Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

KAHVELERİM PİŞTİ GEL

Folklorumuzda kahve ile alakalı ne güzel manzum sözler vardır; insan okudukça kahve ve kahvehane kültürünün, bu yolda oluşmuş geleneklerin, kahve içmeye dair ritüellerin, teşrifat ve görgü kaidelerinin çokluğuna şaşıp kalır. Şu beyitleri okuyalım:
Gönül ne kahve ister ne kahvehane
Gönül ahbab ister kahve bahane
* * *
Ehl-i keyfin keyfini kim yeniler kim tazeler
Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler
* * *
Kahvenin yüzü kara, kim demiş ki içilmez
Gönlü ak, dili tatlı, hatırından geçilmez
* * *
Kahve-i ru-siyahım şifa verir bedene
Hak lanet eylesin tütünü icad edene
"Kahve ile tütün, keyifler bütün" sözünü yahut, "Kahvenin yüzü karadır; ama yüz ağartır" darb-ı meselini, kahveyi nes ile (nes-cafe) içen nesil asla bilmeyecektir sanırız. Onlar, kahve fincanlarının zarflarının ne zarif şeyler olduğunu, kahvenin asaleti dolayısıyla, içilmeden önce mutlaka bir şeyler vermek gerektiğini (kahve altı>kahvaltı) "kahve parası"nın bahşiş demeye geldiğini, kahve renginin gönül yanıklığını ifade ettiğini, velhasıl Türk kahvesinin töresini asla hatırlamayacaktır. Oysa eskiden "bir acı kahvenin kırk yıl hatırı" var imiş. Eskiler burada "acı kahvenin" demişler, çünki kahve, sade içilmelidir. İhtimal şekerin bulunmadığı yahut karaborsa olduğu zamanların göreneğidir bu. Onlara göre sade kahve içilemiyorsa orta şekerliye cevaz vardır; ancak şekerli kahve içmek doğrusu pek hafif- meşreplik gibi görülür. Kahveyle birlikte getirilen su, mutlaka kahveden evvel ve ancak birkaç yudum içilerek kahvenin geçeceği yollar silinip süpürülmeli, cilalanmalı, sıvanmalıdır. Kahve bittikten sonra su içilmesi, yahut hemen ardından çay içilmesi (yahut ikramı) görgüsüzlük kabul edilir. (Gelinlik kızlara bir hatırlatma: Aman müstakbel damadın ailesine kahveden sonra hemen çay ikram etmeyin. Kim bilir belki bu geleneği unutmayan ailelerden biridirler.)
Biz son İstanbul efendilerinden olan değerli hocamız Orhan Okay Beyefendi'den dinlemiştik.
Evvel zamanda gençlerden birinin bir kasabaya yolu düşmüş. Kasabanın kahvehanesinden içeri girince kar ve tipiyi dışarıda bırakmanın sevinciyle canlı bir selam vermiş:
- Esselamü aleyküm!
Kahvenin peykelerinde oturanlardan ancak birkaçı başlarını dama yahut satranç tablalarından kaldırmadan şöyle yan gözlerle gelene bakıp kendi hallerinde oyuna devam etmişler. Delikanlı selamının itibarsızlığına biraz alınmışsa da şu sıcağın keyfini çıkartmak lazım diye eşiğe yakın bir yerde paltosunu çıkarmış, bir iskemle çekmiş ve oturup ocağa seslenmiş:
- Bana bir sade kahve!
Bu söz üzerine kahvehanedeki adamlardan, hatta ihtiyarlardan birkaçı başlarını çevirip,
- Ve aleyküm selaaaam delikanlı!
- Dışarısı çok soğuk galiba!
- Bir sade kahve içini ısıtır, gibi sözlerle selam alıp mukabelede bulunmuşlar.
Delikanlı kahvesini bitirdikten sonra çevresine bakmış, yine kimsenin onunla ilgilendiği yok. Canı sıkılmaya, saatler ilerlemeye ve gözlerini uyku bastırmaya başlayınca belki uykusunu açar diye yeniden kahve istemeye karar vermiş:
- Efendi! Bana bir sade kahve daha!
Bu söz kahvehanede müthiş bir kıpırdanmaya sebep olmuş ve evvelce selamını alanlar bu sefer iskemlelerini alıp delikanlının çevresine sokulmuşlar:
Eee! Hoşgeldin. Anlat bakalım yiğidim. Kimsin, kimlerdensin, nereden gelirsin, nereye gidersin yollu sorular ve ardından hemen koyulaşıveren sohbet. O sırada delikanlı halinden ve gördüğü ilgiden gayet memnun herkese bir ikramda bulunmak istemiş:
- Garson, herkese benden birer çay!
Tabii olan olmuş ve iskemlesini kapan eski yerine!..
Bize göre acı kahvenin hatırı işte bu olsa gerek.

Kahvehane-kıraathane
Bilmem sizin de dikkatinizi çekmiş midir; eskiden 'kahvehane' adı verilen yerlerde kahve içilir ve kitap okunur, ekseriya sohbet ile vakit geçirilirmiş. Belki bu yüzden olsa gerek, yakın geçmişte kahvehane adı yerine "kıraathane (okumaevi, okuma salonu)" tabelaları görülmeye başlamıştı. Tezat şurada ki eskiden kahvehanelerde kahve içilip kitap okunurdu; şimdi kıraathanelerde bira içilip kumar oynanıyor. (Değerli araştırmacı Prof. Dr. Namık Açıkgöz kahvehaneler üzerine yakında yayınlanacak olan bir çalışma yapmıştı. Umuyorum bu değişimin sosyal yönü orada incelenmiştir.)
Yakın dönemin kültür hayatına damgasını vurmuş kahvehanelerin en önemlisi herhalde Küllük'tür. İstanbul'un Bayezit semtinde, şimdi yerinde iş hanlarının bulunduğu bu kahvehane, bir devrin sosyal bilimler enstitüsü, yahut topyekun edebiyat ve güzel sanatlar fakültesi gibi entelektüel yetiştirmiştir. Nevzat Sudi'nin "Küllük Anıları" adlı kitabında (Karşı yay. 0312-341 90 38) buranın genel panoraması verilmiştir. Şu satırlar o kitaptan (s. 68-69):
"Yeri gelmişken, ancak bir sayı çıkabilen, sonra da Dahiliye Vekaleti'nin buyruğuyla kapatılan 'Küllük' dergisinin içeriğinden de söz etmek isterim. Derginin ikinci sayfasında 'Küllük Beyannamesi' yer alır:
Küllük bir kahvedir.
Kahve deyip de geçmeyelim.
... Anadolu köyünün hakiki mabedi kahvedir.
Kahveci, mabedin teşrifatçısı.
Kahve er meydanıdır.
Mahsulün gidişatı kahvede konuşulur.
Kız kaçırma haberi kahveye gelir.
Filan vuruldu, kahvede duyulur.
Vergi memuru kahveyi ziyaret eder.
Muhtar kahvededir.
Tarihte tekkelerin yegane ciddi rakibi kahveler olmuştur.
1940 harbi Türk köylüsü tarafından kahvenin hoparlöründen dinlendi.
Kahve harman zamanı, ekin zamanı boşalır.
Kahveci ekseriya hem berber, hem şairdir.
Lafın kısası kahve köyün stratejik merkezidir.
(...)
Küllük bir kahve ismidir demiştik, Küllük bir istikamettir de.
Bugünün şairi halkla temasa geçmenin sırrını bir kahvenin tavanında bulacaktır.
Küllük, büyük bilmeceleri halletmek isteyenlerin mecmuası, bu gayrete malik olanların kahvesidir."
Aaah!.. Nerede o eski kahvehaneler?!..

NAZM
Kahvelerim pişti gel
Cezvelerim taştı gel
İyi günüm dostları
Kötü günüm geçti gel

Muallim Naci

KAYNAK: AYİNE-İ İSKENDER; İSKENDER PALA


 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.