Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

OSWALD KÜLPE (1862-1915) VE WÜRZBURG OKULU

Başlangıçta Wundt'un takipçisi olan Külpe bir grup öğrencinin, psikoloji üstatlannın (Wundt gibi) çalışma sınırlamalanndan aynlmalanna kıla­vuzluk etmiştir. Külpe'nin hareketi belki bir devrim niteliğinde değildi ama Wundt'un düşüncelerinin darlığına karşı bir özgürlük bildirgesiydi. Külpe, Wundt psikolojisinin önemsemediği pek çok mesele üzerine çalışmalar yapmıştı.
Külpe üniversite eğitimine 19 yaşındayken Leipzig'de başladı. Niyeti tarih okumaktı fakat Wundt'un etkisiyle kısa bir süre için felsefeye ve 1881 yılında hâlâ başlangıç aşamasında olan deneysel psikolojiye yöneldi.
Tarih Külpe için güçlü bir cazibe merkezi olmayı sürdürdü ancak bir yıl sonra Berlin'de
Wundt ile psikoloji alanındaki çalışmasına kaldığı yerden devam etti. Birbirinden farklı iki akademik alan olan tarih ve psikoloji eğitiminden sonra 1886 yılında Leipzig'e Wundt'un yanına döndü ve orada 8 yıl kaldı. Leipzig'deki eğitimini başarıyla bitirdikten sonra Wundt'un asistanı olarak burada kaldı, laboratuvarda araştırmalar yürüttü ve bir ders kitabı olanPsikolojinin Anahatlarinı18 kaleme aldı. 1893 yılında yazılan bu kitap Wundt'a ithaf edildi. Külpe bu kitabında psikolojiyi, deneyimi yaşayan bireye bağlı deneyim olgu bilimi olarak tanımladı.
Külpe 1894 yılında Würzburg'da profesör oldu ve iki yıl sonra hemen he­men Wundt'un Leipzig labarotuvarı kadar önemli olan bir laboratuvar kur­du. Würzburg'un etkisi altında kalan öğrenciler arasında birkaç Amerikalı da vardı. Bunlardan birisi olan James Rowland Angell işlevselciliğin gelişmesin­deki en önemli şahsiyetlerden birisidir (7. Bölüm). Aslında laboratuvar'ın ilk yıllarında Külpe psikolojiden çok felsefe ve estetik ile ilgileniyordu. Yazıları genel nitelik itibariyle felsefi olmasına rağmen, onun yönetiminde laboratu­varda yapılan çok sayıda araştırma yayınlandı. Külpe sadece öğrencilerinin araştırmaları için esin kaynağı olmakla kalmadı, ayrıca VVürzburg'da yapılan zahmetli içgözlem deneylerinin çoğunda da gözlemci olarak görev yaptı.
Külpe'nin Wundt'tan Farklılığı
Külpe Grundnss de yüksek düzeyli zihinsel süreçleri tartışmadı. O dö­nemdeki düşünceleri hâlâ gölgesinde hareket ettiği Wundt ile uyumluydu.
Ancak birkaç yıl sonra Külpe zihin süreçlerinin deneysel olarak araştırabile- ceğine ikna oldu. Bir başka yüksek düzeyli zihinsel süreç olan bellek, Her- mann Ebbinghaus tarafından deneysel olarak araştırılmıştı. Bellek laboratu- varda araştınlabiliyorsa düşünce niçin araştırılmasın? Aralarında bellek, dü­şünce ve duygulann da dahil olduğu yüksek düzeyli zihinsel süreçlere ilk de­fa sistematik deneyler uygulandı. Külpe bu meseleyi ortaya koyarak ilk danış­manı olan Wundt'a doğrudan muhalefet etmiş oldu; çünkü Wundt yüksek düzeyli zihinsel süreçlerin deneysel olarak araştırılamayacağım vurgulamıştı.
Sistematik Deneysel İçgözlem
Würzburg okulu ile Wundt'un sistemi arasındaki bir diğer farklı nokta içgözlem metoduyla ilgilidir. Külpe sistematik deneysel içgözlem (systematic experimental introspection) adı verilen bir metot geliştirmişti. Bu metot deneklerin karmaşık bir görevi yerine getirdikten sonra (kavramlar arası mantıksal bağlantılar oluşturma gibi) bu görev sırasında yaşadıkları­nın geçmişe dönük bir raporunu sunmalarını yani bir anılama19 yapmala­rını içeriyordu. Bir başka deyişle, denekler düşünme veya hüküm verme gi­bi bazı zihinsel süreçleri yerine getirmek ve ardından o esnada nasıl düşün­dükleri veya karar verdikleri üzerine incelemeler yapmak durumundaydı­lar. Wundt kendi laboratuvannda geçmişe dönük raporların kullanılması reddetmiştir. O bilinç deneyimlerini oluştukları anda incelemek istiyordu, olup bitenlerin hafızadaki izlerini değil. Wundt Külpe'nin bu içgözleminin bir içgözlem "müsveddesi" olduğundan söz etmiştir.
Külpe'nin metodu şu anlamda sistematik idi: tüm deneyim periyodlara bölünmek yoluyla tam olarak betimlenebiliyordu. Benzer görevler pek çok defa tekrarlanıyordu. Bu nedenle içgözlemsel anlatımların düzeltilebilece­ği, yeni bilgilerle güçlendirilebileceği ve daha ayrıntılı olarak anlatılabilece­ği düşünülmüştü. İçgözlemsel raporlar çoğunlukla deneklerin dikkatinin belli noktalara yöneltilmesi yoluyla sorgulanarak tamamlanıyordu.
Külpe ve Wundt'un içgözlemsel yaklaşımları arasında başka önemli farklar daha vardır. Dikkat ettiğimiz gibi Wundt deneklerin kendi içsel de­neyimlerini detaylı bir şekilde tasvir etmeleri taraftan değildir. Tersine onun araştırmalarının çoğunluğu nesnel ve niceliksel ölçümler üzerinde
yoğunlaşmaktadır; psikofizyolojik araştırmalarda istenen tepki zamanlan veya yargı türleri gibi.
Külpe'nin sistematik deneysel içgözleminde, deneklerin kendi düşün­me süreçlerinin doğası üzerine verdikleri niteliksel ve hayli detaylı rapor- lann büyük önemi vardır. Denekler sadece bir uyancının şiddetini söyle­mek gibi basit ve dosdoğru bir yargıda bulunmaktan çok, deneysel görev­lere maruz kaldıkları süre boyunca yaşadıkları tüm karmaşık zihinsel sü­reçleri anlatmak durumundadırlar. Külpe'nin yaklaşımı doğrudan doğru­ya bir bilinç deneyimi esnasında deneklerin zihinlerinden nelerin geçtiği­nin araştırılmasını amaçlamıştı. Külpe'nin ifade ettiği amacı, Wundt'un psikolojinin ana temasına ilişkin oluşturduğu kavramı, yüksek düzeyli zi­hinsel süreçleri de dahil etmek üzere genişletmek ve içgözlem metodunu antmaktı. Külpe Wundt'un bilinç deneyimleri üzerinde yoğunlaşmasını, içgözlem araştırma araçlarının veya onun temel ödevi olan bilincin basit içeriklerine kadar analiz edilmesini reddetmişti.
İmgesiz Düşünce
Bu genişletme ve arıtma teşebbüslerinin sonuçları neler oldu? Wundt'un bakış açısı bilinç deneyimlerinin, kendilerini oluşturan duyusal ve imgesel elemanlara indirgenebileceği üzerinde duruyordu. Wundt bütün deneyimlerin duyumlardan veya imgelerden oluştuğunu söylemişti. Kül­pe'nin düşünce süreçlerinin doğrudan içgözlemi programı, tam tersi bir ba­kış açısını destekleyen kanıtlar bulmuştu: düşünme herhangi bir duyusal veya imgesel içerik olmadan da oluşabilir! Bu bulgu düşüncenin herhangi özel bir imge içermediği düşüncesine atıfla imgesiz düşünce (imageless thought) olarak tanımlandı. Böylece bilincin duyusal olmayan bir şekli ve­ya yönü tanımlanmış oldu.
Würzburg Laboratuvarındaki Araştırma Başlıkları
Würzburg okulunun araştırma konulan çok çeşitliydi. Kari Marbe'nin çalışması, ağırlıklann karşılaştınlmalı yargısı üzerine olan çalışma oldu. Marbe duyular ve imgelerin, gerçekte görev esnasında hazır olduklan hal­de, yargılama (karar verme) sürecinin bizzat kendisinde rol oynamıyor gö­ründüklerini söylemiştir. Denekler (daha ağır veya daha hafif) kararlann
Duane P. Schultz, Sydney Ellen Schultz, Modern Psikoloji Tarihi, Kaknüs yayınları, İstanbul, 2007

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.