ethem kuvvetleri, bu şartlarda tenkil hareketine giriştiler. 23 Mayıs'da Sapanca ve Adapazarı'nı olaysız işgal eden Çerkeş Ethem, 25 Mayıs'da Hendek'e girdi. Bir, taraftan Çerkeş Ethem kuvvetlerinin, diğer taraftan Albay Refet Bey'in birliklerinin kuşatmasıyla Düzce, millî kuvvetlerce geniş ölçüde kontrol altına alındı. Geçtiği yerlerde çok haşin davranan ve en küçük suçları bile cezalandıran Çerkeş Ethem, sonunda 26 Mayıs'da kuvvetleriyle Düzce üzerine yürüdü ve kolayca şehre girdi. Elebaşılardan Sefer Bey, Koç Bey ve Abdulvehhab'ı hemen idam ettirdi.
Daha sonra Çerkeş Ethem kuvvetleri Yozgat'taki ayaklanmayı bastırmaya gidince Albay Refet kuvvetleri, 27 Mayıs'da Bolu'ya girdiler. Bir ara asiler Mudurnu'da duruma hakim olmak istedilerse de başarılı olamadılar. Burada bulunan Çolak İbrahim kuvvetleri, 50 zeybekle Binbaşı Nazım Bey'in yardımıyla asilerin elinden kurtuldular ve 28 Mayıs'da Bolu'ya geldiler. 30-31 Mayıs 1920 gecesine gelindiğinde, Bolu-Gerede bölgesinde isyancılardan kimse kalmamış ve köylerine dağılmışlardı.

b) İkinci Düzce Ayaklanması (19 Temmuz-23 Eylül 1920)
Birinci Düzce Ayaklanmasının bastırılmasından sonra Çerkeş Ethem, Yozgat ayaklanmasında görevlendirilmiş, düzenli birlikler de 22 Haziran 1920'de başlayan Yunan taarruzuna karşı gönderilmişti. Bu suretle, Düzce'deki millî kuvvetlerin sayısı azalmış ve özelikle Yunanlıların Bursa'yı işgal etmesi bazı art niyetli kimselerin Düzce ve Hendek taraflarında isyana yönelmelerine zemin hazırlamıştı. Ayrıca, Çerkeş Ethem'in Yozgat'taki tenkil harekâtına katılan ve daha önceki Düzce isyanına girmiş bazı kimselerin kaçarak Düzce'ye geri dönmeleri de bu hareketlere güç kazandırmıştı.
İşte, Çerkeş Ethem'in bu konudaki uyarısını alan Düzce kaymakamının emriyle 9 kişilik bir jandarma birliğinin 19 Temmuz 1920'de sözkonusu kişilerin üzerine gitmesiyle İkinci Düzce Ayaklanması başladı. Yapılan ilk çatışmada adı geçen birliğin komutanı Teğmen Fikri, yaralanarak asilere esir düştü. Bunun üzerine Binbaşı Nazım, Düzce'den bir müfrezeyi iki makineli tüfekle takviye ederek Nuhveren'e gönderdiyse de bu kuvvet, asilerce kuşatıldı. Asiler o kadar güçlendiler ki, sayıları 100'den fazla oldu; aralarında Karasu Rumları da vardı.
Bu arada belirtelim ki, 22-23 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığı'na bir telgraf çekmiş olan Binbaşı Nazım'a göre, Düzce'nin batısında, Nüfren (Nuh.-veren)'de ayaklanan Abazalann düşüncesi Hendek'i alıp İzmit ile bağlantıyı sağlayarak Yunanlılarla birleşmek ve geleceklerini garantiye almaktı. 24 Temmuz'da eski Adapazan kaymakamı Fuad Carım, Abâzalarla anlaşıldığım söylemesine rağmen 8 Ağustos 1920 sabahı erkenden 300 kadar Abaza, Düzce'yi sararak ateş etmeye başladılar. Kısa bir çatışmadan sonra Düzce'ye girdiler ve burada ne kadar subay ve er varsa hepsini tutukladılar. Bununla yetinmeyen asiler Bolu'ya yöneldiler. Fakat şehre hemen girmediler. Bu arada 8 Ağustos'da Geredeli eski asi elebaşılarından Dayıoğlu İbrahim Ağa, millî kuvvetlere katıldı ve halka uyarılara başladı.
Bunun sonucunda Bolu-Gerede yoluyla Mudurnu'ya gelmeye çalışan Kurmay Binbaşı Nazım,
Ağustos'da Mudurnu'ya gelebildi. Yoğunlaşan askerî tedbirlerle yok edileceklerini anlayan asiler, hareketlerini daha ileri götürmediler. Ali Fuad Paşa'nm gönderdiği aracılann Abaza reisleriyle yaptıklan görüşmelerin sonunda ayaklanma fazla genişlemeden önlendi. Yapılan anlaşma sayesinde asi liderler Ankara hükümetinin bütün emirlerine uyacaklannı bildirdiler. Böylece İkinci Düzce Ayaklanması 23 Eylül 1920'de anlaşma ile sonuçlanmış oldu.
KAYNAK: MİLLÎ MÜCADELEDE İÇ AYAKLANMALAR, Mustafa Budak, Yeni Şafak Kitaplığı: 14 Yakın Tarih Dizisi: 4 İstanbul 1995

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.