Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

MARY WHİTON CALKİNS (1863-1930)  

Avrupa ve ABD'deki akademik çalışma alanlarının çoğunda kadınlar geleneksel olarak yüksekokul ve üniversitelerden uzak tutulmuştu. Örneğin Harvard Üniversitesi 1636 yılında kurulduğunda kadınları kabul etmemişti. Bazı Amerikan okulları bu yasaklarını hafifletip kadınları lisans öğrencisi olarak 1830'lara dek kabul etmediler.
Bu kısıtlamanın ana sebebi erkeklerin doğal entelektüel üstünlüklerinin olduğu inancı idi. Hatta kadınlara erkeklerin eğitim fırsatlarına benzer fırsatlar verildiğinde bile, kadınların doğuştan gelen entelektüel eksikliklerinin onlardan fayda sağlamayı önlediği iddiası geçerliliğini sürdürdü. Charles Darwin gibi 19. yüzyılın gözde bilim adamları da dahil olmak üzere dönemin psikologlarının çoğu (Hail, Thorndike, Cattell ve Freud gibi) bu görüşe katılıyordu. Erkek üstünlüğü efsanesinin büyük kısmı Darwin'in erkeklerin değiş­kenliği teorisinden gelmektedir. Darwin pek çok tür üzerinde yaptığı çalış­malarda, erkeklerin fiziksel özellik ve yeteneklerinin gelişiminin kadınlara nazaran daha geniş bir alana yayıldığını bulmuştu. Kadınların özellik ve ye­teneklerinin daha çok ortalama civarına yığıldıklarını bulunmuştu. Dişile­rin bu şekilde ortalama etrafında olma eğilimi, kadınların eğitimden daha az faydalandıkları ve zihinsel veya akademik çalışmalarda daha az başarı gösterecekleri şeklinde yorumlanmıştı. Bu düşünce kadın beyninin erkek beyninden daha az evrim gösterdiği düşüncesinden kaynaklanan küçük bir adımdı. Erkekler daha değişken oldukları için, daha farklı ve uyarıcı ortam­lara uyum sağlayabilirler ve bu çevrelerden daha fazla yarar sağlayabilirler­di (Rossiter, 1982; Shields, 1982).
Böylece kadınlar, çevrenin taleplerine başarıyla uyum sağlamak için ge­rekli olan bedensel ve zihinsel fonksiyonlar açısından erkeklerden daha aşağı görüldü. Sonuç cinsiyetler arasında işlevsel bir eşitsizliğin olduğu fik­rinin yaygın olarak kabul görmesi oldu.
Daha popüler bir başka teoride yüksek eğitim gören kadınların fiziksel ve duygusal zarar gördükleri şeklindeydi. Hail eğitimli kadınların adet gör­me döngülerinin bozulduğunu ve böylece annelik dürtülerinin zayıflama­sıyla anneliğe yönelik biyolojik şartlarını tehlikeye attıklarım iddia etmişti. Hall'a göre eğer kadınlar eğitilecekse "anneliğe yönelik eğitilmelidir" (Diehl'den alıntı, 1986, s. 872).
1873 yılında Harvard'm ilk tıp fakültesi profesörlerinden Edward Clarke yüksek eğitimin kadınlar üzerindeki etkilerini şöyle dile getirmişti: "Ko­caman beyinler ve çelimsiz bedenler; anormal derecede aktif bir beyin ve anormal derecede zayıf bir sindirim; akıp giden düşünceler ve kabız olmuş bağırsaklar" (Scarborough&Furumoto, 1987, s.4). Ayrıca "Her iki cins için aynı eğitim Tanrı ve insanlık önünde bir suçtur" uyarısında bulunmuştu (Clarke, 1873, s. 127). Clark'ın kitabı öylesine popüler olmuştu ki, 13 yılda 17 baskı yapmıştı.
20. yüzyılın ilk yıllarında iki kadın psikolog cinsiyetlerin işlevsel eşit­sizliği kavramına başarıyla karşı çıktılar. Helen Bradford Thompson Wooley ve Leta Stetter Hollingworth işlevsel psikolojinin empirik teknik­lerini kullanarak Darwin'in ve diğerlerinin kadınlar hakkında yanıldıkla­rım ortaya koydular.
Bugün psikoloji alanında doktora derecesi alanların yansından fazlası kadındır. Yüksek lisans öğrencilerinin üçte ikisi ve lisans öğrencilerinin dörtte üçü kadındır (Martin, 1995). Bununla birlikte şimdiye dek gördüğü­ müz gibi, psikoloji tarihi erkeklerin etkisi altındadır. Bunun sebeplerinden birisi psikoloji alanında akademik kariyer yapmak isteyen kadınlara yöne­lik ayrımcılıktı. Kadınlar yüksek lisans eğitimleri ve iş imkanlarında kısıtla­malarla ve adaletsizliklerle karşı karşıya geldiler. Margaret Washbum'un Columbia Üniversitesine bir kadın olduğu için kayıt yaptırmasına izin ve­rilmediğini hatırlayın. 1892 yılından önce Yale ve Chicago Üniversiteleri ile diğer birkaç enstitü, kadınları yüksek lisans öğrencisi olarak almak üzere fi­kir birliğine varamamışlardı. Psikolojinin bilimsel bir disiplin olarak res­men kurulmasından sonra yaklaşık 20 yıl boyunca kadınlar için psikolog olmak ve alanın gelişimine önemli katkılarda bulunmak çok zordu.
Duane P. Schultz, Sydney Ellen Schultz, Modern Psikoloji Tarihi, Kaknüs yayınları, İstanbul, 2007

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.