Psikoloji Tarihi

İslam Ansiklopedisi A

İslam Ansiklopedisi B

Cemil Meriç

Karen Horney

PDR Notları






 
ANTALYA, BURSA, İSTANBUL VE KONYA'DAKİ ADAYLAR! SINAV KAYGISINDAN KURTULMAK İÇİN PROFESYONEL DESTEK ALABİLİRSİNİZ TIKLAYIN

PDR TEŞHİS (TANIMA) VE ANLAMAYA YÖNELİK YEDME TEKNİKLER

TEŞHİS (TANIMA) VE ANLAMAYA YÖNELİK YEDME TEKNİKLERİ
Bu gruptaki teknikler danışanı, problemin kaynağına götürmeyi, onu kendi gerçekleri, iç dünyası ile yüz yüze getirmeyi amaçlayan tekniklerdir. Danışanı daha derine indirir. Acı da olsa danışanın gerçeklerle cesur bir biçimde karşılaşmasına, problemlerini görüp tanımasına, kabul etmesine ve bir iç görü geliştirmesine yardım eden tekniklerdir. Daha önce işlenen tekniklere oranla psikolojik etkileri daha fazladır.
GENEL YEDME (DEŞTİRME) TEKNİĞİ: Danışman konuyu biraz daha derinden inceletmek ya da danışanı yeni bir konuya yöneltmek için, -Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Biraz daha açıklar mısınız? Gibi genel  bir ifade ile danışan deşilir.
Örnek:
Danışan: Bu dersten daha çok yararlanmaya başladım.
Danışman: Biraz açıklar mısın nasıl yararlandığını?
Danışan: Not tutuyorum. Sınavlarda hoca dersteki anlattıklarına çok bağlı. Eğer vizelere dikkat ederse insan finalde neler sorulacağını da tahmin edebiliyor.
Danışman: Yani, iyi not tutmasını ve ara sınavlardan yararlanmasını öğrendin……………….. Bu notlardan yararlanıyorsun ve ara sınavları iyi inceliyorsun öyle mi?
Danışan: Sınavlarda acele etmiyorum. Soruları dikkatle okuyorum. Neyi sorduğunu iyice anlıyorum. Hemen acele cevap verip sınıftan çıkmıyorum ve cevaplarını gözden geçiriyorum.
Genel yedme, esas itibariyle bir soru-cevap konuşması değildir. Genel yedmenin yönleri şunlardır:
ü Danışanı daha fazla incelemeye ve açıklamaya yönelten yedme: Ele alınan konunun daha derine inilerek, biraz daha etraflı incelenmesi istenmektedir. Amaç, danışanın konu hakkında daha fazla konuşarak gerçeklerle biraz daha yakından temasa geçmesini, gerçek duygu ve düşünceleri ile tanışıklık geliştirmesini sağlamaktır.
ü Görüşmede yeni bir konuya geçmek için yapılan genel yedme: Daha önceden görüşülmekte olan konu tamamlanmıştır. Başka bir konuya geçilmesi gerekmektedir. Örneğin: Danışan hep babasından bahsetmektedir. Danışman, danışana ‘Biraz da anneden bahseder misin? der.
ü Bilgi sağlamak için soru sorma yedmesi: Daha ziyade bilgi toplamak için sorular soruları kapsar.

Genel yedme ifadeleri: Biraz daha anlatır mısın? Bu konuda neler hissediyorsun, anlayamadım? Daha etraflı olarak açıklar mısınız? Nasıl yani? Şimdi biraz da ….. ele alalım. Başka neler söylemek istersin? gibi ifadelerdir.
Genel yedme, danışanı konuşmaya, duygu ve düşüncelerini daha çok anlatmaya sevk eden yumuşak ve iyi bir deştirme yoludur.
Genel yedme, danışma oluşumunun her aşamasında kullanılan bir tekniktir. İlk oturumlarda kullanılması biraz sakıncalıdır. Danışma oturumu başlarken, ‘Bu gün neler üzerinde duralım? Bu gün neleri ele almak istersin? Gibi ifadelerle oturum açılabilir. Danışma oturumu biterken de ‘Söylemek istediğin başka bir şey var mı? Gibi bir deşme ile oturumda boşalmamış duygular boşaltılmaya çalışılır.
Deştirmede tek tip ifade tarzı kullanılmamalıdır. Kalıplaşan bir ifade tarzı danışanı isteksiz hale getirir,  danışmayı zayıflatır. Mesela; Ne düşünüyorsun? Buna ne dersin gibi aynı ibareler olmamalıdır.
YANSITMA: Danışanın haberdar olmadığı, fakat söz ve hareketlerinin altında yatmakta olan duyguları, tavırları, çelişkileri ve tutarsızlıkları kişinin kendi gerçeklerini daha iyi görüp anlaması ve kabul etmesi için kullanılan bir tekniktir. Danışanın söyledikleri değişik ifadelerle danışana geri iletilir.
Örnek:
Danışan: Ben… biliyorsunuz… insanlara ne düşündüğümü, nasıl hissettiğimi söyleyiveriyorum. Çeşitli konularda fikrimi söylüyorum. Tartışma çıkıyor. Bu lüzumsuz tartışmalar bende heyecan (anksiyete) oluşturuyor. Söylemeyeyim diyorum, öte yandan da söylemeden edemiyorum. ….. istemiyorum…. Yani bir çıkmazdayım. Zıtlık, kaygı, huzursuzluk ve öfke içindeyim kendimle. Bir şişeye tıkanmış gibiyim.
Danışman: Bu hal durumu daha da artırıyor. Halbuki sen bağımsız bir varlık olarak hareket etmek istiyorsun. Olduğun gibi kendini ifade etmek istiyorsun.
Danışan: Biliyorum…. Kendimi tanıyorum sanırım… Başkalarından farklı, onlardan bağımsız bir kişiyim ve … çok kimse böyle değil. Böyle insanlar arasında benim gibisine yer yok.
Danışman: Düşündüğünü, hissettiğini söylemek istiyorsun. Söyleyince de tatsız tartışmalar çıkıyor. Böyle insanlar arasında sana yer olmadığını görüyorsun. Seni üzüyor.
Yansıtma yoluyla kişi, yüzeydeki bilinç seviyesinin daha altına götürülür. Kişi, bulanık görünen, karanlıkta kalan yaşantılarını duygu ve düşüncelerini tanımaya başlar.
Danışanın konuşmalarında ve davranışlarında iki muhteva vardır. Bunlar; duygusal muhteva ve olgusal muhteva.
Örnek: soyadlarınız benziyor… ilişkiniz var mı? Sorusuna, ‘Ah evet. Kardeşimdir’ cevabında çekilen Ah! Olumsuz duygusal ifadeyi, içerir. Olgusal muhteva ise kardeş olmalarıdır.
Duygular, kişinin sübjektif yaşantısıdır, kendine özgü gerçekleridir. Bu nedenle dışarıdan doğru veya yanlış şeklinde değerlendirilecek bir nesne değildir. Kişi ne hissediyorsa o’dur. Bu duyguların doğru veya yanlışlığının kişi tarafından bilinmesi, kavranması ancak duyguların aydınlığa kavuşması ile mümkündür. Danışman bu aydınlığı iyi yakalayıp, danışana yansıtmalıdır. Danışman ustalaştıkça zaman zaman bu yansıtma tekniklerinin her ikisini birden aynı anda kullanabilir. İşte gerek duygu, gerekse olgu muhtevasını aynı anda kullanırsa, bu yansıtmaya ‘İçerik Yansıtması’ denir.  
Danışma etkileşiminde danışanın sadece sözlerinin altındaki duygular değil, oturuşu, duruşu, jest, mimik, ses tonu, bakışları ve hareketleri altında yatan duygu ve tavırlar da yansıtılır. Kişi bunların farkında olmayabilir. Danışman bu duyguları yansıtarak kişiyi bunlardan haberdar olmaya yöneltir. Bu da danışmanın empatik dinlemesine ve anlamasına dayanır.
Danışma başlarında kişi kendi duygu, düşünce, tavır ve yaşantılarından sanki bir başkasına aitmiş gibi 3.şahıs  zamiriyle başlar. Mesela:’ Hem insanları anlamazlar, hem de eleştirmeye kalkarlar’ gibi ifadelerde bulunabilir. Danışman bu olumsuz duygu ile danışan arasındaki ilişkiyi kurmalıdır. Danışman: ‘seni anlamadıklarını hissediyorsun’ gibi bir yanıtımla danışanın dışarıda tutmaya çalıştığı duyguları, kendisinin bir parçası olduğunu görüp anlamasına, kabul etmesine yardım edilir.
Yansıtmada bazı yanıtım yolları:
Size öyle geliyor ki…
….olduğunu hissediyorsun
Diğer bir ifadeyle…
Konuşmalarınızdan anladığıma göre…
Sizin hissettiğinize göre…..
… demek istiyorsun. Doğru anlamış mıyım?
Yansıtmada tek tip ifadeler kullanılmamalıdır. Kullanılırsa danışanın isteği azalır. Yansıtma, aşırı kullanılmamak şartıyla çok yönlü etkileri olan iyi bir deşme tekniğidir. Fakat empatik bir dinleme ve anlamayı gerektirir. Danışanın isimlendiremediği, parmak basamadığı duygu ve düşüncelerini danışman danışana yansıttığı takdirde, danışanın danışmana olan güven duygusu artar. Danışan cesaretlenir ve sorumluluğu üstüne alır. Bağımlılıktan kurtulup bağımsız bir fert olmaya yönelir. Ayrıca danışman yansıtma yaparken danışanın kültür düzeyi, örf, adetine uygun şekilde ifadeler kullanmalıdır.
TAHLİL (AÇIKLAMA) : Danışman, kişinin ifade ettiği birçok olgu ve duyguları bir araya getirerek bir şeyin oluş sebebini ortaya koymaya, probleme yeni bir bakış açısı getirmeye çalışır.
Örnek:
Danışan: Sizinle karşılaşınca bir korku basıyor. Aslında sizden korkmam gereken hiçbir şey yok. Ama sizden korkuyorum… acaba neden?
Danışman: Sanırım… belki …, bende babana benzer taraflar olduğunu söylemiştin birkaç kere. Babana benzetiyorsun beni. Ondan olsa gerek… ne dersin?
Burada benzetme (Transferans) var. Danışman açıklamasını ‘acaba, yanılıyor muyum?, belki, olabilir mi?’ gibi kesinlik göstermeyen ifadeler içinde yumuşak bir şekilde verir ki danışanda direniş veya olumsuzluk meydana gelmez.
Açıklama tekniği, danışmanca yapılmış değerlendirmelerin biraz ağır bastığı bir tekniktir. Danışman, kendi görüşünü kesin olmayan bir biçimde, yumuşak bir şekilde söyler. Danışman kendi görüşünü verir fakat bu görüş yine danışanın görüşlerinden hareketle yapılmış bir görüştür. Bu nedenle danışman objektif ve nötr durumdadır.
YORUM: Danışanın söz ve hareketlerinde mevcut olup da, henüz farkında olmadığı bir anlamı, bağlantıyı onun dikkatine getirme tekniğidir. Yani danışana yeni bir hipotez vermektir. Onun düşünce, tavır, görüşlerine farklı bir açıdan görüş getirilir. Danışan, kendini daha derinden incelemeye çalışır.
Örnek:
Danışan: Satış memurları olarak toplantımız oldu. Biz kalabalık bir grup küçük bir odada toplandık. Filmi göstermek için ışıklar söndürüldü. Çok tedirgin oldum, dayanamadım.
Danışman: Sonra? (Deşme)
Danışan: Dayanamadım. Terleyip titriyordum. Kalkıp odayı terk ettim. Terk ettiğim için kavga edeceklerini bildiğim halde çıktım.
Danışman: O kadar çok tedirgin oldun ki odada daha fazla kalmaya tahammül edemedin. Odayı terk etmenin başına daha çok dert açacağını bile bile terk ettin. (Aydınlatma)
Danışan: Evet… böyle aptalca bir şeyi yaptıracak kadar beni rahatsız eden nedir acaba?
Danışman: Hatırlıyor musun….kapalı bir yerde başkaları ile kalınca tedirgin olduğunu daha önceleri de konuşmuştuk. Böyle bir durum olmuştu. Yine fakültede okurken yurtta olmuştu. (Yüz yüze getirme)
Danışan: Tamam… Evet… Yine aynı cinsten bir şey.
Danışman: Ve yanılmıyorsam kadın-erkek karışık gruplarda olduğun zaman, ne kadar yakın oturursan otur, bu tedirginlik olmuyordu. (Daha fazla yüz yüze getirme)
Danışan: Hıı..yaa.. evet. Doğru.
Danışman: Yani öyle görünüyor ki özellikle erkek erkeğe ve özellikle karanlıkta yakın oturmak seni tedirgin ediyor. Böyle bir durumda kötü bir şey olacağından korkuyorsun. (Yorum)
Danışan: Susma…. Galiba doğru….ve erkeklerden korkuyorum…. Cinsel bir şey olabilir mi?..... Eşcinsel olabileceğimden mi korkuyorum acaba?
Yorum; danışmanların sahip olduğu danışma anlayışına, problemin mahiyetine, şartlara ve danışanın durumuna göre çeşitli seviyelerde yapılabilir. Kısa bir imadan başlayarak, akademik terimlerle yapılan ve bilinçaltı derinliklerine daha çok inen yorumlara kadar gidilebilir. Her yorum danışanda az ya da çok miktarda direnme oluşturur. Danışanda savunma meydana getirebilir. Bu da danışma ilişkilerinde baskısız danışma atmosferini ve kabul tutumunu zedeleyen bir durumdur.
Yorum yaptığımız kişi, eskisinden daha fazla anksiyeteye sahip olur. Yorumda insan tedirgin olur. Çünkü danışman danışanın söylediklerinin ötesine geçer, onun kendisine saklamış olduğu mahremiyetine dalış yapar. Kişi bu sefer savunmaya geçebilir. Yapılan yorumla danışana şimdiki davranışının yanlış olduğu ima edilir. Kişi kendini ayarlamaya başlar.
Yorum, danışanı düşüncesinin ardındaki gerçeklere götürür. Kişinin eski bakış açısını değiştirir. Şu an ki düşüncesinin yanlış olduğunu anlar.
NELER YORUMLANMALI?
Danışanın bilinç alanına yaklaşmış durumlar yorumlanmalıdır. Bu, duygu ya da düşünce olabilir. Bilinçaltındakiler yorumlanmamalıdır. Derinlerdeki durumlar konusunda yorum yapılmamalıdır. Ayrıca duygusal olan içerikler olgusal içeriklerden önce yorumlanmalıdır.
NE ZAMAN YORUMLANMALI?
Danışan, yorumu almaya yüz tuttuğunda, yorumu yapacak malzeme bilinç eşiğine yakın olduğu zamanlarda yorum yapılmalıdır. Danışan-danışman ilişkisi iyi olduğu zaman yapılmalıdır. Danışman yaptığı yorumundan emin olmalı hatta kanıtlar göstermelidir. Kavranmayan durumlarla ilgili yorum yapmamalıyız. Yorum için zaman gerekir. Oturumun sonunda değil de ortalarında yorum yapılmalıdır.
NASIL YORUMLANMALI?
Danışman: Eşin tiyatroya gidebilir miyiz dediğinde fark etmez demiştin. Şimdi sorduğum soruma da fark etmez diyorsun. Bu fark etmezler nereye kadar sürecek? (Yüzleştirme)
Kişi kendini anlamaya başladığı zaman yorum yapmalı. Orta aşamada kişileştirme, somutlaştırma yapılır. Son aşamaya doğru genelleştirme yapılır.
Kişi başlangıçta kendine ait olayları sanki başkaların olaylarıymış gibi anlatır. Danışman aydınlatma, tekrar tekniklerini kullanarak danışanı kendine yöneltir.
Önemli yorumlar hiçbir zaman oturumun sonunda verilmemelidir. Yorumu yaptığımız zaman danışan, hem gözlemci durumuna geçiyor, hem de kendi durumunun bilincinde oluyor. Yorum yapıldıktan sonra danışanın ne düşündüğü sorulmalıdır. Yorumun en güzeli ise danışanın yapmasıdır. Ayrıca yorumun ifade tarzı önemlidir. Genelde; ‘sanki…, anlaşıldığına göre…, ayrıca…, yani,…’ gibi cümleler kullanarak yoruma başlanmalıdır.
Yorumun etkililiği şu sorulara cevap vermesiyle orantılıdır:
Yapılan yorum kabul edilmiş midir?
Yapılan yorum kastedildiği şekilde anlaşılmış mıdır?
Yapılan yorum kullanılmaya başlanmış mıdır?

 
1- BU SİTE TAMAMEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR VE BİLGİLERİN GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMA İHTİMALİ VARDIR.
2- BU SİTE RESMİ BİR SİTE DEĞİL, KİŞİSEL BİR SİTEDİR.
3- YANLIŞLIKLA DA OLSA VERİLEBİLECEK HATALI BİLGİLER DOLAYISIYLA www.ygslyssistemi.com YÖNETİMİ HİÇ BİR SORUMLULUK KABUL ETMEZ.
4- SİTEMİZDEN EDİNDİĞİNİZ TÜM BİLGİLERİ MUTLAKA RESMİ KAYNAKLARDAN DA KONTROL EDİNİZ.
5- SİTEMİZDEKİ DİĞER SINAVLAR KISMI SADECE BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. YGS LYS HARİCİNDEKİ SINAVLARLA İLGİLİ SORU SORMAYINIZ.
6- HİÇ BİR KULLANICI SİTEMİZDEKİ BİLGİLERDEN DOLAYI HERHANGİ BİR ZARARA UĞRADIĞI YÖNÜNDE ŞİKAYETTE BULUNAMAZ.
ASLOLAN RESMİ KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERDİR. BURADA VERİLMİŞ OLAN BAZI PRATİK BİLGİLERİN OLASI YANLIŞLIĞI YA DA GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMİŞ OLMASI NEDENİYLE MAĞDUR OLMAMAK İÇİN LÜTFEN RESMİ KAYNAKLARA BAKINIZ.
7- BU SİTEYİ ZİYARET EDEN TÜM ZİYARETÇİLERİ BU UYARILARI OKUMUŞ KABUL ETMEKTEYİZ..

www.ygslyssistemi.com başarılar diler.......

Makale Arşivi

copyrite© ygslyssistemi.com
Her hakkı saklıdır. Yayınlanan makalelerin bir kısmı ya da tamamı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.