Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

EVLENMENİN ŞARTLARI

Din, izdivaç konusuna, tahminlerin üstünde önem verir. Buna paralel olarak İslâm fıkıhçıları da " nikah "ı mühim bir mesele olarak ele almış, konuyla alakalı ciltlerle kitap yazmış ve hassasiyetle üzerinde durmuşlardır. İzdivaç veya nikah meselesini farz, vacip, sünnet, haram, mekruh kategorilerinde mütalaa etmiş ve biraz da şahısların özel durumuna bağlamışlardır. Bu, şu demektir: Herkes gelişigüzel evlenemez; bir seviyeye gelen insan evlenme mecburiyetindedir; hatta bazı kimselerin evlenmesi vacip iken; bir başka vaziyetten ötürü bir diğerinin evlenmesi mekruhtur.
Binaenaleyh, bunları hiç hesaba katmadan, sadece cismânî durumu nazar-ı itibara alarak izdivaç yapan bir insanın, ileride cemiyete yararlı bir aile veya bir çocuk kazandıracağı da şüphelidir.
İslâm Hukukçularından Hanefiler ve Malikiler bu konuda birbirlerine yakın sayılırlar; aradaki farklı düşünceler teferruata aittir. Bu büyük İslâm hukukçularının tespitleri ile arz edecek olursak, nikahla alakalı, ana hatlarıyla aşağıdaki gibi bir tasnif ortaya çıkar/1)
a) Farz Olan Evlilik
Zinaya düşme ve haram irtikab etme tehlikesi karşısında bulunan bir kimse, mihir ödeme gücüne ve ailesini geçindirecek kadar nafaka temin etme imkanına sahipse; hatta bazılarına göre oruç da tutamıyorsa onun evlenmesi farzdır.
Yani harama düşmemek için evlenmek esastır ve haramla yüz-yüze gelen birinin başvuracağı tek çare evlenme olmalıdır. Gayr-ı tabii yollarla izdivaçla savaş, tabiatla savaştır ve böyle bir savaşa kalkışanın yenik düşmesi de kaçınılmazdır.
b) Vacip Olan Evlilik
Şayet evlendiği takdirde mihir ödeme ve aileyi geçindirme gücüne sahip, haram irtikabı da söz konusu değil de sırf bir "endişe" olarak bahis mevzuu ise onun evlenmesi de vaciptir. Bu tevcih de yine bazı fakihlere aittir, umumun görüşü ve içtihadı değildir.
1. Bkz: Vehbe Zuhayli, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 9/28-31
c)  Sünnet Olan Evlilik
Herhangi bir tehlike söz konusu değil, evlenmeye de arzu ve rağbet varsa, kısaca böyle birinin evlenmesi de sünnettir.
d) Haram Olan Evlilik
Evlenmekle haram irtikab edecek; evini geçindirebilmek için gayr-i meşru kazanç yollarına girecek, irtikap, ihtilas, rüşvet., gibi muharremâtı irtikap edecekse, bu insanın evlenmesi de haram ve en azından mekruhtur. Zevcesine zulmedecek kadar dengesiz biri için de aynı mütalaayı serdedenler vardır.
e) Mekruh Olan Evlilik
Bazılarına göre harama girme, çevir ve zulümde bulunma kati değil de ihtimal dahilinde ise bu durumdaki birinin evlenmesi de mekruhtur.
f) Mubah Olan Evlilik
Helalinden kazanan, zinaya düşme ihtimali bulunmayan, mihir verecek güce ve nafakaya da gücü yeten temkinli ve tedbirli birinin izdivacı da memduh veya mubahtır. Böyle birisi ister evlenir, isterse evlenmez.
Bu hususlarla, izdivaçta dinin nasıl bir kısım gayeler takip ettiğini, evlenmenin basit, hissî bir mesele olmadığını göstermeye çalıştık. Şayet bu önemli iş, mantıkî , hissî boşluklara sebebiyet vermeyecek şekilde sağlam esaslara bağlanmazsa, mahkeme kapıları, dul ve sahipsiz kadınlar, ortada kalmış çocuklar., kaçınılmaz sonuç olacaktır. Din, bütün bunların önüne ta baştan bir set koyarak, neticesi bu türlü olumsuzluklara müncer olan bir izdivacı inançla, kanaat-ı vicdaniye ile zabt u rabt altıria alır; his ağırlıklı bir meselede akıl, mantık ve muhakeme yolunu öne çıkarır.
Bizim burada, vurgulamak istediğimiz husus, evlenmenin çok ciddi bir müessese olduğu, onunla toplumun en önemli unsuru olan ailenin teşekkül ettirildiğinin vurgulanmasıdır. Bu itibarla evlilik düşünülürken ferdin cismâniyetiyle alakalı alelade bir durum olarak değil; bütün bir toplumun, hatta topyekun bir milletin saadetini alakadar eden dînî, millî ve alemşümul bir mesele olarak düşünülmelidir. Bu konuda ferdin bedenî ve nefsânî durumunu alakadar eden hususa gelince, sadece bu gâye-i uzmâ'nın husule gelebilmesi için Allah (c.c.) tarafından insana lütfedilmiş bir pirim ve bir bahşiştir. Tabir caizse, bu bir avans olarak değerlendirilmeli ve insanlık neslinin bekası, millî istikbâlimizi bayraklaştıracak yüksek karakterli fertlerin yetiştirilmesi gibi mühim hizmetin peşin mükâfatı olarak görülmelidir.
Doğrusu İslâm dini, bu konuya olduğundan fazla önem vermektedir.
Öyle ki, izdivaçta herşey, inceden inceye düşünülecek, bin türlü hesap yapılacak ve hiçbir yanlışlığa meydan vermeyecek şekilde hassas davranılacaktır.. davramlacaktır kiv kurulan yuva, yuva yıkımını netice veren sebeblere bina edilmesin.
İmam Şafii (r.a.) diyor ki: Nikah, haddi zatında bir muamele, yani mubah bir iştir. Fakat haramdan kaçınmak için vacip olur. Aslında burada Şafii mezhebi de Hanefilerin mülahazalarına yakın bir görüş ortaya koymaktadır. İmam Ahmed b. Hanbel, geçimini temin edebilsin, edemesin; ailesini geçindirsin, geçindiremesin, mihir verebilsin, veremesin; zinaya düşme tehlikesi karşısında herkesin evlenmesinin farz olduğu görüşündedir. Esasen bu görüşler tedkik edildiğinde birbirlerine çok da uzak olmadıkları görülecektir.
g) Delillerin Münakaşası
1. Sünen'de, hasen derecedeki bir hadis-i şerifte Rasulü Ekrem (sas) şöyle buyurmaktadır:
"Evleniniz, çoğalınız. ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim." ^
1. Başka bir hadis-i şeriflerinde de: "Velûd olan yani çok doğum yapabilecek kadınlarla izdivaç yapın" buyurmaktadır.
3. Konuyla alakalı bir ayet-i kerimede de şöyle buyurulur. "Aranızdaki bekârları (hürlerle mümkün olmasa da) kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanlarla evlendiriniz. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfü ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfü) çok geniş olan ve (her şeyi) bilendir." (Nûr, 24/32)
Nikah yapma imkanına sahip bulunmayan, yani infak edemeyen ya da mihir veremeyen, daha doğrusu bir aileyi geçindireme-yen kimseye gelince, Allahu Teala onu, fazlıyla zengin kılacağı ana kadar sabretmeli, iffetiyle yaşamalı ve harama girmemelidir.
Bu son nas ve onun yorumları, diğer delillerle zahiren çatışıyor gibi görünse de temel espri açısından aynı gerçeklerin vurgulandığında şühpe yok.
Şöyle ki: "Evlenin, çoğahn. Zira ben, kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim. "&> hadis-i şerifi, -mazmunu mahfuz- mef-hum-u muhalifi ile şunları hatırlattığı söylenebilir. Rasulü Ekrem (sas)'in şayet izdivaçla iftihar edeceği bir nesil hedeflenmemişse, o izdivaç ya da çoğalmanın hiçbir anlamı yoktur. Evet terörizme ya da sefahete bulaşmış, başı secdesiz, vicdanı paslı, gözü kanlı bir nesil ile Rasulü Ekrem (sas)'in iftihar etmeyeceği açıktır. O'nun, çoğalmasını istediği nesil, Allah indinde de makbul olan, O'nun rızasını kazanmaya teşne bulunan din-i mübini yaşayan ve yaşatan bir nesil olmalıdır. Kur'ân-ı Kerim, değişik nûrefşan beyanlarıyla bu mülahazaya en sağlam referanstır: "Servet ve oğullarınız, dünya hayatının süsüdür; ebediyet vaadeden iyi işler ise, Rabbinin nezdinde sevapça daha hayırlı, ümit bağlamaya da daha layıktır." (Kehj, 18/46) Evet işleriniz ahirete müteveccih ise siz rabbinizden, o da sizden hoşnut olacağı bir yola girmiş sayılırsınız.
Bu mütalaa ile vardığımız sonuç şudur: Evlenmede asıl hedef, Allah'ı ve Rasulü'nü hoşnud edecek bir neslin yetiştirilmesidir. Onun için mütedeyyin, milletine aşık, ailesine sımsıkı bağlı, çocuklarının terbiyesi üzerinde hassasiyetle duran kimseler, değişik çarpık düşüncelere rağmen, yoluna ve usulüne uygun şekilde çocuk sahibi olma konusunda katiyen tereddüt etmemelidirler. Zira böyle bir neslin çoğalması ümmet-i Muhammed'in yüzünü güldürecektir.                                                                      .      
Buraya kadar serdedilen mülahazalarla alakalı Rasulü Ekrem (sas)'in gençlere yaptığı şu tavsiye de oldukça önemlidir:
"Ev gençler topluluğu! içinizden evlenme imkanına sahip bulunanlar evlensin. Evlenemeyenler ise oruç tutsun. Çünkü bu, harama karşı siperdir." (1)
Evvela oruç, umumi manada bir perhiz vafizesi görür. Mide ile beraber diğer beşerî duyguları da zabt u rabt altına alıp Allah'ın emrettiği istikamette kullanmayı kolaylaştırır.
Saniyen, izdivaç ciddi bir hadisedir., ve insanın, düşünüp taşınmadan hemen karar verip yapmaya teşebbüs edeceği basit bir iş değildir. Akıl, mantık süzgecinden geçirilmeden aceleye getirilmiş evliliklerde huzursuzluk çokça görülen bir hadisedir. Huzursuz bir ailede yetişen çocukların, gerekli terbiyeyi alamayacakları, an-neli-babalı, fakat yetim gibi büyüyecekleri; bazen de anneye-baba-ya hatta cemiyete düşman, hissiz, duygusuz yetişecekleri kaçınılmazdır.
Çoğu Avrupa ülkeleri ve Amerika'da durum bu merkezdedir.
I. Buhari, Nikah, 2; Müslim, Nikah, 1,3; Nikah, 3; Siyam, 43; lbni Mâce, Nikah, 1.
Evet buralarda izdivaç ciddi bir mesele olarak ele alınmamakta ve gerekli disiplinler içinde gerçekleştirilmemektedir. Bu çok ciddi ve hayâtı hadise, insanların bazı ihtiyaçlarını karşılamaya matuf, ye-me-içme-ıtrahta bulunma türünden bir vaka gibi algılanmakta, gaye çerçevesi daraltılmakta ve tamamen manasızlaştırılmaktadır. Bugünkü Avrupa, dünkü Roma'nm dolaştığı uçurumların kenarında dolaşmakta ve adım adım ölüme yaklaşmaktadır; yaklaşmaktadır zira ailenin bozulduğu, fertlerin dejenere olduğu hiçbir millet ayakta kalamamıştır.
Kilise, bu problem karşısında ne düşünür, sosyal bilimciler ne derler, terbiyeciler ne düşünürler, bunları bilemeyeceğim. Bildiğim bir şey varsa o da, bu hissizlik, bu mantıksızlıkla malul toplumların uzun ömürlü olamayacağıdır.
Merhum Kutub, konu ile ilgili bir izlenimini şöyle nakleder: "Ben Amerika'da onların dini hayatım tedkik esnasında enteresan şeylerle karşılaştım. Bir keresinde, kadın-erkek karmakarışık kiliseye girdiler, ibadetlerini yaptılar. Papaz dua ettikten sonra onları, dans edip, eğlenecekleri ve daha başka şeyler yapacakları bir başka salona aldı, ışıkları söndürdü. Onlar eğlenirken o da zevkten dört köşe oluyordu. Evet papaz onları kiliseye getirdim diye seviniyordu."
Oysa ki kiliseye gelmek gaye olmadığı gibi camiye gitmek hatta Kabe'yi tavaf etmek Beytullah'm etrafında dönmek de gaye değildir. Gaye, Allah'ı hoşnut etmek ve Allah'ın dediği yolda olmaktır.
Hekim olan bir arkadaşım ihtisası münasebetiyle Amerika'ya gitmişti. Geldiğinde intibalarmı şöyle anlattı:
"Amerika'da bütün büyük şehirlerin merkezlerinde, kalabalık cadde ve çarşılarda bulunan kiliselere gidenlerin büyük çoğunluğu yaşlı, iki büklüm, oturduğu yerde uyuklayan kimselerdi. Acaba Amerika gençliği tamamen tefessüh mü etmiş? diye düşündüm.
Sonra da Newyork'un dışında bir kiliseye gittim. Kilise bir tepenin başında bulunuyordu. Oraya vardığımda, gençlerin o kiliseye adeta aktığını, kadın-erkek herkesin oraya geldiğini gördüm. Kilisede papaz devamlı olarak onlara nasihat ediyordu; ama onların nasiha-ta aldırdıkları yoktu. Herkes kendi keyfine bakıyordu. Kilisenin içinde bulunmaları kârdır diye, papaz onların her haline göz yumuyordu. Kimisi eroin, kimisi morfin kullanıyor, kimisi de daha başka işlerle meşgul oluyordu."
Bilmem ki bu şekilde kiliseye gelmenin ne faydası vardı? Evet eğer kiliseye gitmek, o insanı ruhânîleştirmiyor, onun insanî duygularını harekete geçirmiyor ve onu insanca yaşamaya sevkedemi-yorsa, oraya gitmenin bir manası, bir gayesi de yok demektir.
ÇOCUK TERBİYESİ, M. FETHULLAH GÜLEN, YAYINLAYAN  FEZA GAZETECİLİK A.Ş. İSTANBUL, 2000

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.