Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

ANKSİYETE TEORİLERİ

Freud, 1936’da ‘The Problem Of Anxiety’ adlı eserinde, bütün nevrozların temelinde anksiyete bulunduğunu söylemiş, anksiyeteyi ‘’Temel Problem’’ olarak ele almıştır.

Freud anksiyete görüşünde zaman zaman değişiklikler yapma ihtiyacını duymuştur. O anksiyeteyi ilk çalışmalarında ‘engellenmiş libido’dan kaynaklandığını öne sürmüştü. Freud represyon ile anksiyete arasında yakın bir ilişki olduğuna dikkat çekmişti.

Freud represyon ego’da oluştuğuna göre anksiyetenin de ego’da oluştuğunu kabul etmektedir.

Freud anksiyeteye ilişkin ilk teorisinde anksiyetenin represyonun bir sonucu olarak ortaya çıktığını iddia ediyordu. Hastaların fobik ya da obsesif davranışları engellendiğinde yoğun anksiyete durumlarının yaşandığını öne sürmekteydi. Yani fredu ilk anksiyete teorisinde ; Libido enerjisi normal bulamayacak şekilde bastırılır ve engellenirse bu enerji birikiyor ve otomatik olarak anksiyeteye dönüşüyor. Freud, İd’in ve represyona uğrayan libidonun kaderi anksiyete şeklinde ortaya çıkmaktır, diyor.

Anksiyete ile ilgili ikinci teorisinde Freud bu kez görüşünü değiştirmiştir ; Freud’un bu ikinci teorisine göre anksiyetenin kaynağı ego’dur. Yani anksiyetenin gerçek odak noktası ego’dur. Ego tehlikeyi algılar ve bu algılama anksiyeteyi oluşturur.  Bunun neticesinde ego, kendini tehlikeye sokabilecek içgüdülerin isteklerini represyone uğratır. Bir başka anlatımla söyleyecek olursak, İd’den gelen ve kontrol edilmediği taktirde tehlikeli olan içgüdülere ego anksiyete ile cevap verir. Bir tehlike işareti olarak anksiyetenin temel görevi id’den gelen bu içgüdüleri bastırmaktır.

İnsanın hem korkuya hem anksiyeteye karşı verdiği reaksiyonların nitelik bakımından bir farkı yoktur. İşte bu nedenle her iki kavramın birbirinden ayırt edilmesi güçleşmektedir.  Freud da bu çelişkiyi çözememiş ve çıkış yolunu şöyle bulmuştur ;

Korkmanın karşılığı olarak ‘Nörotik Anksiyete’, dıştan gelen objektif tehlikelerden korkmanın karşılığı olarak da ‘Objektif Anksiyete’ kavramlarını kullanmıştır. Birinci tanım patolojik bir durumu yansıtır. İkinci tanım ise kişiyi rahatsız eden normal ve gerçek bir tehlikeye karşı duyulan sağlıklı bir tepkidir ve korku yerine kullanılır.

Bir İngiliz nöroloğu 2. Dünya savaşında edindiği izlenimlere dayanarak anksiyeteyi şöyle açıklamıştır :  Anksiyete, ince bir tabaka halinde yayılan bir korkudur.

FOBİ : Ferde zarar verme ihtimeli çok az olan bir obje ya da olaya karşı duyulan abartılmış bir korkudur.

ANGUAZ : Sıkıntılı bir durumdur. Karamsar düşüncelerle birlikte görülen iç sıkıntılarla başlar. Hastanın eli ayağı tutmaz ve aniden öleceğinden korkar.

STRES : Literatürde anksiyete ve korku yerine kullanıldığı görüldüğü halde, stres aslında anksiyete, anguaz,korku gibi tepkilerin kaynağını oluşturur. Soğuk, sıcak veya gürültü gibi fiziksel stresler organizmada biyolojik tepkiler meydana getirirken, engelleme ve çatışma gibi psikolojik stresler psikolojik savunma mekanizmalarına yol açarlar.

Hall, Lindzey ve Nemiah’a göre represyon anksiyeteyi doğurmaz. Anksiyete ortaya çıkar ve o represyona yol açar.

ADLER, anksiyetenin nedeni olarak aşağılık duyguları üzerinde durmuştur. Bu duygulardan ızdırap çeken kişi, bundan kurtulmak için üstünlük kurmak amacını güder. Bunu elde etmek için de anksiyeteyi başkalarını kontrol etme aracı olarak kullanır.

JUNG’a göre anksiyete, kolektif bilinç altından gelen mantık dışı güçlerin ve imajların insanın bilincini kaplamasına karşı ferdin tepkisidir. Demek ki Jung’a göre anksiyete, kolektif bilinçaltının özelliklerine karşı duyulan korkudur.

OTTO RANK : her çeşit anksiyetenin ve nevrozun başlangıcını ‘Doğum Travması’na bağlar. Esası anneden ayrılma olan doğum travması insanın ileriki yaşamında karşılaşacağı bütün ayrılmalarda tekrarlanır ve anksiyetenin temel ve evrensel nedenini meydana getirir.

EYSENCK’e göre nörotik anksiyete, fobik korkular, reaktif depresyon, anksiyete sırasında ortaya çıkan otonom sinir sistemi cevapları, bunların hepsi klasik şartlanma yoluyla öğrenilmniştir.

MORWER ; anksiyetenin doğuştan getirilmiş şartsız bir cevap, bir içgüdüsel tepki olduğunu reddederek doğrudan doğruya öğrenilmiş bir şartlı cevap olduğunu öne sürer. Ona göre anksiyete, geçmiş yaşantılarla insana zarar verici olduğu bilinen durumların (şartlı uyarıcılar) geleceğini haber veren ‘işaretler’e karşı ortaya çıkan öğrenilmiş bir tepkidir.

Norman’a göre anksiyete, her zaman belli bir durumdaki objektif tehlikeyle orantılı boyutlarda olmaz.  İnsan tehlikeli olmayan durumlarda anksiyete duyabilir.

Gray : anksiyetenin klasik şartlanma ile operant şartlanma süreçlerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını  öne sürmüştür.

 

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.