Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

IVAN PETROVİTCH PAVLOV (1849-1936)  

Ivan Pavlov'un etkisi çağdaş psikolojinin pek çok alanında yoğun bir şekilde hissedilir. Çağrışım veya öğrenme alanlarında yapmış olduğu çalışmaları çağrışımcılığın geleneksel uygulamadan öznel fikirlere, tamamen nesnel ve niceliksel içsalgıbezi salgılarına ve kas hareketlerine doğru yön değiştirmiştir. Sonuç olarak, Pavlov'un çalışmaları John B. Watson'a davranışı araştırmanın yeni bir yolunu, davranışı kontrol etmenin ve değiştirmenin bir yöntemini sağlamıştır.
Pavlov'un Hayatı  
Pavlov Rusya'nın bir taşra kasabasında, bir köy papazının 11 çocuğu­nun en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir. Böyle büyük bir ailedeki konu­mu ona, tüm hayatı boyunca sürdüreceği özellikleri olan erken yaşlarda sorumluluk alma ve çok çalışmayı getirmişti. Pavlov 7 yaşında kafasın­dan önemli bir darbe almasıyla sonuçlanan bir kaza sebebiyle 11 yaşma dek okula devam edemedi.
Babası onu evde eğitti. Pavlov 1860 yılında papazlığa hazırlanma niye­tiyle yöresel teoloji okuluna girdi. Ancak Danvin'i okuduktan sonra fikrini değiştirdi. St. Petersburg Üniversitesine devam edebilmek için yüzlerce kilometre yürüdü. Uzmanlık alanı olarak hayvan psikolojisini seçmişti.
Pavlov üniversite eğitimi ile Rus toplumunda aristokratlar ve köylülerin yanında üçüncü bir sınıf olarak doğan aydınlar sınıfına dahil oldu:
Geldiği köylü sınıfı için çok zeki ve çok iyi eğitimli fakat asla ulaşamayacağı aristokrasi smıfı içinse çok sıradan ve çok fakirdi. Bu tür sosyal koşullar ço­ğunlukla kendini özellikle işine adamış, aydın, tüm yaşamım kendi varlığım haklı gösteren düşünsel uğraşılar etrafında odaklayan bir insanı ortaya koyar­dı. Aynı şey Pavlov içinde geçerliydi: kendisini kuramsal bilime ve deneysel araştırmalara fanatik düzeyde adayan Pavlov bir Rus köylüsünün yalınlığı ve enerjisi ile desteklenmişti (Miller, 1962, s. 177).
Pavlov 1875'te mezun oldu ve tıp eğitimine başladı. Ancak tıp eğiti­mine başlama sebebi bu alanda çalışmak değil, fizyoloji araştırmaları ala­nında bir kariyer edinme umudu idi. İki yıl Almanya'da çalıştı ve St. Pe­tersburg Üniversitesine dönerek burada bir laboratuvar asistanı olarak birkaç zor yıl geçirdi.
Pavlov'un kendisini araştırmaya adaması çok önemlidir. Pavlov'un tek amaçlılığı ücret, giyim veya yaşam koşulları gibi pratik meselelerle başka yönlere dağılmadı. Neyse ki 1881'de evlendiği karısı Sara hayatını Pavlov'un günlük sıradan meselelerini üstlenmeye adamıştı. Evlilikleri­nin ilk yıllarında Pavlov'u çalışmalarından alıkoyacak hiçbir şeye Sa- ra'nın izin vermemesi konusunda mutabık kalarak bir antlaşma yapmış­lardı. Pavlov cumartesi ve pazar günleri hariç asla içki içmeyeceğine ve kumar oynamayacağına söz vermişti. Pavlov eylülden mayısa dek hafta­nın yedi günü çalışarak ve yazlarını memleketinde geçirerek hayatı bo­yunca bu katı programı izledi.
Günlük işlere olan kayıtsızlık özelliği o derecedeydi ki, karısı Sara ma­aşını alma zamanı geldiğini sıklıkla kendisine hatırlatmak durumunda ka­lıyordu. Bir defasında kansı Pavlov için "O kendi kendisine bir takım elbi­se alma konusunda güvenilemeyecek birisidir." yorumunu yapmıştı. Pav­lov için araştırmalarında başka hiçbir şey önemli değildi. 73 yaşındayken laboratuvanna gitmek için tramvaya binmiş ve tramvay henüz durmadan inmeye çalıştığı için düşüp bacağını kırmıştı. "Pavlov aceleciydi, tramvayın durmasını bekleyemezdi. O sırada orada bulunan ve olaya şahit olan bir kadın 'Vay canına! Burada çok zeki ama ayağını kırmadan tramvaydan nasıl ineceğini bilemeyen bir adam var' " demişti (Gannt, 1979, s.28).
Pavlov 1890 yılma dek (41 yaşma kadar) yoksulluk içerisinde yaşadı ve en sonunda St. Petersburg'da Askeri Tıp Akademisinde farmakoloji profe­sörlüğü görevini aldı. Evliliğinden sonraki bir süre bir apartman dairesi tut­maya güçleri yetmediğinden kendisi laboratuvardaki portatif bir yatakta uyurken karısı bir akrabalarının yanında kalıyordu. Pavlov 1883 yılında doktora tezini hazırlarken ilk çocukları doğdu. Doktorların dediğine göre zayıf ve sağlıksız olan bu çocuk annesinin ve kendisinin kırsal bir bölgede dinlenememesi durumunda ölecekti. Büyük çabalar sonucu böyle bir yer­deki akrabalarının yanma yolculuk için gereken parayı ödünç bulabildiler fakat çok geç kalınmıştı ve bebek öldü. Altı yıl sonra hâlâ çok yoksullardı ve karısı Sara ile ikinci oğlu tekrar akrabalarının yanında pansiyoner olarak kalmak durumundaydılar. Pavlov'un maddi problemlerinden haberdar olan bir grup öğrencisi kendi istekleri üzerine bazı konferanslar veren Pavlov'un emeğinin bir karşılığı olduğu vesile ile ona bir miktar para verdiler. Fakat Pavlov bu paranmda tamamını laboratuvardaki hayvanlar için harcadı ve kendine bir şey bırakmadı. İşine karşı sorumluluğu çok yüksekti ve kendi­sini işine adamıştı, bu yüzden maddi zorluklar onu bunaltmıyordu.
Laboratuar çalışmaları Pavlov'un en ağır basan ilgi alanı olduğu hal­de, kendisi çok nadiren deneyler düzenlemiştir. Bunun yerine daha çok başkalarının çabalarına nezaret eder, denetlerdi. 1897'den 1936'ya kadar yaklaşık 150 araştırmacı Pavlov'un emri altında çalıştılar ve 500'den faz­la bilimsel yazı yazdılar.
Pavlov araştırmacıları fabrika benzeri bir sistemde birleştirdi ve onları kendi gözü ve elleri gibi kullandı: onlara özel bir konu başlığı tahsis etti, uygun şe­kilde donatılmış köpek teknolojini sundu, araştırmalarım denetledi, sonuçla­rını yorumladı ve onlann yazdıklarını çok yakından izleyerek yayına hazırladı (Todes, 1997, s.948).
1923 yılında New York'taki bir konferansa katılmak için ABD'ye gitti­ğine 2.000 dolarım çaldırdı. Dinlenmek için bir banka oturmuş ve evrak çantasını yanma koymuştu. Kalabalıları seyrederken dalmış ve çantasını unutmuştu. Gitmek için ayağa kalktığında çantasının yok ldugunu gördü. Bu olay üzerine "insan ihtiyaç sahiplerini şeytana uyduracak şeyleri ortada bırakmamalı" demişti (Gerow'dan alıntı, 1986, s.42).
Pavlov'un, daha çok laboratuvar asistanlarına yönelttiği şiddetli duygu­sal patlamalan oluyordu. Bolşevik Devrimi (1917) sırasında bir asistanını deneye 10 dakika geç geldiği için cezalandırmış, dışarıdaki savaşı araştır­malarına karıştırmamıştı. "Sen laboratuvara çalışmak için geldiğinde şu devrim neyi değiştirebilir?" diye bağırmıştı (Gantt, 1979, s. 28). Bu öfke patlamaları genellikle çabucak unutulurdu. Öğrencileri kendilerinden nele­rin beklendiğini tam olarak bilirlerdi, Pavlov onlara bunu söylemekte asla tereddüt etmezdi. İnsanlara karşı tavrı dürüst ve güvenilirdi.
Diğer insanlarla ilişkilerinde düşünceli ve saygı değilse bile dürüst ve dolaysızdı. Bu değişken mizacının gayet farkındaydı. Ne zaman ki bir labo­ratuvar çalışana onun hakaretlerine müsamaha gösteremez hale geliyordu, o zaman o çalışana görevini yaptığı ve endişelenmesine gerek olmadığı söylenirdi. "Pavlov bu çirkin davranışlarının sadece bir alışkanlık olduğunu ve bunun tek başına laboratuarı terk edip gitmek için yeterli bir sebep olma­dığını söylerdi." (Windholz'dan alıntı, 1990, s. 68). Bir deneyin başarısızlık­la sonuçlanması Pavlov'un moralini çok bozar, bir başan ise sadece asistan­ları değil, köpekleri de kutlayacağı bir mutluluğu beraberinde getirirdi.
Polonya'dan bir psikolog olan ve laboratuvarda çalışan Jery Konorski Pavlov'un öğrencilerinin ona adeta bir kral gibi davrandıklarını hatırlar. Konorski şunu yazmıştır:
Pavlov'un öğrencileri arasında, ona en yakın kimin olacağına dair açık bir kıs­kançlık vardı. Pavlov onlarla biraz uzun konuşsa insanlar bununla övûnürler- di. Pavlov'un bir kişiye yönelik tutumu gruptaki hiyerarşinin belirlenmesinde­ki temel faktördü (Konorski, 1974, s. 193).
Pavlov bir şeyler anlatırken meslektaşlarını ve öğrencilerini büyüleye- bilme yeteneğine sahip mükemmel bir öğretmen olarak tanınırdı. Tartışma­larda merhametsizdi, bununla birlikte eğer hata yapmışsa -ki bu çok ender- di- bunu kabul etmeye hazırdı. Öğrencileri tarafından oldukça sevilen Pav­lov, öğrencilerini ders sırasında kendi konuşmasını kesmeye ve soru sor­maya teşvik eden ender öğretmenlerden biriydi. Ayrıca laboratuvarmda kız öğrencilerin ve Yahudi öğrencilerin çalışmasına izin veren birkaç Rus bilim adamından birisiydi. Herhangi bir Yahudi karşıtı öneri onu çok sinirlendi­rirdi. Gelişmiş bir mizah yeteneği vardı ve kendisine şaka yapılmasından hoşlamrdı. Cambridge Üniversitesinden şeref payesi aldığında birkaç öğ­rencisi balkondan bir ip sarkıtarak Pavlov'un kucağına doldurulmuş oyun­
cak bir köpek bırakmışlardı. Pavlov bu köpeği apartmanında masasının ya­nında muhafaza etmişti (New York Times, 23 Eylül, 1984).
Daha sonra Yale Üniversitesinde doktora öğrencisi adayı olacak E.R. Hilgard, 1929 yılında New Haven, Connecticut'da gerçekleştirilen 9. Psiko­loji Kongresi'nde Pavlov'un bir konuşmasını dinledi. Pavlov konuşmasını Rusça yapıyordu ve tercümanın Pavlov'un söylediklerini İngilizce olarak aktarması için periyodik aralıklarla duraklıyordu. Tercüman daha sonra Hilgard'a şöyle dedi: "Pavlov durur ve derdi ki 'Siz bunların hepsini biliyor­sunuz. Bunları onlara anlatın. Ben devam edeceğim ve onlara başka şeyler anlatacağım.' " (Fowler'da bildirildi, 1994, s.3).
Sovyet rejimi ile olan ilişkileri karmaşık ve zordu. Sovyet hükümetini ve devrimi açıktan eleştiriyordu. Stalin'e tehlikeli derecede keskin ve kızgın protesto mektupları yazmış ve yönetimden hoşnut olmadığım göstermek üzere Rus bilim toplantılarını boykot etmişti. Nihayet 1933'te yönetimi onaylamış ve bu yönetimin Rus halkını bir araya toplama konusunda bazı başarılar elde ettiğini kabul etmişti. Hayatının son üç yılında, 16 yıl boyun­ca eleştirdiği otoritelerle barış içinde yaşamıştı. Bu tavrına rağmen meslek hayatı boyunca araştırmaları için hükümetten oldukça cömert yardımlar al­mış ve hükümet baskısından uzak olmuştur.
Pavlov'un otobiyografisinden alman aşağıdaki pasaj onun hayata karşı tutumunu özetler:
Hayatıma dönüp baktığımda kendimi mutlu ve başarılı bir insan olarak ta­nımlayabilirim. Hayattan beklenebilecek her şeye sahip oldum: hayata atı­lırken benimsediğim ilkelerin tamamen kavranması. Mutluluğu zihinsel ve bilimsel çalışmalarda bulmayı hayal ettim ve buldum. Hayatta bana arkadaş olabilecek bir insan istedim ve bu arkadaşlığı karımda buldum... Profesör­lüğümden önce hayatımızın tüm sıkıntılarına sabırla katlanan, benim bilim­sel tutkularımı daima destekleyen ve benim kendimi laboratuvarıma ada­mam gibi kendisini ailemize adayan karıma minnet borçluyum. Hayattan, bazen uygun olmayan yollarla, neredeyse el etek çektim ve bundan pişman olmak için bir sebep görmüyorum; hatta tersine bu tavrımda beni teselli eden şeyler buluyorum (1955, s.46).
Pavlov neredeyse hayatının son anma dek bir bilim adamı olarak yaşa­dı. Ne zaman hastalansa kendisini incelerdi ve öldüğü gün de bir istisna ol­madı. Bir nöropatolog çağırdı ve semptomlarını tarif ett. Zatürreeden ol­dukça zayıf düşmüş olmasına rağmen "beynim iyi çalışmıyor, obsessif duy­gular ve istemsiz hareketler ortaya çıkıyor; kangren yerleşiyor olabilir" de­mişti. Bir süre için, Pavlov uykuya dalana dek bu belirtilerin anlamını tar­tışmışlardı. Uyandığında kalmış, elbiselerini aramaya başlamış, tüm yaşamı boyunca sergilediği aynı sabırsız enerjiyi göstermeye başlamıştı.
"Kalkma zamanı" demişti. "Bana yardım et, beni giydir." Ve bu sözler­le birlikte yatağa düşmüş ve ölmüştü (Gantt, 1941, s.35)
Şartlı Refleksler 
Pavlov farklı ve üretken meslek yaşamı boyunca üç araştırma prob­lemi üzerinde çalışmıştı. Birincisi kalp sinirlerinin işlevleriyle, İkincisi birincil sindirim bezleriyle ilgiliydi. Sindirim üzerine yaptığı hayranlık uyandıran araştırması onu dünya çapında tanınan biri yapmış ve 1904'te ona Nobel Ödülü'nü kazandırmıştı. Psikoloji tarihinde hayatsal bir öne­me sahip olan üçüncü araştırma alanı şartlı tepkiler (conditioned refle- xes) idi. Bu araştırma Pavlov'un kariyerinin yönünü değiştirmiş ve psi­kolojinin gelişimini derinden etkilemiştir.
Şartlı refleksler kavramı (pek çok önemli bilimsel gelişmeler gibi) te­sadüfi bir keşiften türetilmiştir. Sindirim bezleri hakkmdaki çalışmasında Pavlov, denek olarak kullandığı köpeklerin sindirim salgılarını bedenin dışında, gözlenip ölçülebileceği ve kaydedilebileceği bir yerde toplamak üzere cerrahi bir metot kullanmıştı. Belirli bir bezin salgılarını, sinirlere ve kan miktarına zarar vermeden bedenin dışındaki bir tüpe yöneltmek için gereken cerrahi işlemler zordu. Pavlov bu işlemleri yaparken hatırı sayılır bir zeka ve teknik beceri göstermişti.
Çalışmalarının bir yönü, köpeğin ağzına bir yiyecek parçası konuldu­ğunda istemsiz olarak salgılanan salyanın işlevleriyle ilgiliydi. Pavlov bazen salyanın hayvanın ağzına henüz yiyecek konulmadan salgılandığını fark et­ti. Vaktinden önce gelen bir salya akıntısı söz konusuydu. Köpekler yiyece­ği veya onları düzenli olarak besleyen adamı gördüklerinde, hatta adamın ayak seslerini duyduklannda salya salgılıyorlardı. Öğrenilmemiş salgı tep­kisi ile salgı refleksi her nasıl olmuşsa daha önceden beslenmeyle ilişkilen- dirilen uyarıcıyla bağlantılı düşünülmüş veya bu uyarıcıya şartlanmıştı. Bu "ruhsal" refleksler (Pavlov'un dediği şekilde) hayvanda gerçek uyarıcıdan (yiyecek) önce başka bir uyarıcı tarafından uyandırılıyordu ve Pavlov bu­nun, diğer uyarıcıların (bakıcının görüntüsünün veya sesinin) yiyeceğin yutulması ile sık sık birleştirilmesinden kaynaklandığını anladı. Çağrışım­cılar bu olguyu "olayın sıklığı yoluyla çağrışım" şeklinde adlandırdılar.
Pavlov araştırmanın fiziksel niteliğinden ötürü uzun süre bu gözlemi sürdürüp sürdürmeyeceğine dair kuşkular yaşadıktan sonra, 1902'de bu ruhsal refleksleri araştırmaya karar verdi. Ve kısa bir süre içerisinde yeni bir araştırma alanına yönelmiş oldu.
Pavlov (tıpkı Thomdike, Loeb ve kendisinden önce gelen diğerleri gi­bi) hayvan psikolojisinde egemen Zeitgeist ile uyum içerisindeydi. İlk ola­rak kendi laboratuvar hayvanlarının ruhsal -zihinsel- deneyimleri üzerinde yoğunlaştı. (Bu durum Pavlov'un şartlı refleksler için orijinal terimi olan ruhsal reflekslerde görülebilir.) İlk araştırmalarında hayvanlarının istekleri ve muhakemeleri hakkında, hayvanların ruhsal olaylarını öznel ve insani terimlerle yorumladığı yazılar yazdı. Ancak bir süre sonra dosdoğru, nesnel bir yaklaşım lehine tüm ruhsal -zihinsel- ifadeleri bırakmaya karar verdi. Pavlov bu durumu şöyle anlattı:
Fiziksel salgı bezleriyle ilgili fiziksel deneylerimizde ilk önce hayvanın öznel durumunu zihnimizde canlandırarak, yaptığımız deneyin sonuçlarını dikkatli­ce açıklamayı denedik. Fakat bu çabamız bir uyuşmazlıktan ve uzlaşma kabul etmeyen bireysel görüşlerden başka bir şey getirmedi. Ve böylece bize tama­men nesnel temeller üzerine oturtulmuş*araştırmalar düzenlemekten başka bir yol kalmadı (Cuny, 1965, s. 65).
Klasik kitabının İngilizce tercümesinde Şartlı Refleks (Conditioned Reflexes) (1927) başlığı kullanıldı. Pavlov refleks kavramını 300 yıl önce geliştirmiş olması sebebiyle Rene Descartes'i hakkıyla övdü. Descartes'in sinir refleksi dediği şeyin kendisinin araştırma programının başlangıç noktası olduğuna dikkat çekti.
Şartlı Refleks Üzerine Çalışmalar 
Pavlov'un ilk deneyleri oldukça basitti. Elindeki küçük bir ekmek parçasını köpeğe yemesi için vermeden önce gösteriyordu. Köpek ekme­ği görür görmez salgı başlıyordu. Yiyecek parçası köpeğin ağzına konul­duğunda köpeğin gösterdiği salgı tepkisi sindirim sisteminin zaten doğal olan refleks tepkisidir, bu tepkinin ortaya çıkması için öğrenme gerekli değildir. Bu yüzden Pavlov bu tepkiye doğuştan veya koşulsuz tepki (un- conditioned response) adını vermişti.
Bununla birlikte yiyeceğin görüntüsüne salgı tepkisi vermek reflekse dayanan bir cevap değildi, öğrenilmesi gerekiyordu. Pavlov bu tepkiye koşullu tepki (coriditional response) adını verdi. Bu tepki koşullu idi çün­kü yiyeceğin görüntüsü ile daha sonra onu yeme faaliyeti zihinde birleş­tirilerek bir çağrışım oluşturulmuştu.
Pavlov'un çalışmalarının Rusçadan İngilizceye tercümesinde, Ameri­kalı bir öğrenci olan W. H. Gannt koşullu (conditional) kelimesi yerine şarta bağlı, şartlanmış (conditioned) kelimesini kullanmıştı. Gannt daha sonra yaptığı bu değişiklikten ötürü pişman olduğunu belirtmiştir. Bu­nunla birlikte 'şartlanmış refleks' kabul gören terim olarak kalmaya de­vam etmiştir (Fishman &r Franks, 1992).
Pavlov kısa bir süre içerisinde herhangi bir uyarıcının, hayvanın dik­katini korku veya kızgınlık uyandırmaksızın çekebilmek şartıyla koşullu salya tepkisi üretebileceğini keşfetti. Bu amaçla zil, sinyal veren bir alet, ışık veya metronom tıkırtısı kullandı.
Pavlov'un tipik titizliği ve doğruluğu salyayı toplarken kullandığı de­taylı ve karmaşık teknikte de kendini gösteriyordu. Köpeğin yanağında açılmış bir boşluğa içerisinden salya salgısının akacağı plastik bir tüp bağ­lanmıştı. Her bir salya damlası hassas bir zembereğin üzerinde duran plat­forma düştüğünde, platformun hareketi döner bir kabın üzerindeki işaret­leyiciyi çalışır hale getiriyordu. Her bir salya damlasını tam olarak kaydet­meyi mümkün kılan bu düzenek, Pavlov'un deneysel koşullan standart ha­le getirmek, sıkı kontroller uygulamak, hata kaynaklarından kurtulmak için gösterdiği kılı kırk yaran çabalarına bir örnek olarak verilebilir.
Duane P. Schultz, Sydney Ellen Schultz, Modern Psikoloji Tarihi, Kaknüs yayınları, İstanbul, 2007

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.