Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

YADSIMA: OTORİTE KORKUSU
Otorite temel bir gereksinimdir. Herkes otoriteye gerek duyar. Otoritenin zayıflaması parçalanmasından korku duyulduğu gibi günümüzde birde otoritenin kendisinden korku duyuluyor. Otoritenin özgürlüğümüzü engelleyeceğinden korkuyoruz .Korkunun değişik sebepleri vardır Burada otorite korkusu inceleniyor. Korkuya neden olan otoriteler ve iyi bir otorite nasıl olmalıdır?
A- Otorite Nedir?
Otoritenin ne olduğu konusunda herkesin sezgisel bir düşüncesi vardır. Pierre Monteux bir orkestra şefidir. Monteux karizmatik bir şovmen olmadığı halde yaptığı hareketlerle orkestra üyeleri üzerinde etkili bir disiplin uyguluyor. Bu onun kendisine bütünüyle hakim olması, rahat olması dolayısıyla diğer insanlar kendilerini onun yönetimine bırakıyorlardı. Güvenli görünümü otoritesinin temel taşıydı.
Toscanini gibi bazı şefler terör estirerek disiplin uygularlar. Toscanini çığlıklar atar, ayaklarıyla sert biçimde yere vurur hatta batonunu orkestra üyelerine fırlatırdı, diğer insanların hatalarına asla dayanamazdı. Monteuxun havası, kendisine, en rahat biçimde yargıda bulunma imkanı veriyordu. Bu da otoritenin temel bir öğesidir. Güç sahibi olmak ve bu gücü kullanarak diğer insanları yönlendirmek ve daha yüksek bir standarda göre hareket etmemelerini sağlamak.
Güven, üstün yargılama yeteneği, disiplin uygulama yeteneği ve korku uyandırma kapasitesi; bunlar bir otoritede bulunan niteliklerdir. Güç ile otorite ilişkisi gücün tanımıyla daha karmaşıklaşır. Siyasette güç çoğu zaman iktidar ile otorite eşanlamlı olarak kullanılır. 'Bir hükümet görevlisi otoritesini kullanamadı.' denildiğinde iktidar ile otorite farklı anlamdadır. Otorite üretkenliği çağrıştırır.
Modern toplumsal düşüncede otoriteye farklı yaklaşan iki okul vardır. Birincisinin temsilcisi Max Weber'dir Weber otoriteyi üç kategoriye ayırır. Birinci kategori, "çok eski geleneklere ve kurumsallaşmış inanca" dayalı geleneksel otoritedir. Bu otorite toplumsal kalıtsal ayrıcalıklara bağlıdır. İkinci kategori yassal-ussal otoritedir; bu otorite"kuralların yasallığına ve bu kurallara göre yönetimi elinde tutanların emir verme hakkına inanmaya" dayanır. Bunun anlamı bir lider yada patronun gerçekte ne yaptığına bağlıdır. Son kategori karizmatik otoritedir; bu otorite, "bir müritler topluluğunun bir bireyin kutsallığına ya da kahramanca gücüne ya da örnek alınacak bir kişi oluşuna ve onun ortaya koyduğu ya da getirdiği düzene olağandışı biçimde kendilerini adayışlarına" dayalıdır. Weber bu otoriteye örnek olarak Hz. İsa ve Hz. Muhammed (sav)'ı gösterir. Tüm otorite biçimleri için de "önemli olan bireyin uyruklarınca nasıl görüldüğüdür."
Weber'e göre insanlar yöneticilerine gönüllü itaat ettikleri zaman otorite vardır. İnsanlar itaate zorlanıyorsa bunun nedeni yöneticilerin meşru olmamasıdır. Bu birinci okula karşı olan yazarlar, insanların, diğer kişilerdeki gücü algılama sürecini vurgularlar. Bunlardan en önemlisi Freud'inkidir ve trajik bir sestir. Freud çocuğun anne ve babasıyla rekabet halinde olduğunu fakat onlara olan ihtiyaçtan dolayı otoritelerini kabul ettiğini söyler. Freud Frankfurt okulu yazarlarını da etkilemiştir. Yazarlar psikanalizi, sofistike Marksist bir toplum eleştirisiyle birleştirmeye çalışmışlardır. The Authoritarion Personality (Otoriter Kişilik ) bunun hakkında fikir vermektedir. Buna karşı çok eleştiriler yapılmıştır. Burada sorulan sorularla işçi sınıfının otoriter olduğu vurgulanmakta oysa sorular değiştiğinde bundan eser kalmamaktadır. Bu kitabın ilk yarısında gayri meşru otorite bağları, ikinci yarısında ise meşru nitelikteki bağların nasıl ortaya çıktığı ele alınıyor.
B- Ret Bağları
Evli iki kişinin ayrılmayı isteyipte ayrılamamayı buna örnek olarak verebiliriz. Bu ret bağları kabullenilmese bile otoriteye duyulan ihtiyaçtan kaynaklanır. Ret bağları güçleri eşit olmayan insanlar arasındaki ilişkiye dayalıdır bu da otoriteden korkmayı gerektirir. Bu bağlar korktuğumuz kişilere bağlı olmamızı, ideal olanı hayal etmemizi sağlar. Bu ret bağları üç şekilde kurulur. Birincisi, otoritenin gücünden korkma; bu bağa "itaatsiz bağımlılık" denir. İkincisi var olan negatifden yola çıkarak pozitif, ideal bir otorite resminin basılmasıdır. Üçüncüsü, otoritenin yok oluşuna ilişkin bir fanteziye dayalıdır. Bu bağlar örneklerle açıklanıyor. Birinci örnek Helen Bowen isminde bir genç beyaz kızın siyah erkeklerle ilişkiye girmesi, anne ve babasının buna karşı çıkması, bu olayı tartışmaları hafta sonunu anne ve babasıyla geçirmesi, hafta içi ise onlarla geçirmesi anlatılıyor. Son tartışmada babasının kızıp 3-4 saatliğine evi terk etmesi ve Helen'in ruh sağlığına başvurması ve geçen olaylar hikaye ediliyor.
Helen son tartışmada evden ayrılıyor, çünkü O'nun geçimini sağlayacak kişinin ona sözünü geçiren birisi olması gerektiğine inanıyor. Babasının evi terk etmesi onu daha fazla rahatsız ediyor. Babası meydan okusaydı onun gerçekten güçlü olduğuna inanacaktı. Anne ve babasına itaat etmiyor fakat onların özellikle babasının himayesine ihtiyaç duyuyor. Buna itaatsiz bağımlılık denir.
İkinci örnek ise muhasebe bölümünde 16 muhasebeci, 3 kısım şefi yardımcısı ve 1 kısım şefi çalışmaktadır. Ofisteki çalışma düzeni baskıcı olmadığı halde üstlerle astlar arasındaki ilişkiler gergin ve sorunludur. Muhasebeciler kısım şefine ve iki yardımcısına saygı duymuyorlar, bunun nedenini kendileriyle ilgilenmeme olarak açıklıyorlar. Muhasebeciler gerçek bir liderin özelliğini "yönlendiren, yapılabileceğinden daha fazlasını yaptıran" olarak tanımlıyorlar. Sevilen şef yardımcısı ise iş bölümü yapıyor, işin niteliği ile ilgileniyor, ancak gerçek bir lider olmadığı için eleştiriliyor. Muhasebeciler işlerini istekle yapıyorlar fakat bir görev verildiğinde yöneticilerin olmadığı bir zamanda bitirmeye çalışıyorlar. Muhasebeciler şefi olumsuz bir örnek olarak almakta o nasıl biriyse ve nasıl yaparsa aksi olmak ve yapmak istemektedirler.
Üçüncüsü yok oluş fantezisidir. Yönetimdeki kişiler ortadan kalksa, herşey yoluna girecektir. Buna örnek iki kez üniversite sınavına girmiş ve başarısız olmuş birisinin babasının zoruyla sınava girmesi ancak çalışmayarak babasının otoritesini ortadan kaldırmasıdır.

  1. Yadsıma Ruhuna İhtiyaç

Fransız Devrimi'nin modern düşünce üzerinde bıraktığı en derin izlerden biri, iktidarlarını yıkmak istediğimiz yöneticilerin meşruluklarını yok etmek-tir. Yöneticilere olan güveni ortadan kaldırırsanız, onların rejimlerini de ortadan kaldırabilirsiniz. 1793'te XVI. Louis'in öldürülmesini buna örnek olarak verebiliriz. Louis bulunduğu makam sebebiyle öldürülmüştür.
19.yy boyunca bu yadsıma ruhu siyasetten ekonomiye sıçradı. Piyasa ideolojisi ve sanayi düzeni ortaya çıktı. Patronlara ve işverenlere karşı tepki doğdu. Bunun sebebi insanların kendilerini zayıf hissetmekten utanmalarıdır.

KAYNAK: OTORİTE, RİCHARD SENNETT, AYRINTI YAYINEVİ, İSTANBUL, 1992

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.