Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

İNSAN, MAYMUNDAN MI TÜREMİŞTİR?

Öğretmenlik hayatımda her zaman sorulara önem ve değer verdim. Bu bakımdan da, öğrencilerim merak ettikleri her şeyi çekinmeden sordular. Zaten elinizdeki "Not defterlerinin" büyük bölümü de bu sorulara verilen cevaplardan meydana geldi. Ancak, sorulardan bazıları var ki, her sınıfta defalarca soruldu. İşte onlardan biri de: "İnsan, maymundan mı türemiştir?" sorusuydu.
Tabiî  sorunun  sorulmasıyla  sınıfın  karışması  bir olurdu.
Biri kalkar:
- Arkadaş, geçen dersimizi anlamamış. İmanın altı şartından biri de peygamberlere inanmaktır. İlk insan ve ilk peygamber de Hz. Âdem'dir, der.
Diğeri:
- Ama bilim maymundan geldiğimizi söylüyor, diyerek çantasından bir ansiklopedi cildi çıkarır ve oradaki resimleri gösterirdi.
Bir başkası:
- Hocam, bilime mi inanacağız, dine mi? diye sorar-
Bir defasında böyle konuşan bir öğrenciye sordum:
- Sen hangisine inanıyorsun?
Biçâre ne diyeceğini bilemedi, bir hayli düşündükten sonra:
- İkisine de inanıyorum, hem bilime hem dine, dedi. Bu cevap üzerine yükselen gülüşmeler hayli devam
etmişti. Fakat ben bu cevabın bir gerçeği yansıttığını söyleyince, bu defa da şaşkınlık ve suskunluk hayli sürdü.
-  Evet, dedim, bizim dinimiz ilimce ispatlanmış her gerçeği kabul eder. Bu bakımdan da, hiçbir zaman ilime ters düşmez. Akla ve ilme uygun oluşu da onun hak din olduğunu gösteren bir delildir.
Nalân söz istedi:
- Yani Hocam, şimdi biz, maymun soyundan geldiğimize inanacak mıyız?
- Hayır, böyle bir şey söylemedim.
- Ama ilmî olan şeyi dinimiz kabul eder diyorsunuz. İlim ise, maymundan geldiğimizi söylüyor.
- Evet, Nalân, ilmî olan her şeyi dinimiz kabul eder. Ama maymundan geldiğimizi kabul etmez. Çünkü bu, ilmî bir gerçek değildir.
Filozof Mehmed atılıyor:
- Hocam maymunculuk ortada kaldı. Ne dinde yeri var, ne de ilimde. Öyleyse nedir bu? Nereden çıkmıştır?
-  Şimdi beni sabırla ve dikkatli dinlerseniz, Meh-med'in "maymunculuk" dediği bu meseleyi hallederiz.
- Dinliyoruz Hocam.
- Öyleyse ben de anlatıyorum.
"Evrim teorisi bir ilim midir, bir inanç sistemi mi? Bu haliyle evrim teorisi bir inanç sistemidir. Çünkü delillere değil, kabullere dayanmaktadır."
(İngiliz Biyologu-Evrimci) MATHEU/S   ,
KIDEMLİ BİR TEORİ
- Çocuklar, bu fikir, yani insanın maymundan geldiği fikri bir "teori"dir. Eski tabirle "faraziye". Hani farzedelim ki, diye konuşuyoruz ya... Yeni deyişle varsayım, deniyor. Herhangi bir şeyi var sayıyoruz yani. Aslında var olsun, olmasın, bir bilgin bir şeyi var sayıyor. Bana göre böyledir, diyor; ortaya iddialar ve deliller atıyor. Bunlara hipotez veya teori deniyor. Hipotez, ispatlanması için ortaya atılan düşünce veya bir yorum tarzı oluyor.
Eğer ortaya atılan teori, ilmî olarak ispatlanabilirse kesinlik kazanır. Kesinlik kazanan teori de, artık bir varsayım değil, ilimdir.
İşte, "evrim teorisi "ne bağlı olarak ortaya atılan insanın maymundan geldiği fikri, yüzyıldır ispatlana-mamıştır. Bir başka deyişle, kıdemli bir teoridir, çoktan emekliye ayrılmıştır, gündemden kalkmıştır.
Sınıf başkanı söz istiyor:
"- Hocam, emekli olmuştur diyorsunuz ama, "evrim teorisi" hâlâ gündemde. Ders kitaplarında, ansiklopedilerde, yayın organlarında hâlâ yazılıp çiziliyor.
- Evet, gündemden kalktığı halde yazılıp çiziliyor. Bu doğru. Ama, artık çürümüş bir teori olduğu halde, niçin hâlâ gündemde tutuluyor? Bu soru çok önemlidir. Çünkü sorunun cevabını anladığınız zaman, bir bakıma evrim teorisiyle ne yapılmak istendiğini de anlamış olacaksınız.
Evrim teorisinin sistemli biçimde ortaya ilk atılışı, 19. yüzyılda Avrupa'da olmuştur. Aynı yıllarda Avrupa, büyük bir maddecilik cereyanı ile çalkalanıyordu. Bilhassa kiliseye ve papazlara karşı olmak üzere geliştirilen bir din düşmanlığı yayılmaya başlamıştı.  O devirde birden parlayan ilmî gelişmeler, Hıristiyanlığın zayıf taraflarından da yararlanarak, inancı sarstı. Allah'a imanın yerini materyalizm yâni maddecilik alıyordu. Özellikle, daha önce ilim adamlarına baskı yapan ve onların çalışmalarını engelleyen kiliseye ve papazlara karşı, bilim adamlarında bir hınç birikimi vardı. İşte şimdi ellerine fırsat geçiyordu. Onlar da ortaya attıkları teorilerle, Hıristiyanlığı sarsmaya ve onun sunduğu imanı yıkmaya giriştiler. Böylece 19. asır maddeci bir kısım ilim adamları ile kilisenin savaşma sahne oluyordu. Bu inanç savaşında, maddeciler ellerine geçen her teoriyi, sanki kesinleşmiş bir gerçek gibi savundular. Henüz isbatlanmamış evrim teorisi de, işlerine yaradığı için, yine maddeciler tarafından sanki ispatlanmış bir ilim gibi yazılıp çizildi. Bugünkü deyimle bir propaganda aracı yapıldı.
İşte aradan geçen bir aşıra rağmen, hâlâ devam eden iman-inkâr savaşında önemli bir silah olarak kullanılıyor evrim teorisi. Günümüzde de, Avrupa kaynaklı bir görüş olarak ülkemizde hâlâ geçerli gibi gözüküyor. Oysa ki, bu teorinin sakatlıklarını ortaya koyan bir çok ciddi ve ilmî eser yazılmıştır. Ama, teoriyi destekleyenler daha yoğun propaganda yaptıkları için, diğerlerinin sesi duyulmuyor.
Ancak, bu konuda bir noktayı da unutmamak gerekir. Evrim teorisini savunan herkes onun inanca karşı olduğunu bilmemektedir. Çoğunluk onu bilim sandığından, araştırmaksızııı kabul ediyor. Elbette ki dinî konuda süregelen cahillikleri de buna eklemek gerekiyor.
İşte bu sebeple evrim teorisi çok yayılmış ve hattâ isbatlanmış bir bilim bile sayılmıştır.
-  Peki hocam, nedir bu "Teori"nin aslı ve temel düşüncesi.
Ben de şaşıyordum, Filozof Mehmed niçin hâlâ söze girişmedi diye. Nihayet dayanamayıp sorusunu sormuştu.
- Hocam, diyor sınıf başkanı, Mehmed mutlaka konuşup filozofluğunu göstermeli mi yani? Siz anlatırken dikkatimizi topluyoruz. Konu güzelce gelişip ilerlerken, birden Mehmed çıkıp zaten sizin anlatacağınız şeyi soruyor. Dikkatimizi dağıtıyor. Sabırsızlık ediyor açıkçası. Filozofların bir özelliği de sabırsız olmaları mıdır?
- Hayır, tersine filozof sabırlı olur. Çünkü durup düşünmesini bilen adamdır. Mehmed de bilgiyi sevdiği için, hemen bir an önce öğrenmek istiyor. Bu bakımdan da öğrenmekteki aceleciliğini hoşgörün.
Mehmed, "nasılmış" der gibi Başkana doğru bakmır-ken, sözü şöyle bağladım:
-  Ama madem ki dikkati dağıtıcı oluyor, Mehmed de sizlere zararlı olmamak için, artık daha az soru sorar. Sanırım irade gücü buna yetecek kadar sağlamdır.
Böylece işi karşılıklı tatlıya bağladıktan sonra, konumuza dönüyoruz:
KAYNAK: ÖĞRETMENİN NOT DEFTERİ-2, VEHBİ VAKKASOĞLU, CİHAN YAYINLARI, İSTANBUL /MAYIS 2003

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.