Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

JOHN DEWEY (1859-1952)

İşlevselcilik bir yönelim veya tutumdan çok, ayrı bir psikoloji ekolü olarak düşünüldüğünde, John Dewey çoğunlukla bu hareketin gelişiminin körükleyi- cisi olarak düşünülür. 1896 yılında yazılan bir yazıda Dewey'den işlevselciliğin resmi kuruluş sürecinde bir dönüm noktası olarak söz edilir. Psikolojiye aktif olarak katılımlarda bulunduğu süre kısa olmasına rağmen, Dewey bu düşünce ekolü üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Dewey'in hayatının ilk yıllan oldukça sıradandı ve Vermont Üniversitesinin üçüncü sınıfına kadar büyük bir zihinsel yetenek göstermemişti. Mezuniyetten sonra kısa bir süre bir lisede ders verdi ve kendi kendine felsefe çalıştı, birçok bilimsel makale yayımladı. Yüksek lisans eğitimi için Johns Hopkins'e gitti, Michigan ve Minnesota Üniversitelerinde ders verdikten sonra 1884 yılında, felsefe doktorasını aldı. 1886 yılında yeni psikolojiyle ilgili Amerika'daki ilk ders kitabı olan Psikolojiyi14 yayımladı. Bu kitap 1890 yılında James'inİlkeler'inin yayımlanmasına dek popülerliğini sürdürdü.
Dewey 1894 yılında, daha sonra 10 yıl kalacağı Chicago Üniversitesine davet edildi. Burada geçirdiği yıllar süresince psikolojinin hareket eden gücü oldu. O dönemde, eğitimde oldukça köklü bir yenilik olan deneysel ve­ya laboratuvar okulunu başlattı. Gelişmekte olan modem eğitim hareketi için köşe taşı vazifesi gören bu okul Dewey'i ünlü ve tartışmalı bir kişi ha­line getirdi. Dewey 1904-1930 yılları arasında Columbia Üniversitesinde psikolojinin eğitim ve felsefe problemlerine uygulanması üzerine çalıştı.
Dewey çok zeki bir adamdı ama iyi bir öğretmen değildi. Öğrencilerin­den biri şunu hatırlıyor:
Dewey daima küçük yeşil bir bere giyerdi... Sınıfa gelir, yazı masasına oturur, beresini masaya koyar ve ardından bereye ders anlatır gibi -monoton bir şekil­de- dersi anlatmaya başlardı... Bu tutum öğrenciyi uyumaya sevk eden başlıca ders verme şeklidir. Fakat eger adamın neler söylediğine dikkat edebilirseniz, konuştuklarının gerçekten dinlemeye değer şeyler olduğunu fark ederdiniz (May, 1978, s.655).
Refleks Arkı:
Deweyin 1896 yılında Psikoloji Eleştirilerinde yayımlanan "Psikolojide Refleks Arkı Kavramı" başlıklı yazısı yeni ekolün hareket noktasıydı. Bu en önemli ve ne yazık ki psikolojiye son gerçek katkısında Dewey refleks arkının uyancı tepki arasındaki ayınm nedeniyle ortaya koyduğu psikolojik molekül- cülüğe, elementciliğe ve indirgemeci yaklaşıma karşı çıkmıştı. Bunu yaparken ne davranışın ne de bilinçli yaşantının Titchener ve Wundt'un iddia ettiği gi­bi parçalara veya elementlere indirgenemeyeceğini kanıtlamaya çalıştı. Bu ne­denle Dewey onların psikoloji yaklaşımlarının tam özüne saldırmış oluyordu.
Tepki kemerinin yandaşlan bir davranış biriminin, bir etkiye verilen tepkiyle sona erdiğini iddia ettiler, tıpkı bir çocuğun elini ateşten çekmesi gibi. Dewey tepki şekline, daireden çok bir kemer demenin doğru olduğunu, çün­kü bir çocuğun ateş algısının değiştiğini ve böylelikle daha farklı bir işleve hizmet ettiğini belirtti. Başlangıçta ateş çocuğu çekiyordu, fakat ateşin etkile­rini hissettikten sonra çocuk ateşten uzaklaşacaktı. Tepki çocuğun uyarıcıya (ateş) ilişkin algısını değiştirmişti. Bu yüzden, algı ve eylem (etki ve tepki) bir birim olarak düşünülmelidir, bireysel duyumların ve tepkilerin bir kompo­zisyonu olarak değil. Dewey bir refleks tepkisinin içerdiği davranışın, kendi­sini oluşturan temel duyusal-motor elementlere anlamlı bir şekilde indirge­nebilmesinin; bilincin kendi basit bileşenlerine anlamlı bir şekilde ayrıştırıla­rak analiz edilmesi kadar imkânsız olduğunu iddia etmiştir.
Dewey bu şekilde yapay bir analiz yapmaya ve davranışı (kendisini oluşturan basit parçalara) indirgenmeye girişildiğinde, davranışın bütün anlamını kaybedeceğine ve davranışı incelemeye çalışan psikologların zihninde sadece bir takım soyutlamaların kalacağına inanıyordu. Dewey dav­ranışın yapay, bilimsel bir yapı olarak ele alınmasından çok, organizmanın çevreye uyum sağlaması sürecindeki önemi açısından ele alınması gerekti­ğini yazmıştı. Psikolojiye en uygun çalışma konusunun tüm organizma iş­leyişinin içinde bulunulan çevrede araştırılması olduğunu iddia etmiştir.
Dewey evrim teorisinden şiddetle etkilenmiş ve felsefesini sosyal deği­şim görüşü üzerine inşa etmişti. Şeylerin sabit kaldığı fikrine karşı çıkmış ve insan aklının gerçeklerle mücadele yoluyla gelişim kazandığı fikrinin ta­raftarı olmuştu. Organizma için bu hayatta kalma mücadelesinde, hem bi­linç hem de davranış, organizmanın hayatta kalmasını sağlayacak uygun davranışları meydana getirmektedir. Bir işlev, bir organizmanın yaşamını sürdürme amacının başarılmasına yönelik bütün bir koordinasyondur. Bu nedenle işlevsel psikoloji yaşamakta olan organizmanın araştırılmasıdır.
Dewey'in felsefi düşünceleri psikoloji çalışmalarından daha fazla alkış toplamıştır. Bir sosyal felsefeci olarak insanların refahı, fiziksel, sosyal ve ahlaki uyumları ile ilgilenmişti. Dewey düşünme ve öğrenme gibi psikolo­jik süreçlerin yaşama uyum sağlamada çok önemli yerleri olduğunu düşün­müştü. Düşünmenin hayatın acil ihtiyaçlarını karşılamada bir araç olduğunu belirtmişti: Düşünüyoruz, öyleyse yaşayabiliriz.
insanın yaşamak için gösterdiği çaba bilgiyle sonuçlanır ve yaşam sava­şında bilgi bir silahtır; uyum sürecinde bir araçtır. Yaşam öğrenmek olduğuna göre, öğrenme problemi de psikolojinin önemli konularındandır.
Dewey'in psikoloji için sarf ettiği süre gerçekte çok kısadır. İşlevsel yönelimiyle uyumlu olarak, emeklerinin çoğunu eğitime adamıştır. Dewey'in kalkman eğitim hareketi programı 1899 yılında Amerikan Psikoloji Derneği başkanlığından emekli olurken yaptığı "Psikoloji ve Sosyal Uygulama" başlıklı konuşmasında ayrıntılarıyla ele alınmıştı (Dewey, 1900). Hayatının geri kalan bölümünde kalkman eğitim hareketinin sözde başkanı olarak kalmaya devam etti. Dewey Amerikan eğitiminin pragmatik ruhundan herhangi birisinden daha fazla sorumludur. Öğretmenin öğrenme konusundan çok öğrenciye dönük olması gerektiğine inanmıştı.
Dewey'in, psikolojisini hiçbir zaman işlevselcilik olarak adlandırmamış olması ilginçtir. Yapısalcılığın temel dayanak noktasına saldırmış olmasına rağmen "yapı" ve "işlev"in anlamlı bir şekilde ayrılabileceğine inanmamıştı. tşlevselcilikle yapısalcılığın birbirine karşıt iki psikoloji formu olduğunu iddia etmek, Angell ve diğerlerine kalmıştı (Tolman, 1993).
Dewey'in psikoloji için önemi, onun psikologlar ve diğer bilim adamla­rı üzerindeki etkisinde ve işlevselciliğin felsefi çerçevesinin gelişiminde yatmaktadır. Dewey 1904'te Chicago Üniversitesinden ayrıldığında işlevselci­liğin liderliği James Rowland Angell'a geçti.
Duane P. Schultz, Sydney Ellen Schultz, Modern Psikoloji Tarihi, Kaknüs yayınları, İstanbul, 2007

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.